Fatih Projesi ve Geçmişten Ders Çıkarmak

fatih-projesi

Fatih yani Fırsatları Arttırma Teknolojiyi İyileştirme Hareketi sadece Türkiye’nin değil, Dünya’nın en büyük eğitim teknolojileri projelerinden birisi. Bu dönem pilot uygulamaya başlayacak olan projede, eğitim öğretimin 3 yıl içinde Türkiye’deki bütün okullarda akıllı tahta ve tablet bilgisayarlar üzerinden yapılması planlanıyor.

1999 yılında üniversiteden mezun olduğumda bir multimedya firmasında işe başladım. Gündemde Bilgisayar Destekli Eğitim (BDE) vardı. Milli Eğitim Bakanlığı büyük bir proje yürütüyordu. Buna göre Türkiye’deki bütün okullara bilgisayar sınıfları açılıyordu. Türkiye’deki bütün öğrencilerin bilgisayar okuryazarı olması amaçlanıyor ve hemen her dersin bir kısmının BDE çerçevesinde gerçekleştirilmesi öngörülüyordu. Bill Gates iki kez Türkiye’ye gelmişti ve bu proje için büyük bağışlar yapmıştı. Elbette derdi MEB’in bu büyük projede Windows işletim sistemi kullanmasını sağlamaktı ve bunda da başarılı oldu. Projenin üç ayağı vardı. Donanımların satın alınması, müfredata uyumlu elektronik içerik geliştirilmesi ve öğretmenlerin BDE yapabilecek seviyeye getirilmesi. Donanımlar alındı, sınıflar kuruldu. O günün şartlarında CD teknolojisi geçerli olduğu için piyasadaki Türkçe içerikli eğitim CD’leri de satın alındı. Ancak yetersizdi ve yeni bir ihale yapılacağı duyuruldu. Birçok firma MEB müfredatıyla uyumlu multimedya içerik geliştirmeye başladı. Benim çalıştığım firma da bütün ilköğretim müfredatını kapsayan içerikler geliştirdi. Daha işe başlayalı birkaç hafta olmadan İlköğretime yönelik bir elektronik ansiklopedi projesini yönetmeye başlamıştım. Milyonlarca dolarlık yatırımlar yapıldı. Yüzlerce kişilik ekipler elektronik içerik geliştirme projelerinde çalıştı. Ancak her yıl bir sonrakine ertelenen ihale bir türlü gerçekleşmedi. Bu sırada öğretmenlerin hizmet içi eğitimi de aksadı. Öğretmenlerin birçoğu bilgisayara dokunmaya bile çekiniyordu. Hatta bazı öğretmenlerin kendileri yerine bilgisayarların geçeceği endişesiyle direnç gösterdiği bile görülüyordu. Okul müdürleri kullanılmayan bilgisayarların başına bir şey gelmesin diye bilgisayar odalarını kilit altında tuttu. Milyonlarca dolarlık projenin sonucunda binlerce bilgisayar neredeyse hiç açılmadan o sınıflarda eskidi.

Fatih projesinide BDE projesinde yapılan hatalardan ders çıkarılmasını umuyorum. Bu kez hedefler ve bütçeler çok daha büyük, internet teknolojisi çok daha gelişmiş ve öğretmenler en azında bilgisayarın ve internetin korkulacak bir şey olmadığını düşünüyorlar. Projenin yine birkaç ayağı var. Bunlardan birincisi donanımların satın alınması. Proje kapsamında her sınıda elektronik tahta ve smart TV; her öğretmene ve öğrenciye yaklaşık 15 milyon tablet bilgisayar verilmesi ve eğitimin bu araçlar üzerinden kurgulanması planlanıyor. Dünyada bugüne kadar 45 milyon tablet bilgisayar üretildiğini düşünürsek, projenin ne kadar büyük olduğu daha iyi anlaşılabilir sanırım. Öte yandan okullara fiber optik kablolarla internet erişiminin sağlanması, her okula sunucuların yerleştirilmesi hatta okulların elektrik altyapılarının bu donanımları kaldıracak düzeye getirilmesi de gündemde. Projenin ikinci ayağı bu araçlar üzerinde eğitim öğretimi sağlayacak içeriklerin geliştirilmesi. MEB tarafından e-içerik olarak tanımlanan bu içerikler ders kitaplarındaki bazı bölümlerin animasyon, video, ses, oyun vb. multimedya içerikleri haline getirilmesini öngörüyor. MEB piyasada yapılmış olan multimedya içerikleri hibe yoluyla temin etti. MEB’in hazırladığı ders kitaplarında bu e-içerikler kullanılacak. Öte yandan yayınevlerinin ders kitaplarında ne tip multimedya içerikler kullanılacağı henüz kesinleşmedi. Projenin üçüncü ve son ayağı elbette öğretmenlerin bu araçları kullanabilecek ve derslerini bu araçlar üzerinden işleyebilecekleri bilgi ve tecrübeye sahip olmaları. Bunun için büyük bir hizmet içi eğitim planlaması yapıldığı muhakkak. Çünkü öğretmenlerden sadece akıllı tahtaları ve tabletleri kullanmaları değil, çeşitli yazılımlarla ders işleyecekleri içeriği de kendilerinin oluşturabilmesi bekleniyor.

Meb projenin 3 yıl içinde Türkiye genelindeki bütün ilk ve orta öğretim sınıflarında hayata geçmesini planlıyor. Zaten FATİH, yani Fırsatları Arttırma Teknolojiyi İyileştirme Hareketi fikrinin ardındaki düşünce, bütün Türkiye’de öğrencilerin teknolojiden eşit koşullarda yararlanmalarını sağlamak. Ancak proje birçok soru işaretini de beraberinde getiriyor. Herşeyden önce BDE projesinde olduğu gibi donanımların alınıp, yeterli elektronik içerik üretememe ve öğretmenlerin iyi eğitilememesi sonucunda, donanımları etkin bir biçimde kullanamaması söz konusu olabilir. Teknolojideki hızlı gelişim göz önüne alındığında, öğretmenler donanımları kullanmayı öğrenene kadar, alınan akıllı tahtaların, smart tvlerin ve tablet bilgisayarların eskiyebilecekleri unutulmamalı. Belki projenin ilk ayağına öncelik vermeden önce, içerik üretimine ve öğretmen eğitimine öncelik verilmesi; donanımlar satın alındığında bunları etkin bir ekilde kullanılacağı içeriğin ve kullanabilecek personelin hazır olması sağlanabilir. Yoksa büyük bir karmaşa olacağı muhakkak.

paylaşmak ne güzel:)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir