Çalışma Hayatının Geleceği

 

“Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişim, küreselleşme, iklim değişiklikleri ve demografik hareketlilik iş ve çalışma dünyasını hızla dönüştürüyor. Çalışma hayatının kimseyi dışarıda bırakmayacak bir biçimde adil olarak dağılmasını sağlamak, toplumsal cinsiyet farkını kapatmak, küresel eşitsizliğin yol açtığı hasarları gidermek ve daha nitelikli, insanca bir çalışma hayatı için bu dönüşümün bir parçası olmak ve gerekli adımları atmak gerekiyor. “

Bu satırlar, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) bünyesinde kurulan Çalışma Hayatının Geleceği Küresel Komisyonu’nun (Global Commission on the Future of Work) geçen hafta yayınladığı Daha Parlak Bir Gelecek İçin Çalışma Hayatı (Work For Brighter Future) raporundan alınma. Komisyon, gelecekte nasıl bir çalışma hayatı olması gerektiği ve buna ulaşmak için nasıl bir yol haritası gerektiği üzerine çalışıyor. Komisyon, herkes için iyi ve sürdürülebilir iş fırsatları sağlayan bir gelecek için atılması gereken adımları geçen hafta yayınladıkları bir raporla kamuoyuna açıkladı.

Rapor öncelikle bir durum tespitiyle başlıyor. Buna göre;

  • 2030 yılına kadar 344 milyon kişiye iş olanağı sağlanması gerekiyor,
  • Hali hazırda 190 milyon kayıtlı işsiz var,
  • 300 milyon çalışan günde 1,90$’ın altında bir ücretle açlık sınırının altında yaşıyor,
  • 2 milyardan fazla insan kayıt-dışı ekonomide güvencesiz olarak çalışıyor,
  • Her yıl 2,78 milyon insan çalışma iş kazalarında ya da işe bağlı hastalıklar sebebiyle ölüyor,
  • Çalışanların %36,1’i ortalama haftada 48 saat fazla mesai yapıyor,
  • Son 10 yıldır çalışanların ücretlerindeki artış, ürün ve hizmet fiyatlarındaki artışın gerisinde kalıyor,
  • 1980–2016 yılları arası ortalama gelirlerde %27’lik bir artış var, ancak en yoksul %50’nin gelirlerindeki artış %12 oldu,
  • Aynı işi yapan erkekler ve kadınların maaşları arasında %20’lik bir fark var,
  • Dünya üzerindeki hanelerin %53,6’sının internet erişimi var. Gelişmekte olan ülkelerde bu oran %15.

Bu veriler, ışığında Daha Parlak Bir Gelecek İçin Çalışma Hayatı Raporu, insanları ekonomik ve sosyal politikaların ve iş uygulamalarının merkezine yerleştirerek sosyal sözleşmeyi güçlendiren bir gündem çağrısında bulunuyor. Bu gündem ışığında, komisyon üç alanda harekete geçmeyi öneriyor:

  1. İnsanların kapasitelerini geliştirmek için yeteneklerine yapılan yatırımın artırılması
  2. Çalışma hayatının niteliğini arttırmayı amaçlayan kurumlara yatırımın arttırılması
  3. İyi ve sürdürülebilir çalışma modellerine yatırımın artırılması

İnsanların yeteneklerine yapılan yatırım, dijital çağın gerektirdiği yeni meslekler ve mevcut mesleklerdeki değişim göz önünde tutularak, yaşam boyu öğrenme süreçlerinin desteklenmesi, gençlerin iş yaşamına geçişlerinin ve çalışmak zorunda olan yaşlıların kendilerine uygun işlere geçişlerinin kolaylaştırılması üzerinde duruyor.

Rapor, temel çalışan haklarını, yeterli insanca yaşam ücretini, çalışma saatlerini sınırlayan ve güvenli bir çalışma ortamını garanti altına alan ‘Evrensel İş Garantisi’nin gündeme alınmasını savunuyor. Ayrıca, kolektif temsil ve sosyal diyaloğu destekleyen kamu politikalarının da teşvik edilmesini öneriyor.

Raporun üzerinde önemle durduğu konulardan birisi de, toplumsal cinsiyet eşitliği. Çalışma hayatında cinsiyet eşitliği için dönüştürücü bir gündem oluşturma çağrısında bulunan rapor, ekonomide, kadınların temsiliyetinin ve liderliğinin güçlendirilmesinin çalışma hayatının geleceği için kritik önemde olduğunu vurguluyor. Ekonominin her alanında; kamuda, işçi ve işveren örgütlerinde, ve girişimlerde kadınların karar süreçlerinde aktif ve katılımcı olması; tüm ekonomik organizasyonlarda daha fazla temsil edilmelerinin desteklenmesi çağrısında bulunuluyor.

Raporun başlıklarından birisi de, ’İnsana Yakışır İş İçin Teknoloji’ başlığını taşıyor. Bu bölümde ilginç olan, komisyonun özellikle son zamanlarda iş hayatında yapay zekanın rolü hakkındaki tartışmalara dâhil olarak, işi etkileyen son kararların mutlaka insanlar tarafından alınmasının garanti altına alınmasını önermesi. Ayrıca dijital işgücü platformları için uluslararası kurallar belirlenmesi, hatta bir yönetim sistemi kurulması raporun önemli önerilerinden biri. Kişisel veri güvenliği ve teknoloji yoluyla çalışanların iş süreçlerinde karar mekanizmalarına dâhil edilmesi de raporun içerdiği taleplerden bazıları.

