Çizgi ile Edebiyatın Beklendik Karşılaşması: Deli Gücük

Memleketimizde çizgi roman muhabbeti açılınca nostaljik bir hava hasıl olur. Altmışların, yetmişlerin çocukluk kahramanları hatırlanmaya başlanır. Tommiks, Teksas, Zagor, Mandrake… Söz yerli çizgi romana gelince Tarkan, Kara Murat, Yüzbaşı Volkan akla ilk gelenlerdendir. Sanki bahsedilen çocukluğumuzda kalmış bir ramazan eğlencesi, bir düğün adetidir. Böyle bakılır çizgi romana: Sahaf raflarında karşılaşılan eski bir dost, kültürel tarihimizin unutulmaya yüz tutmuş bir sayfası gibi.

Elbette öyle değil. Çizgi roman deyince, özellikle son otuz yıldır giderek çeşitlenerek farklı yaşlara, zevklere, hitap edebilmeyi başarmış, uçsuz bucaksız bir sanat dalı, bir kültürel üretim alanından bahsediyoruz. Amerika’da, Brezilya’da, Japonya’da, Fransa’da, Kore’de ve daha birçok ülkede milyonları bulan satışlara ulaşan, tür (janr) çeşitliliğiyle sinema ile yarışan, farklı sanat dallarına ilham veren ilham alan, ismi üstünde edebiyatla çizginin kesiştiği bir noktada saygınlık kazanan bir kültürel üretim ve tüketim alanı. Bizdeki bu nostalji tınısı ise ancak memleketimize özgü özellikle seksen sonrası giderek kuraklaşan kültürel iklimimizle, gün geçtikçe sığlaşan kitap okuma alışkanlıklarımızla açıklanabilir.

Bana bütün bunları bir iki gün önce elime geçen Deli Gücük: Osmanlı Taşrasında Dehşet ve Korku Hikâyeleri adlı çizgi roman kitabı düşündürüyor. Birçok yazar ve çizerin kolektif çalışmasıyla ortaya çıkmış, çizgi roman, öykü ve ilüstrasyonlardan oluşmuş bir anlatı Deli Gücük. Anadolu söylencelerinden, deyişlerinden esinlenerek tasarlanmış bir karakterin çevresinde, Osmanlı’nın tarih kitaplarından pek görmediğimiz yüzünü, taşrasını mekan bellemiş hikâyeler, farklı anlatıcıların, çizer ve yazarların kaleminden anlatılıyor. Bas baya ilginç, memleketimizde görmeye pek alışık olmadığımız tarzda bir çalışma. Kitabın arka kapağındaki, “Memleket kokan adalet. Huzursuz seyyah, kargalarla konuşan adam, yalan dünya, kahrolası hayat… Deli Gücük, Osmanlı taşrasında, dünyayla, alçaklarla, kendiyle hesaplaşıyor.” yazısı kitabın kahramanı hakkında bir ilk izlenim veriyor ama yeterli değil. Sayfaları karıştırdıkça karşımıza kimi zaman bir cezalandırıcı, kimi zaman bir derviş, kimi zaman çocukları korkutmak için adı anılan bir öcü çıkıyor. Her zaman iyinin, güçsüzün, haksızlığa uğramışın arkasında duran tam bir kahraman Deli Gücük. Ama çizgi roman sayfalarında görmeye alıştığımız kahramanlardan farklılığını da hemen hissettiriyor. Çirkin, tekinsiz, ürkütücü bir görüntüsü var. Sevilesi değil, zaten ne sevmek de ne sevilmekte gözü var gibi görünüyor. Yalnızlığı sanki ezelden ebediyete uzanıyor. Çoğu zaman çevresinde dolanan ve bazı hikâyelerde konuşan yedi kargasından başka yoldaşı yok. Belki de bu yalnızlığın verdiği güçle eşkıyaların, katillerin, ağaların, riyakâr idarecilerin karşısına dikilirken, masum güçsüz insanların hakkını ararken amansız, acımasız, keskin bir adaleti savunabiliyor. Daha kitabın ilk sayfalarında yer alan bir epigrafla ödemesi gereken bedelin farkında olduğunu söylüyor: “Doğru söylerim halk razı değil, eğri söylerim Hak razı değil.”

Kahraman elbette önemli ama Deli Gücük’teki hikâyeler kahramanın ekseninde gelişmiyor. Hatta kimi zaman Deli Gücük sadece adıyla var oluyor, oradan geçen bir yabancı oluyor. Hikayeler dönemin insanlarının hayata karşı duruşunu, var oluşunu ve ilişki biçimlerini yansıtan fotoğraflara dönüşüyor. Öte yandan yazarlar hikâye başındaki epigraflarla Paul Auster’dan Kemal Tahir’e, Mehmet Akif’ten Marqueze kadar birçok edebiyatçının metinlerine, fantastik ve korku edebiyatına referanslarla; dini, mitolojik, masalsı inanışları harmanlayarak katmanlı okumalara imkan tanıyor. Basbayağı edebi bir tat oluşuyor. Çizerlerin kendi tarz ve yorumlarıyla resmettiği karelerle görselleşen anlatı okurlar için her sayfada sürpriz detaylar vaat ediyor.

Deli Gücük, çizgi romanın çocuklara yönelik olduğu önyargısını da kıran bir çalışma. Kitabın kapağında on üç yaşından küçükler için uygun olmadığını belirten bir ifade var. Yetişkinlere yönelik hazırlanmış bir kitap. Benim gibi çizgi roman okurları içinse bir kitaptan öte tekrar tekrar okunduğundan fark edilen ayrıntılarla, çizgi roman kareleri içine gizlenmiş sürprizlerle zenginleşerek artan bir deneyim. Çizgi roman ve edebiyat dünyamızda farklı bir lezzet, her sayfasının büyük bir emek ürünü olduğunu belli eden özgün bir çalışma Deli Gücük.

paylaşmak ne güzel:)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir