Aynamaske

Bir zamanlar, insanlar hayatları kötüye gittiğinde, günlerin monotonluğu dayanılmaz hale geldiğinde başlarını alır gider, gezici sirklere katılırlarmış. Gündelik hayatın gerçeklerinden uzak, fantastik, kaygısız, renkli insanların yaşadığı yerlermiş sirkler. Tam da kaçılacak yerlermiş yani.

AynaMaske (MirrorMask) de ise bu fantezinin tam tersine çevrilmiş bir haliyle karşı karşıyayız. On altısına basmak üzere olan Helena, Campbell Aile Sirki’nin bir üyesiyken, bu fantastik hayattan sıkılarak, gerçek, yani sıkıcı, yani monoton, yani sıkıntılı bir hayata özlem duyuyor. Artık seyircilere mısır satmak, aile üyelerinin şovlarına katılmak ona heyecan vermiyor. Geleceğini düşünüyor ve on altısına basan her çocuk gibi, ailesinden biraz olsun uzaklaşarak gerçek dünyayla yüzleşmek istiyor. Anne baba ile tartışıyor, evden kaçma hazırlıkları yapıyor ancak bu sırada anne hastalanıyor ve sirk kapanıyor. Helena önemli bir ameliyat geçirmesi gereken annesinin durumundan kendini sorumlu tutarak başını yastığa koyduğunda, kendini garip bir ülkede buluyor. Aydınlık ve Karanlık Krallık olarak ikiye ayrılmış bir ülke burası. Aydınlık Krallığın kraliçesi uyuyor ve bunu fırsat bilen Karanlık Krallık gitgide büyüyor. Kraliçenin uyanması ve aydınlık ile karanlık arasındaki dengenin yeniden kurulabilmesi için AynaMaske’nin bulunması gerekiyor. Karanlık Krallıkta saklı AynaMaske’nin bulunması görevi de Helena’ya veriliyor. İşte bu noktadan itibaren karanlık ve aydınlık, rüya ve gerçek, arzu ve sorumluluk arasındaki sınırlar belirsizleşiyor.

AynaMaske bir çizgi roman uyarlaması değil. Ancak çizgi roman severlerin bu filme ilgi duyması için geçerli nedenleri var. Filmin yazarı Neil Gaiman çizgi roman dünyasının en itibarlı yazarlarından biri. Ülkemizde de yayınlanan Sandman serisiyle sadece büyük bir hayran kitlesi edinmekle kalmamış, Dünya Fantezi Ödülü gibi edebiyat dünyasının en önemli ödüllerinden birini, üstelik ilk kez bir çizgi roman serisiyle almayı başarmıştı. Yönetmen koltuğunda ise Dave McKean var. Constantine, Sandman gibi çizgi romanlarda çalışmaları bulunan McKean de çizgi romancılar tarafından iyi tanınan bir grafik tasarımcı, illüstratör ve çizer.

AynaMaske’yi ilginç kılan tek şey Gaiman/McKane ortaklığı değil. Dünyanın en önemli kuklacılarından sayılan Jim Hanson’un adını taşıyan yapım şirketi İngiliz Jim Henson Company (JHC) de bu projeyi ilginçleştiren etmenlerden birisi. JHC daha önce başrolünde David Bowie’nin oynadığı Labirent (Labyrinth) ve fantastik bir kukla filmi olan Koyu Kristal (Dark Crystal) ile adını duyurmuş, İngiltere’nin en yaratıcı efekt şirketlerinden birisi. AynaMaske projesinin arkasındaki ateşleyici güç de onlar. Labirent ve Koyu Kristal filmlerinin DVD satışlarının neredeyse hiç tanıtım yapılmadan artması, şirketi yeni efektlerini kullanabilecekleri bir uzun metraj film yapmak konusunda cesaretlendirmiş. Sony Pictures ile işbirliği yapan şirket, 4 milyon dolar gibi Holywood ölçülerine göre oldukça mütevazi bir bütçeyle yola koyulmuş.

JHC ilk olarak Neil Gaiman’a teklif götürmüş ve filmin düşük bütçesinden dolayı Gaiman’dan senaryoyu değil sadece hikayeyi yazmasını istemiş. Ancak Gaiman filmi Dave McKane yönettiği taktirde paranın önemli olmadığını, senaryoyu da yazabileceğini söyleyince işler değişmiş. McKane sinema tecrübesi oldukça sınırlı olmasına rağmen, kendi imkanlarıyla çektiği The Week Before (Bir Hafta Önce) adlı kısa filmle fazla paraya ihtiyaç duymadan neler yapabileceğini kanıtlamıştı. Gaiman, JHC’nin yapımcılığını üstlendiği bir projede yer almak için McKane’nin parayı sorun etmeyeceğini düşünmüş. Düşündüğü gibi de olmuş, McKane yönetmenliği kabul ettikten sonra vakit kaybetmeden Gaiman ile birlikte hikaye üzerinde çalışmaya başlamışlar.

Gaiman’ın ve McKane’in katılması ile iddialı hale gelen projede, yine de bütçe arttırımına gidilmemiş. Gaiman ve McKane, bütçenin artmasının parayı sağlayan Sony Picture’ın işlerine müdahale etmesine sebep olabileceğinden kuşku duyarak “düşük bütçe, yüksek yaratıcı özgürlük” formülünü işletmeyi tercih etmişler. Bu yüzden filmin yapım aşaması oldukça mütevazi.Gaiman ve McKane, Henson Ailesinin Londra’daki evine yerleşerek senaryo üzerinde kafa patlatmaya başlamışlar. Bütçe kısıtlamaları yüzünden her şeyi kağıt üzerinde bitirdikten sonra çekimlere başlamak istemişler. Evin zeminine dağılmış yüzlerce not kağıdı üzerinde hikayelerini geliştirmişler, çekim planlarını yapmışlar. Bu dönemde eve ziyarete gelen ünlü yönetmen Terry Gillham (12 Maymun, Brasil) yerdeki kağıt parçalarına bakarak, ‘Bu bir filme benziyor’ demesi onlara cesaret vermiş. Çalışma sırasında Gaiman yüksek maliyetli sahneler yazarken, McKane bu sahneleri bilgisayar grafikleri ile çözerek maliyeti düşürecek formüller üretmiş. Nihayet ortaya %80’i JHC’nin stüdyolarında da mavi ekran önünde çekilebilir bir senaryo çıkmış.

Filmdeki bütün yaratıklar McKane tarafından tasarlanmış. Grifinler (mitolojik bir ejderha), kuş kafalı küçük gorillere benzeyen maymun-kuşlar, bir çift manyetik dev ve Kedi Kadın’ı anımsatan Bayan Bagwell adlı garip bir kadınla birlikte yaşayan insan yiyen sfenksler. Elbette hepsi bilgisayar efektleriyle (CG) oluşturulmuş yaratıklar. Ancak Gaiman ve McKane filmlerinde son yıllarda Holywood’da örneklerini sıkça gördüğümüz CG şovlarından biri olarak görülmemesinde ısrarcılar. Filmin güzel bir hikayesi var ve asıl amaç bu hikayeyi mümkün olan en iyi şekilde anlatmak diyorlar.

Filmdeki mütevazi oyuncu kadrosu çoğunlukla televizyon dizilerinden seçilmiş. Helena’yı oyayan Stephanie Leonidas 16 yaşında. En tanınmış isim ise Nothing Hill’den tanıdığımız Gina McLee. McKee filmde Helena’nın annesini, Aydınlık ve Karanlık ülkelerin kraliçelerini canlandırıyor. Zaten filmdeki gerçek hayatta rolü olan herkesin, Helena’nın rüyasında da bir rolü var. Mesela Helena’nın babasını oynayan Rob Brydon, aynı zamanda Aydınlık Krallığındaki Işık Kenti’nin valisi. Filmdeki diğer önemli rolleri ise Jason Barry, Dora Bryan, Robert Llewellyn, Andy Hamilton ve Stephen Fry canlandırıyor.

Filmin yaratıcıları, AynaMaske’nin, Alice Harikalar Diyarı ve Oz Büyücüsü ile olan ilişkisinin altını çiziyorlar. Senaryoyu yazarken bu iki klasik hikayeden çok etkilendiklerini, ancak Helena’nın suçluluk psikolojisinin hikayeyi farklı bir yöne doğru geliştirdiğini söylüyorlar. Bütün bunların yanında, yapımcı şirket sonuçtan memnun. Öyle ki başlangıçta sadece festival gösterimleri ve video piyasası için düşünülen filmin, deneme gösterimlerinden sonra dünya çapında sinemalara dağıtılmasına karar verilmiş. Bu deneme gösterimlerinden birini seyreden bir izleyici ise fantastik hikayeler sevenlerin filme duyduğu iştahı biraz daha kabartan şu sözleri söylüyor: “Geçekten çok şaşırtıcı. Tim Burton ile Jim Hanson bir araya gelmiş meskalinle kafayı iyice bulduktan sonra bu filmi çekmişler gibi… Bundan daha iyi anlatamam. Beğenir misiniz bilmem ama mutlaka görmelisiniz.”

paylaşmak ne güzel:)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir