Ağ Toplumunun Yükselişi

network

İnternet teknolojisi dünyadaki bütün bilgisayarları birbirine bağladı. Yani dünya insanları arasında bir iletişim olanağı sağladı. Bu yapı son 10 yıldır ağ toplumu olarak tanımlanıyor. Sosyal medya, eposta servisleri, arama motorları, sohbet uygulamaları, haber siteleri, bloglar vs. hepsi bu ağ üzerinde iletişim olanaklarını çeşitlendiren teknolojiler aslında.

2000’li yıllar boyunca son derece negatif bir algıyla ağ toplumu, topluma alternatif bir sanal yapı gibi anlaşılmaya çalışıldı. İnternet forumları, sosyal medya siteleri ve insanların etkileşimli olarak bir araya geldikleri dijital ortamlar ‘sanal cemaatler’ olarak tanımlandı. Bu ortamlarda kişilerin kendilerini tanıttıkları profiller, kullandıkları avatarlar ve rumuzlarla ‘sanal kimlikler’ oluşturdukları ve bu sanal kimlikler üzerinden aslında var olmayan kişiler gibi davrandıkları düşünüldü. En azından insanlar bu cemaatlerde ‘gerçek’ hayatlarında söyleyemediklerini söylüyor, davranamadıkları gibi davranıyorlardı. Sanal kimlikler ve gerçek kimlikler arasında yapılan bu keskin ayrımlar ile internetin toplumsal etkisi görmezden gelindi en iyi ihtimalle küçümsendi. Sanal sosyalleşmenin yüz yüze ilişkileri gereksizleştirerek ve azaltarak toplumsal ilişkilere zarar verdiği yollu iddialar itibar gördü. İnsanlar klavye başında bir çeşit yalan dünyanın bir parçası haline gelen pasif bireyler olarak kodlandı. İnternetin etkileşimli mecraları sanki bir bilgisayar oyunundan ibaretmiş gibi görüldü. Elbette bu büyük bir yanılgıydı.

Çok geçmeden klavye başında oturanın sokaktaki insanla aynı insan olduğu anlaşıldı. Evet bazıları isimlerini saklıyorlar, bazıları kendilerine ait olmayan fotoğrafları kullanıyor ve bazıları da çeşitli sebeplerden ötürü kendisi hakkında doğru olmayan bilgiler veriyordu. Ama klavye başında oturan sanal değil gerçek bir kişiydi. Kendini içinde yaşadığı toplumun çeşitli baskılarından dolayı ifade edemeyenler için bir özgürlük alanıydı İnternet. Sanal cemaat kavramının ilk kullanıldığı yıllarda yapılan çalışmalar bu cemaatlerin çoğunlukla gay ve lezbiyenler arasında yaygın olduğunu görmeleri şaşırtıcı mıydı?

Bırakın sanalı, toplumdaki görünen kimliklerden daha gerçekti dijital alandaki kimlikler. İnsanlar kendilerini toplumsal baskılardan korumayı başararak daha iyi ifade edebilmenin, kendileri gibi diğer insanlarla iletişime geçebilmenin bir yolunu bulmuşlardı nihayet. İnternet sanal değil, gerçekti. Orada kurulan ilişkiler, yapılan tartışmalar, tanışmalar, dostluklar gerçekti. Bu gerçeklik toplumsal ilişkileri değiştirecek denli güçlüydü.

Ağ toplumu kavramını ilk kullanan ve geliştirenlerden biri olan Manuel Castells bu durumu şöyle özetliyor: “Ağ toplumunda kişisel kimlik daha açık bir mesele haline gelir. Artık kimliklerimizi geçmişimizden almıyoruz, kimliklerimizi başkaları ile etkileşime girerek yaratmak zorundayız…” Castells’in etkileşimden kastettiği bilgi ve iletişim neticesinde ortaya çıkan ilişkinin taraflar üzerinde bıraktığı etki olarak anlaşılabilir. Dolayısıyla ağ toplumu, bireylerin kimliklerini kurdukları dijital etkileşimler üzerinden dönüştürerek toplumun dönüşümünü sağlar. Bu dönüşüm süreklidir.

Dolayısıyla artık İnternet, sosyal medya gibi olgular yarattıkları iletişim ortamıyla yeni bir paradigmanın, yeni bir toplumun kapısını açmıştır. Toplumların neye dönüşeceği, nasıl dönüşeceği ise her toplumun kendi kültürel, ekonomik ve siyasal yapısı ve birikimiyle belirlenecek.

paylaşmak ne güzel:)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cami halıları
mide küçültme ameliyatı
Fazla kilolardan mı şikayetçisiniz? O halde neden mide küçültme ameliyatı nı denemiyorsunuz. mide küçültme ameliyatı, zayıflamak isteyenler için kesin bir çözüm sunuyor. Üstelik çok kısa bir süre içersinde hayal ettiğiniz kilolara kavuşabilirsiniz.
Caminin önünde ve iki yanında geniş cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir. İç avluya, biri cepheden ikisi yandan olmak üzere herbiri merdivenli 3 kapıdan girilmektedir. Bu kapılarla dış avlunun cümle kapısı, ozamana kadar benzeri görülmemiş bronz kapılardır. Kubbeden aşağı doğru indikçe mekan yayılmaktadır. Bu piramidel yükselme ve yayılma sonucunda göz yanlara ve yukarıya doğru aynı mesafelere ulaşmaktadır. Bu özelliklerden dolayı, mekanın neresinde olursanız olun, bütün mekana hakim görüş sağlarsınız. Kubbe yaklaşık olarak 43 metre yükseklikte ve köşeleri pandantifle doldurulmuş 4 muazzam kemer üzerine oturtulmaktadır. Caminin su basmanı üzerinde olması ve kubbe yüksekliği nedeniyle pencereleri oldukça fazladır. Böylece caminin içini süsleyen binlerce çini ve kalem işleri tatlı ışık altında görülmektedir. Caminin içindeki en önemli unsur, ince işçilikle yontulmuş mermerden yapılma mihraptır. Bitişik duvarları, seramik çinilerle kaplanmıştır fakat çevresindeki çok sayıdaki pencere onu daha az ihtişamlı gösterir. Mihrabın sağında, Caminin en kalabalık halinde dahi olsa, herkesin imamı rahatça duyabileceği şekilde dekore edilmiş mimber bulunur. Caminin içi her katında alçak düzeyde olmak üzere 50 farklı lale deseninden üretilmiş 20binden fazla çini ile döşenmiştir. Alt seviyelerdeki çiniler, geleneksel galerideki çinilerin desenleri çiçekler meyveler ve servilerle gösterişli ve ihtişamlıdır.
tüp mide, mide küçültme ameliyatı