Paylaşım Ekonomisi mi, Platform Kapitalizmi mi?

Paylaşım ekonomisi, sahibince seyrek gereksinim duyulan ya da ortak kullanıma uygun bir ürün veya hizmetin, kullanılmadığı zamanlarda ya da ortak kullanılabilecek bir zaman aralığında, ihtiyacı olan başka kullanıcılara, uzmanlaşmış bir platform tarafından sunulması ve kullanıcının ödediği kullanım ücretinden platformun pay alması temeline dayanan bir işletme modeli.

Örneğin havalimanında, giden yolcuların park ettiği otomobilleri kiralayan ParkFlyRent adlı bir uygulama paylaşım ekonomisinin tipik bir örneği olarak görülebilir. Bu uygulama ile otomobiller günlerce havaalanlarının park yerinde tutulmak yerine kiraya veriliyor ve gelirin bir kısmı sahiplerine teslim ediliyor. Djeepo adlı bir başka uygulama, eşyaları için ekstra alana ihtiyacı olanlar için özel depolama alanları (bodrum, çatı katı ve yedek odalar) buluyor. Kişiler boş depolarını ya da evlerinin bir odasını bu uygulama üzerinden ihtiyaç sahiplerine kiraya veriyor. TechShare ve Mila, bilgisayarlarıyla ilgili teknik sorunlar yaşayan kişilerle teknik servis veren uzmanları buluşturan bir platform. Abel ve BlaBlaCar aynı yönde giden yolcuları buluşturuyor. Paylaşım ekonomisi, yiyecek ve içecek gibi diğer hizmetlere de yayılıyor. Caro van der Meulen adlı amatör bir aşçı, yaklaşık 2.000 amatör şefin hazırladığı özel evlerde yemek imkânı sunan AirDnD (Drink and Dine) adlı bir platform oluşturmuş. [1]

Türkiye dahil birçok ülkede yerel ölçekli binlerce paylaşım ekonomisi girişimi bulmak mümkün. Ancak küresel ölçekte öne çıkan birkaç örnek var. Bunlardan en önde geleni ise ABD merkezli UBER. Dünya üzerinde Türkiye dahil 83 ülkede, 675’den fazla kentte kullanılan UBER’i benzer girişimlerden ayıran ise küresel ölçekteki bu başarısı. Aldığı yatırımlarla birlikte bugün yaklaşık 30-40 milyar dolar arasında değerlendirilen UBER paylaşım ekonomisinin amiral gemisi olarak görülüyor.

Paylaşım ekonomisinin oluşabilmesi için birtakım ana faktörlerin bir araya gelmesi gerekiyor. Bunlar;

Topluluk: Potansiyel kullanıcıların ve hizmet verenlerin bir platform üzerinde bir araya gelmesi gerekiyor. Bu topluluğun genişliği girişimin başarısında belirleyici oluyor. Bu ayrıca hizmet verenlere ve kullanıcılara bir topluluğa ait olma hissi veriyor.

Boşta kalma kapasitesi: Kullanılmayan ya da seyrek kullanılan ürün ya da hizmetin değeri ve kullanılabilirliği, paylaşım ekonomisi girişimlerinde önem kazanıyor.

Güven: Yabancıların birbirlerinin mal ve hizmetlerini kullanması belirli düzeyde bir güven ilişkisi ve ortak kullanıma yönelik bir inanç gerektiriyor.

Tasarrufa Eğilim: Kişilerin daha uygun fiyatlı hizmet arayışı, ikinci el malları kullanmaya ya da başkasının mallarından faydalanmaya yönelik eğilimleri paylaşım ekonomisi girişimlerinin başarısında önem kazanıyor.

Verimlilik ve esneklik: Mal ve hizmetlerin ortak kullanımı, kişilerin bakım ve destek ihtiyaçlarının azalmasına, ürün ve hizmetlerin daha esnek ve verimli olarak kullanılabilmesine imkân yaratıyor.

Paylaşım ekonomisi, sahip olmanın önüne erişim kapasitesini koyuyor. İstediğiniz her an, her yerde bir otomobile erişim imkânına sahip olduğunuzda, bir otomobile sahip olma gereksinimi azalıyor. Bu durum Amerikalı ekonomi ve sosyal kuramcı Jeremy Rifkin’in Sıfır Marjinal Maliyet Toplumu adlı eserinin ana tartışma konusunu oluşturuyor. Rifkin’e göre, pazar ekonomisi tarafından tetiklenen iki kesişen güç kendi çöküşlerini hazırladı; bir yanda müşteri çekip, kârı maksimize etmek için üretimi artırıp fiyatları düşürme çabası mal ve hizmet üretiminin ‘marjinal maliyetini’ düşürürken öte yanda insanlar arasındaki sürekli güçlenen bağlantı endüstriyel ölçekli aşırı üretim yerine ürünlerin ve hizmetlerin paylaşımlı şekilde harcanmasını teşvik ediyor. Böylece, marjinal maliyet sıfıra yaklaştıkça, rekabetçi yaklaşım ticari hayatı organize etmeye uygun olmaktan çıkıyor çünkü ortada uğruna rekabete girilecek pek de bir şey kalmıyor. [2]

‘Paylaşım’ kavramı klasik ekonomi için bilindik bir kavram değil. Kâr etme, fayda, rekabet gibi temel ekonomik dürtülerin yanında güven, yakınlık, paylaşmak gibi kavramlar geleneksel ekonomi için oldukça yeni. Bununla birlikte paylaşım ekonomisinin paylaşmakla ne kadar ilgili olduğu da büyük bir soru işareti, çünkü herkes bilir ki paylaşmak karşılıksız bir edimdir.

Paylaşım gerçekten yalnızca üç farklı durumdan birine işaret edebilir. Bu, bir şeyin bir hediye olarak verilmesi anlamına gelebilir: “İşte, yiyeceklerimin bir kısmını al”. Ya da birinin sizin sahip olduğunuz bir şeyi geçici olarak kullanmasına izin vermek şeklinde tarif edebilir: “Oyuncağını arkadaşıyla paylaştı.” Veya ortaklaşa sahip oldukları veya yönettikleri bir şeye ortak erişimi olan insanlara atıfta bulunabilir. Örneğin bir köyde herkesten toplanan parayla bir su havzası inşa edilir ve tüm köylüler o havzayı serbestçe kullanır (paylaşır). Her durumda ortada bir para alış-verişi yoktur. Oysa paylaşım ekonomisine örneğin ilk durumda verdiğimiz ihtiyaç fazlası yiyeceğimiz karşılığında bir para alıyoruz. Bu, satıştır. İkinci durumda, bir ödeme karşılığında oyuncağın kullanım hakkını belirli bir süre devrediyoruz. Bu, kiralamadır. Son durumda ise köylüler havzayı inşa etmek için aralarında para topluyorlar (ortaklaşıyorlar) ancak sonraki sınırsız kullanım için bir ödeme yapmıyorlar.

Paylaşımı artık bir ekonomiye dönüştüren iki şey var; birincisi paylaşımın artık tanımadığımız insanlar için de yapılıyor olması, ikincisi ise karşılıksız yapılmıyor olması. Bu durumda ortaya çıkan çelişkinin üzerinden gelmek için paylaşım ekonomisi yerine başka kavramlar kullanılıyor. Bunlardan birincisi paylaşım ekonomisindeki topluluğa vurgu yapan ‘kitle tabanlı kapitalizm’ (crowd-based capitalism) [3], bir diğeri ise paylaşım ekonomisinin merkezinde yer alan yazılım ve uygulamalara vurgu yapan ‘platform kapitalizmi’. Ortada para alış-verişinin olmadığı, gerçek bir paylaşımın söz konusu olduğu durumlarda ise ‘hediye ekonomisi’ kavramı kullanılıyor.

Paylaşım ekonomisinin geleneksel ekonomik ilişkiler üzerindeki yıkıcı etkisi sadece mal ve hizmetlerle piyasa arasındaki değerleme ile sınırlı değil. Bu iş modeli, geleneksel ekonomik modeldeki üretici, tüketici, çalışan ilişkilerini de tersyüz ediyor. Paylaşım ekonomisi ya da platform kapitalizmine yönelik temel itirazlar da buradan yükseliyor.

Referanslar:

1] Yüzak, Özlem, Paylaşım Ekonomisi: Amsterdam Örneği, Nisan, 2017, http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/730262/Paylasim_ekonomisi…_Amsterdam_ornegi.html

[2] Rifkin, Jeremy, The Zero Marginal Cost Society: The Internet of Things, the Collaborative Commons, and the Eclipse of Capitalism, St. Martin’s Press, 2014

[3] Yerlikaya, Sertaç Kanlı, Arun Sundararajan ile ‘The Sharing Economy’ Söyleşisi, BÜMED Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği Aylık Yayını Kasım 2016, Sayı 222

paylaşmak ne güzel:)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir