Ken Parker Nam-ı Diğer Alaska

Çizgi roman severler bilir: Ken Parker diğer çizgi roman kahramanlarından farklıdır. Farklıdır çünkü bir çizgi roman kahramanı için fazla insancadır; hata yapar, vicdanı, erdemleri, zaafları, prensipleri vardır. Ne plastik bir süper-kahraman, ne de yüzeysel bir anti-kahraman gibi davranır. Uçamaz, her attığını vuramaz, her yediği yumruktan sonra ayağa kalkamaz, kötü adamları her zaman dövemez ve her dövdüğü adam da kötü değildir. Bildiğimiz insandır Ken. Maçoluğu da insancadır, kızgınlığı da. Kararsızdır, eleştireldir, kimi zaman umutsuz kimi zaman cesurdur. Yaratıcısı Berardi’nin tanımıyla en büyük özelliği “… olabilecek en normal insan olmasıdır.” Hayatı mücadeleler içinde geçer ama kötülüğe karşı, barış için, adalet için, aşk için değildir bu mücadeleler; hayatta kalmak, ayakta durmak içindir.

Ken Parker, yazar Glancarlo Berardi ve çizer Ivo Milazzo tarafından 1977’de yaratılır. Yüzünü, Sydney Pollock’ın yönettiği 1972 yapımı Jeremiah Johnson filmindeki Robert Redford’dan; ismini yanından ayırmadığı Kentucky marka tüfekten alır. Maceraları 1800’lü yıllarda Amerika’nın geniş coğrafyasının farklı bölgelerinde geçer. Alaska’nın buzul çölleri, yeni yeni sanayileşen şehirleri, Kızılderili kampları, küçük Batı kasabaları, Meksika’nın kanunsuz kentleri gibi birbirinden çok farklı yerlerde dolaşır. Avcılıkla uğraşır, pek hoşlamasa da Amerikan askerlerine rehberlik eder, kimi zaman şeriflik kimi zaman dedektiflik yapar. Bazen de yazı yazarak hayatını kazanmaya çalışır. Günübirlik yaşar, geleceği meçhuldür. Sürekli dolaştığından kalıcı arkadaşları yoktur. Hayatında bağlı olduğu tek kişi, kısa bir süre kaldığı bir yerli köyünde evlendiği Hunkpapa yerlisi Tecumseh’den olan oğlu Theba’dır. Tecumseh doğurduktan kısa süre sonra Amerikan askerleri tarafından öldürülür. Theba’yla ise hiçbir zaman birlikte yaşayamaz.

Ken Parker hikayeleri çoğu kez trajiktir. Okuyucuyu eğlendirmektense, hayatın karanlık yüzünü göstermeyi tercih eder. Örneğin, Silahşör adlı hikayede, çocukluğunda insanların saygısını kazanmak için onları korkutmak gerektiğini öğrenen yaşlı bir silahşör gitgide körleşmektedir. Üstelik kendini kanıtlamaya çalışan genç silahşörlerle sürekli duello yapmak zorundadır. Kabuslarında ise çocukluğunda korkuttuğu bütün çocuklar ona meydan okumaktadır. Donnovan’ın Çocukları adlı bir başka öyküde ise ekonomik kriz sırasında ortaya çıkan çocuk çeteleri anlatılırken bir yandan da bir fabrikatörün sakat kalan işçisine tazminat ödememek için yaptığı düzenbazlıklar konu edilir. Ken Parker’ın her macerası Amerika’nın üzerine kurulduğu kabusunun bir yönünü ortaya çıkarır. Endüstrileşmenin sancıları, yoksulluk, cehalet, para hırsı, ırkçılık, sömürü, şiddet ve katliam maceraların ana temalarını oluşturur. Bütün bu karamsar dünya içinde Ken Parker inandığı değerlere bağlı kalarak ayakta durmaya çalışır. Kimi zaman umutsuzluğa kapılır, kimi zaman cesaretini yitirir, acı çeker ama her zaman başarılı olamasa da doğruyu yapmaya çabalar.

Öyküleri yazan Berardi sık sık edebiyattan ve sinemadan popüler referanslar kullanır. Öykülerin bir çoğunda bilindik edebiyat ve sinema eserlerine göndermeler bulunur. Tanıdık simalar maceralara konuk olur. Beyaz Balina’da Moby Dick’e, Yıllar Sonra’da King Kong’a ve Agatha Christie’in Doğu Ekspresi romanına göndermeler vardır. Eve Dönüş’te Laurel-Hardy ikilisine küçük bir rol verilmiştir. Sönmeyen Kül’de, Mavi Melek filmindeki bar, müdavimleriyle birlikte Vahşi Batı’ya yerleştirilmiştir. Barın sahibi Lola’nın çizimlerinde Marlene Dietrich kullanılmıştır. Norma’nın Prensi’nde ise öykü Hamlet ile paralel işlenir. Maceranın baş kahramanlarından biri de bir kasaba şov kızı olarak Marilyn Monroe olmuştur.

Ken Parker’ın birçok öyküsü Milazzo tarafından çizilmiştir. Milazzo’nun Ken Parker’ın duygusal savrukluğunu yansıtan hatları muğlaklaştıran rahat, kaygısız çizgileri, çizgi romanın sinemasal kurgusuyla birleşerek mükemmel bir anlatım oluşturur. Siyah beyaz çizimlerdeki leke kullanımı, renkli çaışmalarda tercih edilen suluboya tekniği neredeyse her kareyi birer sanat eserine dönüştürür. Milazzo maceranın genel havasına göre çizim tekniğinde değişikliklere de gitmiştir. Örneğin Yıllar Sonra hikayesinde, karikatüre yakın bir tarz kullandığı da olmuştur.

Ken Parker Türkiye’de düzenli olarak ilk defa 1982 yılında Tay Yayınları tarafından Alaska adıyla yayımlanmaya başlandı. Okuyucuya ve çizgi roman satan bayilere kolaylık olması amacıyla yabancı isimli çizgi romanlara kolay telaffuz edilebilir yeni isimler türetmek eskiden gelen bir alışkanlıktı. Baytekin adıyla tanınan Flash Gordon bu geleneğin ilk örneklerindendir. Daha sonraları, Martin Mystere Atlantis, Phantom ise Kızılmaske adıyla yayımlamıştı. Alaska da Ken Parker’ın Türkiye’deki ikinci adı oldu. İtalya’da düzenli yayımlanması 1984’e kadar süren, farklı dergilerde ve özel albümlerle 1998 yılına kadar yayımlanan toplam 85 maceranın, Türkçeye 57 adedi çevrildi. 2000’li yıllarda ise Alaska bu kez orjinal ismiyle Tükiye’de tekrar yayımlanma şansı buldu. Günümüzde Rodeo Yayıncılık düzensiz de olsa Ken Parker maceraları yayımlamaya devam ediyor.

Giancarlo Berardi
Yazar. 1949’da İtalya’da doğdu. Tarzan, Silvestro, Diabolik serilerinde çizgi roman yazarlığına başladı. Bu dönemde çizer Ivo Milazzo ile ortak çalışmalar yaptı. Birlikte yaptıkları ilk 1976’da yayımlanan Tiki serisi oldu. 1977’de yine Milazzo ile en popüler serileri Ken Parker’a başladılar. Bonelli Editore tarafından yayımlanan Ken Parker 13 dile çevrildi ve 1984 yılına kadar düzenli olarak çıktı. Bu sırada, çizer Renzo Calegari ile Welcome to Springville’i, Milazzo ile L’uomo delle Filippine Detective Marvin adlı çizgi romanları yaptı. 1986’da Giorgio Trevisan tarafından çizilen Sherlock Holmes ve dönemin popüler çizgi romanlarından Tex ve Nick Raider için bölümler yazdı. 1989’da Milazzo ile birlikte Parker Editore’i kurdular. 1998 yılına kadar altı ayda bir yayımladıkları Ken Perker Magazine’de yeni ve eski Ken Parker öyküleri yayımladılar. Berardi 1998’de yine Bonelli Editorie tarafından yayımlanan Julia’nın yazarlığını yaptı. Ken Parker ve Julia serileriyle Oesterheld Prize, the Premio Internacional Barcelona de Comics, the Haxtur ve the Yellow Kid ödüllerini aldı.

Ivo Milazzo
Çizer. 1947’de İtalya’da doğdu. Çizgi roman yapmaya Giancarlo Berardi ile başladı. İlk çizimlerini 1971’de Fransız bir yayınevi için Tarzan ile başladı. Il Palafita adlı serisi Sorry magazine de yayımlandı. 1972 ve 1973 yıllarında Gino Sansoni’nin Horror and Supervip serisi için çizimler yaptı. Bu dönemde Diabolik’in bazı bölümlerini çizdi. Daha sonra, Disney’in İtalya ve Fransa’da yayımlanan Tweety and Silvester serilerinde çalıştı. Milazzo 1970’lerde görsel gerçekçi çizimlere yöneldi ve 1974’de Berardi ile birlikte Ken Parker kahramanını yarattı. Ken Parker 1977-1984 yılları arasında Bonelli Editoree tarafında yayımlandı. 1970 ve 1980’lerde çalışmaları , Skorpio, Orient-Express Comic Art dergilerinde yer buldu. Boneli Editorie için , ‘Un Uomo, un’Avventura’ koleksiyonunda yer alan L’Uomo delle Filippine için illüstrasyonlar yaptı. 1989’da Berardi ile birlikte Parker Editore’i kurdular. 1998 yılına kadar Ken Parker Magazine’i yayımladılar. Milazzo ayrıca Bonelli Editore’nin Nick Raider ve Magico Vento serileri için bölümler çizdi.

Yazan: Özgür Kurtuluş
Mayıs 2005

paylaşmak ne güzel:)

3 comments on “Ken Parker Nam-ı Diğer Alaska”

  1. Çağrı dedi ki:

    Gerçekten güzel bir makale yazmışsınız. Açık söyleyeyim, Atlantis'i küçükken görürdüm ama nedense hiç ilgimi çekmezdi, çevremdeki çocuklar da pek sevmezdi, ama şimdilerde anlıyorumki zaten çocuklara değil yetişkinlere göre bir çizgi romanmış Ken Parker. Yıllar sonra yeniden merak sardım ve şimdi Ken Parker'ın türkçe serilerini toplamaya başladım…
    Tekrar elinize sağlık… Çizgi Roman aslında bizimki gibi ülkelerde çocuklara ve gençlere kitap okuma alışkanlığı kazandırabilmek adına çok önemli, ancak benim gençliğimde öğretmenler ve ebeveynler de dahil herkes bunları okumamıza karşı çıkardı. ben kendi çocuğumu özellikle teşvik etmeyi düşünüyorum açıkçası…

  2. depeche76 dedi ki:

    Ken Parker gerçek bir "insandır"Mükemmel bir gerçek kahramandır.Her bölümüne konuk olan büyük aktörlerde olaya ayrı bir tat verirler.!

  3. depeche76 dedi ki:

    kesinlikle katılıyorum ne yazkii hala bilinmiyor:((

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir