Harold Innis: Zaman, Mekan ve İletişim

zaman-mekan-iletisim

Şikago Ekolünün kurulması Amerikan İletişim çalışmalarında bir dönüm noktası oldu. John Dewey, George Herbert Mead, Robert Park, Charles Cooley ve Franklin Ford’un Şikago Üniversitesi’nde biraraya gelmesiyle oluşan bu ekol, daha sonraki çalışmaları önemli ölçüde etkiledi. O dönemin çoğu entellektüelleri gibi, onlarda Herbert Spencer’ın toplumu organik bir bütün gibi gören teorisinden etkilenmişlerdi. İletişimi ve ulaşımı, toplumun sinir sistemi ve kan damarları olarak tanımlıyorlardı. İletişim teknolojilerindeki gelişimi, cemaatin büyük, karmaşık toplumlara dönüşme kapasitesi olarak görüyorlardı. Onlara göre teknolojik gelişmeler, politikanın ve kültürün gelişmesinde anahtar rol oynuyor, ABD’nin kıtasal bir şehir-devletine dönüşmesine olanak sağlıyorlardı. Bu romantik görüş, bir anlamda teknolojinin yüceleştirilmesi retoriğinin bir uzantısı olarak düşünülebilir. Şikago Ekolünün üç belirleyici özelliği vardı:

  • Metodolojik olarak Fordizme karşı çıkıyorlar. Sosyal bilimleri, tarihin bir branşı, disiplinlerarası bilginin arayışı şeklinde kavramsallaştırıyorlardı.
  • Şikago Ekolü, iletişimi bilginin aktarılmasından daha fazla birşey olarak kurguluyorlardı. İletişim, içinde kültürün varolduğu, sürdürüldüğü ve kurumlaştığı bir alandı; ve mimari, sanat, gelenek, din ve siyaset dolayımı ile anlaşılabilirdi.
  • ‘Kamu’ kavramı, düşüncelerinin temel nosyonlarından biriydi. Kamunun basılı yayın aracılığı ile oluşturulabileceğini savunuyorlardı.[1]

Yirminci yüzyılın üçüncü çeyreğinde, Amerikan İletişim çalışmalarını derinden etkileyen iki düşünürden biri olan, Harold Innis (diğeri Marshall McLuhan), Şikago Ekolünün en etkin olduğu dönemde Şikago Üniversitesi’nde çalışmaya başladı. Bu yüzden Innis ve Şikago Ekolü arasında bir bağlantıdan ya da devamlılıktan söz edilebilir. Ancak McLuhan’ın iddia ettiği gibi Innis, Şikago ekolünün bir temsilcisi sayılamaz. Innis, Şikago Ekolünün nosyonlarını almış, onları yorumlamaya, doğrulamaya ve tamamlamaya çalışmış, çalışma alanlarını genişletmiş, kesinliğe kavuşturmuş; ve Şikago Ekolünün romantizminden arınmış, tarihsel olarak temellendirilmiş bir iletişim teorisi ortaya çıkarmıştır.

Amerikan iletişim çalışmaları başlıca iki akımın etkisi altında kalmıştır. Bunlardan birincisi, psikolojik davranış-bilimidir. Bu akım, insan davranışlarında aklın rolünü en aza indirerek, öğrenmeyi davranışı belirleyen temel etken haline getirir. Bu anlamda iletişim de bir öğrenme yolu olarak davranışı belirleyen faktörlerden biri olur. İkinci akım Hawtorn deneyiciliğidir. Bu akıma iletişimi bir terapi olarak kavramsallaştırarak, ona sosyal yaşamı kolaylaştırmada temel bir işlev yükler. Bu iki akım birbirine alternatif iki model oluşturulmasına kaynaklık eder. Birinci model, iletişimde iktidar kavramının önemini vurgulayan ‘tahakküm tarzları’ modelidir (mode of domination). Diğer model, değişik iletişim biçimlerini, birer terapi yolu olarak kavramsallaştıran ‘terapi formları’ modelidir (forms of therapy).[2] Bu modeller, sosyal bilimler ile doğa bilimleri arasında kurulmak istenen bir çeşit ilişki sonucunda ortaya çıkmışlardır. Bu ilişki teknolojinin yüceleştirildiği bir iletişim teknolojileri tarihi ile desteklenmiştir. Böyle bir kavramlaştırma içinde bilim adamı araştırmacı rolünden soyutlanıp elit bir guruba ait öncü bir konuma sürüklenmiş, ve teknolojinin iletişim alanındaki meşruluğunu savunur duruma gelmiştir.

Bütün bu gelenek içinde Harold Innis Amerikan ekonomik ve sosyal tarihi üzerinde çalışarak, teknoloji ve sosyo-kültürel ekonomik sosyal düzen arasında  bağ kuran bir iletişim tarihi yazma çabası içine girmiştir. Bu çalışmasında iletişimi; siyaset bilimi, ekonomi, tarih ve coğrafya bilimlerinin kesiştiği yerde disiplinler arası bir alan olarak tanımlamıştır. O da Şikago Ekolü gibi formalizme karşı çıkmış ve sosyal psikolojinin iletişim çalışmaları üzerindeki etkisini reddetmiştir. Innis’e göre evrensel değerler, ancak belli bir coğrafyada belli tarihsel dönemleri içinde olan bitenin ampirik bir biçimde araştırılmasıyla ortaya çıkar. Bu anlamda İletişim araçlarının ve teknolojilerinin Amerika kıtasındaki tarihini eleştirel bir biçimde yorumlayarak teorisini oluşturmuştur.

Innis’in ilk önemli eseri Kanada Pasifik demiryolları üzerine olmuştur.[3] Bu yollar aracılığı ile yapılan kürk ticaretini araştırmış, ve Kıta Avrupa’sının ve İngiltere’nin bu yolları Kuzey Amerika’yı kontrol altında tutma aracı olarak kullandığını savunmuştur. Innis’in Kürk ticareti ile ilgili bu çalışmasının iletişim çalışmaları ile bağlantısı iki ayaklıdır. Birinci ayak bir soru üzerine kurulur: Avrupa’dan gelen insan, kültür ve iktidar göçünü kolaylaştıran etmenler nelerdir? İkinci ayak bu sorunun yanıtı üzerine kuruludur: Şayet iletişim bu göçü kolaylaştıran bir etmense, o halde emperyalizmin gelişim sürecinde, iletişim temel  ögedir (ham maddedir). Innis Kuzey Amerika’nın Avrupalılaştırılmasında gemi ve nevigasyon teknolojilerindeki gelişmenin önemini küçümsemez, ancak basım ve dağıtım teknolojisindeki gelişmeleri de bunların yanında düşünür. Elbette Avrupa basım ve dağıtım teknolojisinin gelişiminden önce de, Kuzey Amerika’yı sömürgeleştirilecek bir coğrafya olarak görüyordu, fakat basımın gelişmesi ile birlikte Avrupa İmparatorlukları sistematik ve koordineli bir istila planını uygulayabildiler. Öncelikle basım teknolojisi merkezi milli bir otoritenin, tek bir hukuk ve eğitim sistemini, birbirinden ayrı bölgeleri birleştirebilme kapasitesine sahip merkeziyetçi bir yönetim yapısını oluşturmasına olanak tanıdı. Ayrıca portatif ve kolayca kurulabilen iletişim sistemleri merkezi yönetim birimlerinin kolaylıkla yerel bölgelerde yapılanabilmelerini sağladı. Innis emperyal emeller doğrultusunda yerel ve sözlü kültürlerin yazılı Avrupa kültürü tarafından tahrip edildiğini de iddia etmektedir. Amerika, bağımsız bir ülke olarak endüstrileşmesiyle birlikte Avrupa’nın yerini alır. Kanada’dan kağıdın ham maddesini satın alıp, basılı gazete ve kitapları yeniden Kanada’ya satarak hem endüstrisini geliştirir, hem de kültürünü yayar. Bu noktada Innis iletişim çalışmalarında zaman ve mekan arasındaki ilişkinin bir benzerinin ticaret yolları ile kültür yolları arasında da kurulabileceğini işaret eder.[4]

Innis’e göre iletişim teknolojilerindeki gelişim, kültürlerdeki değişimi; çıkar yapılarını etkileyerek, sembollerin özelliklerini değiştirerek, ve cemaatin doğasını tahrip ederek etkiler. Bu noktadan hareketle Innis, özellikle Kıta Avrupası, Birleşik Krallık ve Amerika Kıtası arasındaki ticari ve sosyal ilişkileri iletişim ve ulaşım teknolojilerindeki değişime paralel olarak incelemiş, ve tarih boyunca bu coğrafyalarda yaşayan insanların kültürel değişimini ticari yollar, endüstriyel makinalar ve iletişim araçlarındaki çeşitliliği esas alarak irdelemiştir. Öncelikle Kıta Avrupa’sı ve Birleşik Krallık’ın Amerika ve Kanada üzerindeki ticari, siyasi ve dolayısıyla kültürel baskısını açıklamaya çalışmış, daha sonra Amerika Birleşik Devletleri’nin aynı baskıyı kendi toprakları ve Kanada üzerinde kurma çabasını tarihsel olarak ortaya koymuştur. Innis’in iletişim çalışmalarındaki önemi bu noktada ortaya çıkmaktadır, çünkü Innis bir mesajı üreten, ileten ve yayan iletişim aracının kendisinden çok, bu aracın kullanım şekilleri ve tarih içinde değişen işlevlerini inceleyerek  Amerika’daki iletişim çalışmalarının alanını genişletmiştir. Bu anlamda iletişim çalışmaları, disiplinler arası bir alan olma özelliği kazanarak, kapsamlı bir toplumsal teori üretebilme potansiyeli kazanmıştır.

Referanslar

[1] Carey, J., Culture, Geography and Communications: The Work of Harold Innis in an American Context adıyla, Culture, Communication and Dependency içinde, der. W. Melody, (Norwood: Ablex Publishing, 1981.)

[2] Carey, J., A.g.y., syf: 146-147

[3] Innis, Harold. (1923) A History of the Canadian Pacific Railway. Revised edition (1971). Toronto: University of Toronto Press.

[4] Innis, H.,  A.g.y., syf: 138-141

paylaşmak ne güzel:)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir