Hatasız Düşünme Sanatı – Rolf Dobelli

hatasız-dusunme2

Rolf Dobelli’nin çoğunluğunu gazete yazılarından derlediği Hatasız Düşünme Sanatı, ilk bakışta bir kişisel gelişim kitabı gibi görünse de aslında sosyal psikoloji teorilerinin, gündelik hayatla ilişkilendirerek kolay anlaşılır hale getirildiği bir çalışma. Son zamanlarda okuduğum en kafa açıcı kitaplardan biri diyebilirim.  Kitabın tanıtım metni son derece açıklayıcı:

“Beynimiz avcı ve toplayıcı bir yaşam için optimize edilmiş. Günümüzde ise kökten farklı bir dünyada yaşıyoruz. Bu durum sistematik düşünce hatalarına sebep oluyor ve bu hatalar paranız, kariyeriniz, mutluluğunuz için feci sonuçlar getirebiliyor.

Ne kadar kolay yanılabileceğini bilenler daha donanımlıdır: Rolf Dobelli, tekrar tekrar tuzağına düştüğümüz en sinsi “düşünce hatalarını” mercek altına alıyor.

Ve bize şu soruların cevaplarını veriyor:
Kendi bilgimizi neden sistematik olarak gözümüzde büyütürüz (ve diğer insanları olduklarından daha aptal sanırız)?
Neden bir şey, sırf milyonlarca insan doğru buluyor diye olduğundan daha doğru değildir?
Neden yanlış oldukları ispatlanmış teorilerden bile kopamayız?
Rolf Dobellinin metinleri hem içerik olarak zenginleştirici hem de gerçek bir okuma keyfi. ”

Dobelli bir akademisyen ya da kişisel gelişim gurusu değil. İşletme yüksek lisanslı (MBA) yanında felsefe eğitimi görmüş. Kendini bir işyazar ve düşünür olarak tanımlıyor. Aynı zamanda bir yatırımcı, getAbstract, adlı iş yaşamı üzerine kitaplar yayınlayan büyük bir yayınevinin ortağı ve ZURICH.MINDS, adında, yazar, bilim adamı ve düşünürlerden oluşan bir topluluğun kurucusu.

Dobelli kitabın girişinde kitabı yazma sebebini ve serüvenini  şöyle açıklıyor:

“Yazar ve işletmeci olarak çalıştığım süre içinde biriken varlığımı, düşüncesizce riske edip kaybetmemek için notlar ve kişisel anekdotlar da ekleyerek sistematik düşünce hatalarının bir listesini çıkarmaya başladım. Bunları günün birinde yayınlamak gibi bir amacım yoktu. Bunu sadece kendim için yapıyordum. Çok geçmeden bu listenin yalnızca para yatırımlarında değil, iş ve özel hayatımda da işe yaradığını fark ettim. Düşünce hatalarını bilmek beni daha sakin ve ihtiyatlı kılıyordu: Düşünce hatalarımı çok geç olmadan görüyor ve onları büyük zarara sebep olmadan tehlikenin önüne geçebiliyordum. Ve hayatımda ilk kez, başka insanlar mantıksız davrandığında anlayabiliyor ve hazırlıklı karşılık verebiliyordum-hatta belki bir avantaja da sahip oluyordum. Ama her şeyden önce mantıksızlık canavarı bertaraf ediliyordu. Şimşekler ve gök gürlemeleri Benjamin Franklin’den beri daha ender yaşanmıyor, daha zayıf ya da daha cılız sesli de değiller, ama artık daha az korkutucular-işte aynı şey o zamandan beri benim için kendi mantıksızlığımla ilgili geçerli.Bundan bahsettiğim dostlarım çok geçmeden küçük ders kitabıma ilgi göstermeye başladı. O ilgiden, Alman gazetesi Frankfurter Allgemeinen Zeitung ve İsviçre gazetesi Sonntags Zeitung’ta haftalık köşe yazıları, sayısız konferans ve nihayetinde bu kitap doğdu. Buyurunuz! Şimdi elinizde tutuyorsunuz-bu sizin için bir şans değil, ama en azından kendi kendinize sebep olabileceğiniz çok büyük şanssızlıklara karşı bir sigorta.”

Debelli, bu kitapta, insanlar tarafından tekrar tekrar yağpılan düşünce hatalarını anlatıyor. Bu hataların sebeplerini ve önlemek için yapabileceklerimizi sıralıyor. Kitapta neden kendimizi diğer insanlardan daha bilgili olduğumuzu düşündüğümüz, neden çoğunluğun doğruluğunu doğru olarak kabul ettiğimiz ve neden yanlış olduğu kanıtlanmış teorilerin doğruluğa inanmaya devam ettiğimiz gibi çarpıcı örnekler sunuyor.  Daha iyi anlaşılmak için ele aldığı hatalardan birkaçını özetleyim:

Hiperbolik İndirgeme

Carpe diem-Gününü gün et; ama lütfen sadece pazarları!

“Şu cümleyi duymuşsunuzdur: “Her günü son gününmüşçesine yaşa.” Bütün yaşam stili dergilerinde illaki en az üç kere geçer, yaşam koçlarının da standart repertuarındandır. Ama bütün bunlar o cümlenin mantıklı olduğu anlamına gelmez! Hiperbolik indirgeme, yani dolaysızlığın cazibesine kapılmış olduğumuz gerçeği hayvansı geçmişimizden bir kalıntı. Hayvanlar, gelecekte daha büyük bir ödülü elde etmek için bugün bir ödülden vazgeçmeye razı olmaz. Fareler, ne kadar eğitilirlerse eğitilsinler, yarın iki parça peynir alabilmek için asla bir parça peynirden vazgeçmezler (ama sincaplar cevizleri gömerler dediniz değil mi? Bu sadece içgüdüdür, dürtü kontrolüyle kanıtlandığı üzere hiçbir alakası yoktur).

Peki, çocuklarda durum nasıl? Walter Mischel 60’lı yıllarda, ödül ertelemesiyle ilgili ünlü bir deney yaptı. Deneyde, dört yaşlardaki çocukların önüne birer şekerleme konuyor ve onlara iki tercih sunuluyor: Ya hemen yiyebilirler ya da yemeden birkaç dakika beklerlerse bir tane daha şekerleme alabilirler. Hayret verici olan sadece birkaç çocuğun bekleyebilmesiydi. Daha da hayret verici olan, Mischel’in ödül ertelemesi yeteneğine sahip olmanın ilerideki kariyer başarısı için güvenilir bir gösterge olduğunu tespit etmiş olmasıydı.

Yaş ilerledikçe ve otokontrolümüzü geliştirdikçe, ödülleri ertelemek bizim için daha kolay başarılır hale geliyor. Fazladan 100 euro kazanmak için 12 ay yerine seve seve 13 ay bekliyoruz. Ama bir ödülü bugün elde edebileceksek eğer, onu ertelemeye razı olabilmemiz için özendirme çok yüksek olmalı. Bunu en iyi örneğini kredi kartlarının fahiş faizleri ve diğer kısa vadeli tüketim kredileridir.

Sonuç: Dolaysız ödül son derece caziptir-ve Hiperbolik indirgeme yine de bir düşünce hatasıdır. Dürtülerimize ne kadar hâkimsek bu hatadan kaçınmayı o kadar iyi başarırız. Dürtülerimize ne kadar az hâkimsek, örneğin içkiliyken bu düşünce hatasına o kadar çok düşeriz. “Carpe diem” güzel bir fikirdir-ama sadece haftada bir kez. Her günü son günümüzcesine yaşamak saçmalıktır.”

Bonelli kitabının sonuna düşünce hataları ile ilgili 3 önemli not eklemiş.

“Birincisi, bu kitapta yer verilen düşünce hatalarının listesi tam değildir.

İkincisi, burada patolojik bir rahatsızlık söz konusu değildir. Bu düşünce hatalarına rağmen gündelik hayatı sorunsuz sürdürebiliriz. Bir düşünce hatası yüzünden bir milyar batıran bir CEO hastaneye kaldırılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaz. Onu bu düşünce hatasından kurtaracak bir sağlık sistemi, hatta bir ilaç bile yoktur.

Üçüncüsü, düşünce hatalarının çoğu birbirine bağlıdır. Bu hayret verici bir şey değil, zira beyinde her şey birbirine bağlı bir ağ şeklindedir. Nöronal iletimler beyinde bölgeden bölgeye geçer. Hiçbir beyin bölgesi bağımsız değildir.

Düşünce hatalarından kaçınmak zahmet gerektirir. Kendime şu kuralı koydum: Olası neticeleri büyük olan durumlarda (önemli özel hayat ve iş kararlarında) mümkün olduğu kadar mantıklı ve akılcı karar vermeye çalışıyorum. Düşünce hatalarımın listesini çıkarıyorum ve bir pilotun kontrol listesini kullanması gibi satır satır listemin üzerinden geçiyorum.

Net düşünmek zahmetlidir. Bu yüzden, olası zarar ufaksa fazla kafa patlatmayın ve hatayı kabul edin. Hayatınız daha kolaylaşır. Hayatta az çok güvenli şekilde ilerlediğimiz sürece, doğa kararlarımızın kusursuz olup olmadığıyla pek ilgilenir gibi görünmüyor.”

Bonelli daha sonra Hatasız Düşünme Sanatı II adında bir devam kitabı da yazmış. Bu kitap da Türkçe’ye çevrilmiş. Her iki kitabı da öneriyorum. Okuması keyifli ve birçok  takıntılılı, yanlış düşünce şeklimizi açıklaması bakımından da faydalı.

Referans

HATASIZ DÜŞÜNME SANATI “Die Kunst des klaren denkens”

(Yapmamanız Gereken 52 Düşünce Hatası)

Yazar: Rolf Dobelli

Çeviri: Itır Arda

Birinci Baskı: Mayıs 2013 / NTV Yayınları (184 sayfa)

paylaşmak ne güzel:)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir