Ben ki Abdülcanbaz’ım…

Türk Çizgi Romanın en kendine özgü, şaşırtıcı, renkli karakterlerinden biridir Abdülcanbaz. Yaratıcısı Turhan Selçuk’un ifadesiyle, “o her çağda halkın özlemini duyduğu, hayallerinde yaşattığı efsanevi bir tiptir. Bazen masal dünyalarında, bazen günümüzde sürdürür yaşantısını, bazen de uzayı adımlar.” Gerçekten de Abdülcanbaz maceraları zaman ve mekan tanımaz. Kimi buzullarda kimi yerin yedi kat altında kimi de uzayda geçer. Abdülcanbaz için Afrika’ya, Ay’a seyahat etmek, milattan önceki dönemlerde gezinmek ya da geleceğe gitmek sorun değildir. Macera neredeyse oradadır. Ancak yaşadığı dönem çoğunlukla Osmanlı’nın son zamanlarıdır.

abdul4

İlk kez 1957 yılında Milliyet gazetesinin sayfalarında başlar maceraları. Önce Aziz Nesin yazar, Turhan Selçuk çizer. Daha sonra kısa bir süreliğine Rıfat Ilgaz yazmaya başlar. O dönemdeki Abdülcanbaz, bir turist rehberi, bir yeşilçam simsarı, bıçkın, kurnaz, açıkgöz bir tiptir. Rıfat Ilgaz’ın yazmayı bırakmasıyla Turhan Selçuk yeni bir karakter yaratmaya karar verir. Selçuk’un tanımlamasıyla bu yeni karakter “…halktan bir kişidir. İyiden, doğrudan, halktan, haktan yana olduğu için güçlüdür. Halkını seven her dürüst ve namuslu kişide az çok Abdülcanbazlık vardır.” Eski Abdülcanbaz’ın yeni Abdülcanbaz’a dönüşmesi de ilginç olur. Arkadaşı Tarzan ile birlikte kalacak bir ev arayan Abdülcanbaz en sonunda bir köpek kulübesinde uyumak zorunda kalır. O gece gördüğü bir rüyada Osmanlı döneminde bir maceraya sürüklenir. Bunu diğer maceralar izler ve bir daha da uyanmaz o rüyadan.

abdul

Abdülcanbaz’da hikayeler tarihten, güncel sorunlara geniş bir yelpazeden seçilir. Örneğin Seyahat’i Foncistan Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nden esinlenmiştir. Ramona Karatecinin Aşkı, hikayesi Selçuk’un bir sahafta bulduğu İspanyolca bir kitaptan alınmıştır. Bilim Kurgu hikayelerinde Jules Verne’nin etkisi vardır. Abdülcanbaz’ın en sevilen maceralarından biri olan Toprak Nihayetlerine Seyahat ise İstanbul Küçükçekmece imamının yazdığı küçük bir risaleye dayanır. Zamanın popüler isimleri, siyasetçiler, sinemadan ve edebiyattan kahramanlar katılır maceralara. Tarzan birçok macerada Abdülcanbaz’a yoldaşlık etmektedir. Neymiş Bond, Arsen Lüpen, Halefyan, Seyidül Kürsi, Casus Lawrens ve yetmiş iki milletten çeşit çeşit karakter… Bazı hikayelerde, hikayenin konusu hakkında tarihi bilgiler verilir. Tulumbacılar Futbol Takımı’nda futbolun geçmişi, Tekerleğin Öyküsü’nde tekerleğin gelişimi, Sahra Kaplanı’nda petrolün tarihçesi verilir. Toplumsal eleştiri Abdülcanbaz’ın her hikayesinde yer bulur. Abdülcanbaz dini istismar eden, halkı sömüren kişilere karşı savaşır. Sosyal sorunlara, güncel konulara sık sık göndermelerde bulunulur. Abdülcanbaz’ın Mısır’a gittiği bir macerada zamanın Kıbrıs Rum lideri Makarious birkaç karede görünür. O dönemde Kıbrıs sorunu gündemdedir ve Mısır, Kıbrıs Rum yönetimini destekleyen açıklamalar yapmıştır.

abdul3

Abdülcanbaz, köklerini ortaoyunu, Karagöz ve Hacivat gibi geleneksel gösteri sanatlarından alır. Karagöz ve Hacivat’taki gibi halkın içiden ve halkın karşısında kişiler vardır. Tiplerin birçoğu günlük hayatın içinden alınır. Tarzan, Fettah, Karanfil Hoca gibi iyiler, Abdülcanbaz’ın en büyük yardımcılarıdır. Gözlüklü Sami, Sürmegöz İhsan ise hikayelerin kıdemli kötü adamlarıdır. Özellikle Gözlüklü Sami hemen her hikayede vardır. Abdülcanbaz kadar incelikli, hatta ondan daha detaylı çizilmiş bir karakterdir. Aşağılık, çıkarcı, düzenbaz, gününü gün etme heveslisi, anasının gözü, kısaca Abdülcanbaz’ın taban tabana zıttıdır. Şeytani zekası sayesinde her olaydan kendini sıyırmayı başarır. Kadınlar ise Abdülcanbaz hikayelerinde her zaman merkezdedir. Birçok macerada kadın erkek ilişkileri, ihanet, aldatma, sadakat konuları çevresinde ele alınır. Abdülcanbaz’ın kadınları güzel yüzlü, alımlı, uzun bacaklı, dolgun göğüslü geniş kalçalıdır. Selçuk’un anlatımıyla “karpuz göğüs, ayva göbek, ince bel, sütun gibi bacaklara” sahiptir. Selçuk’un eserlerine genelde köşeli çizgiler hakimken, kadınları bütünüyle yuvarlak hatlarla resmeder. Güzel, seksi, kötü kadınların yanısıra, sadık, saf ve bir o kadar da güzel kadınlar Abdülcanbaz maceralarını süsler.

abdul2

Abdülcanbaz’ın Milliyet gazetesinde başlayan maceraları, Cumhuriyet, Akşam, Yeni İstanbul gazetelerinde aralıklı olarak devam eder. Mehmet Benli tarafından 1971’de 12 fasikül olarak yayınlanır. 1982’de Milliyet Yayıncılık 24 albüm,1999’daYapı Kredi Yayınları tarafından yeniden albüm olarak yayınlanır. Abdülcanbaz hiçbir zaman sinemaya konu olmaz, ancak 1972’de Dostlar Tiyatrosu, 1994’de İstanbul Devlet Tiyatrosu, 1999’da Antalya Devlet Tiyatrosu, 2002’de Adana Devlet Tiyatrosu Abdülcanbaz’ı defalarca sahneye taşır. Dostlar Tiyatrosu’nun sahnelediği ilk oyunda Abdülcanbaz’ı Ahmet Mekin canlandırır.

TURHAN SELÇUK
Turhan Selçuk 1922’de Milas’ta doğdu. İlk karikatürleri Adana’daki ortaöğrenimi sırasında aynı yerde çıkan Türk Sözü gazetesi ile İstanbul’da Kırmızı Beyaz ve Şut spor dergilerinde yayımlandı (1941). 1943’te Akbaba’nın kadrosuna girdi, 1948’de Tasvir’de karikatürcü ve ressam olarak çalıştı; Refik Halit Karay’ın çıkardığı Aydede’nin baş çizeri oldu. Kardeşi İlhan Selçuk’la birlikte 41 Buçuk (1952), Dolmuş (1956) mizah dergilerini çıkardı. 1949’da, dünyada Steinberg’in öncülüğüyle başlayan modern karikatür anlayışına yöneldi. Yeni İstanbul gazatesindeki yazılarında “grafik mizah”ın karikatürün evrensel anlatımı olduğunu savundu; çalışmalarını bu yönde sürdürmeye başladı. Yeni İstanbul, Yeni Gazete, Akşam, Milliyet, Cumhuriyet gazetelerinde ve Akis, Yön, Devrim, Toplum, vb. dergilerde çizdi. 1957’de Milliyet’te çizmeye başladığı Abdülcanbaz dizisi büyük ilgi gördü. Tiyatroya ve sinemaya uyarlanan bu çizgi romanın bir deseni 1991’de PTT tarafından pul olarak basıldı. 1969’da iki arkadaşıyla Karikatürcüler Derneği’ni kuran Turhan Selçuk 1973’te Sanatçılar Birliği tarafından “Halkın Sanatçısı”, 1983’te Gazeteciler Cemiyeti tarafından “Yılın Karikatürcüsü” seçildi. Yurt içinde ve dışında çeşitli ödüller aldı: Bordighera Altın Palmiye (1956) ve Gümüş Hurma (1962), İppocampo (1970), Vercelli (1975), Sedat Semavi Vakfı Görsel Sanatlar Ödülü (1984), Cumhurbaşkanlığı Büyük Sanat Ödülü (1997) vb. 1992’de Dışişleri Bakanlığı’nın önerisi üzerine hazırladğı “İnsan Hakları” konulu sergisi Avrupa Konseyi’nin önerisiyle ilk kez Strasbourg’da açıldı, 1997’ye kadar Avrupa’nın çeşitli kentlerinde ve Güney Afrika’da dolaştı. “Barış ve Kitap” konulu karikatürü 1992’de Avrupa Konseyi’nin başlattığı kitap okuma kampanyası boyunca bütün afiş ve dokümanlarda logo olarak kullanıldı. Sanatçı, çalışmalarını Turhan Selçuk Karikatür Albümü (1954), 140 Karikatür (1959), Turhan 62 (1962), Hiyeroglif (1964), Hal ve Gidiş Sıfır (1969), Söz Çizginin (1979) adlı albümlerinde topladı.

KAYNAKLAR
Zühal Arınık, Abdülcanbaz Külliyatı No:24, Milliyet Yayınları, 1982.
Levent Cantek, Türkiye’de Çizgi Roman, İletişim Yayınları, 2002

Mart 2005

paylaşmak ne güzel:)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Barkod Etiketi üretimi yapan firmaların işi ciddi bir iştir. Bu anlamda sizin de hangi firmayla çalışma yatığınız çok büyük önem taşır. Kullanım alanı sınırsızdır. Her alanda ve her sektörde bu etiketlere ihtiyaç duyulur. Etiket çeşitleri ve Barkod etiketleri, seri üretimle hazırlanmaktadır. Etiketler ahşap, plastik, metal ya da cam gibi ambalajlı ürünlerin üzerilerine ugulanır.
Mide botoksu midenin belirli yerlerine botoks maddesi enjekte etme suretiyle midedeki kasların çalışmasını sınırlandırmayı ve sayede midenin gıdaları sindirim sürecini yavaşlatarak buna bağlı olan açlık-tokluk hissi süresinin de uzatılmasını amaçlayan ameliyatsız kolay kilo verme tedavisidir. Botoks uygulanırken, midenin detaylı şekilde içerden görüntülenmesini sağlayan endoskopi uygulaması ile gerçekleştirilir. Bu sayede hastaya sadece gastroskpik uygulaması kadar bir rahatsızlık olur. Özellikle diyet programlarına ve düzenli egzersizlere uymakta zorlanan ve buna bağlı olarak da obeziteye yakalanan, bu yüzdende obezitenin sebep olduğu çeşitli sağlık sorunları olan kişiler için mide botoksu bir devrim niteliğindedir ve son yıllarda ülkemizde yaygın olarak kullanılmaktadır.
Termal Etiket Eco Termal etiket, yüzeyinde hami bir katman bulunmayan miktar çeşididir. Kumbara üzerine termal lamine edilmesi sonucunda oluşmaktadır. Kullanılan barkod yazıcının baş bölgesindeki ısı beraberlik birlikte termal sıvılaşma özelliği gösterir dahi bu şekilde Eco termal etiketin üzerine baskı alınır. Bu termal etiketlere yumruk termal olarak (ısıyla) yapılır ve yerde yüzden ribon kullanılmaz. Ribon kullanımı olmadığı için tahakküm maliyeti sıfıra yakındır.
Dijital Baskı ve baskı etiketi teknolojileri geliştikçe firmaların büyük ebatlı etiket ihtiyaçlarına da dijital çözümler sunulmaya başlamıştır. Böylece, birbirinden canlı renklerin ve kusursuz çizgilerin hakimiyetindeki büyük ebatlı dijital baskı etkileri; kurumsal firmaların reklam kampanyalarındaki en iddialı unsurlarına dönüşmüştür.