Dijital teknolojilerin çalışanları iş süreçlerindeki temsiliyeti için etkili kullanılması önerisi bu raporun en yenilikçi yaklaşımlarından biri sayılabilir. Bu şekilde çalışanların dijital araçlar kullanarak örgütlenmesi de destekleniyor. Bu örgütlenme ve temsiliyetin kamu tarafından garanti altına alınması gerekliliğinin de altı çiziliyor.

Raporun, iyi ve sürdürülebilir çalışma modellerine yatırımın arttırılması ile ilgili bölümünde, teknolojinin yeni istihdam alanları yaratacak, cinsiyet eşitliğini artıracak, ekolojik sürdürülebilirliği hedefleyen mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelerin ortaya çıkması için etkin olarak kullanılması gerektiğinin altı çiziliyor. Yatırımları, yüksek kaliteli fiziksel ve dijital altyapılara yönlendirmek, katma değeri yüksek ürün ve servisleri hedefleyen iş süreçlerini öne çıkarmak, yerel kalkınmanın desteklenmesi bu bölümde öne çıkarılan diğer konular.

Raporun bütününde öne çıkan tema iş ve çalışma yaşamının insan-merkezli bir anlayışla tasarlanmasının önemi. Adil vergi ve maliye politikaları, kurumsal muhasebe standartları, gelişmiş paydaş temsili ve şeffaf raporlama uygulamaları, insan-merkezli çalışma hayatı için önemli konular olarak öne çıkıyor. Ekonomik büyümenin adil gelir dağılımı ile ilişkilendirmesi, kâr öncelikli olmayan kooperatifler ve sosyal girişimlerin desteklenerek sosyal ekonominin genişletilmesi yine insan-merkezli ekonomik yaklaşımın diğer öğeleri.

ILO’nun bünyesinde hazırlanan, geleceğin çalışma hayatına yönelik bu rapor, özellikle paylaşım ekonomisi, dijitalleşme, endüstri 4.0 gibi yeni kavramlarla tanımlanan ekonomik dönüşüm sürecinde çalışan haklarının korunması ve geliştirilmesi anlamında büyük önem arz ediyor. Yeni ekonominin, esnek çalışmayı ve iş güvencesi ve özlük haklarından yoksun serbest çalışanları destekleyen eğilimi göz önüne alındığında, kamunun ve sivil toplumun geleceğin çalışma hayatı için bugünden harekete geçmesi gerektiği ortada. Daha Parlak Bir Gelecek İçin Çalışma Hayatı Raporu bu anlamda bir bakış açısı ve yol haritası sunması açısından önemli ve öne çıkarılması gereken bir çalışma.

Raporun tamamına aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz.

https://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/—dgreports/—cabinet/documents/publication/wcms_662410.pdf

paylaşmak ne güzel:)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cami halıları
mide küçültme ameliyatı
Fazla kilolardan mı şikayetçisiniz? O halde neden mide küçültme ameliyatı nı denemiyorsunuz. mide küçültme ameliyatı, zayıflamak isteyenler için kesin bir çözüm sunuyor. Üstelik çok kısa bir süre içersinde hayal ettiğiniz kilolara kavuşabilirsiniz.
Caminin önünde ve iki yanında geniş cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir. İç avluya, biri cepheden ikisi yandan olmak üzere herbiri merdivenli 3 kapıdan girilmektedir. Bu kapılarla dış avlunun cümle kapısı, ozamana kadar benzeri görülmemiş bronz kapılardır. Kubbeden aşağı doğru indikçe mekan yayılmaktadır. Bu piramidel yükselme ve yayılma sonucunda göz yanlara ve yukarıya doğru aynı mesafelere ulaşmaktadır. Bu özelliklerden dolayı, mekanın neresinde olursanız olun, bütün mekana hakim görüş sağlarsınız. Kubbe yaklaşık olarak 43 metre yükseklikte ve köşeleri pandantifle doldurulmuş 4 muazzam kemer üzerine oturtulmaktadır. Caminin su basmanı üzerinde olması ve kubbe yüksekliği nedeniyle pencereleri oldukça fazladır. Böylece caminin içini süsleyen binlerce çini ve kalem işleri tatlı ışık altında görülmektedir. Caminin içindeki en önemli unsur, ince işçilikle yontulmuş mermerden yapılma mihraptır. Bitişik duvarları, seramik çinilerle kaplanmıştır fakat çevresindeki çok sayıdaki pencere onu daha az ihtişamlı gösterir. Mihrabın sağında, Caminin en kalabalık halinde dahi olsa, herkesin imamı rahatça duyabileceği şekilde dekore edilmiş mimber bulunur. Caminin içi her katında alçak düzeyde olmak üzere 50 farklı lale deseninden üretilmiş 20binden fazla çini ile döşenmiştir. Alt seviyelerdeki çiniler, geleneksel galerideki çinilerin desenleri çiçekler meyveler ve servilerle gösterişli ve ihtişamlıdır.