Tango Dersleri

Tango Dersleri, 1999 yılında başrolleri özel efektlerin paylaşığı aksiyon ve bilimkurgu filimlerinin, sulu esprilerle bezenmiş romantik komedilerin arasından sıyrılarak, gösterim imkanı bulan, hayata dair sayılı filimlerden birisi oldu. Adını özgün bir Virginia Wolf uyarlaması olan Orlando (1992) ile duyuran ve bu filmle iki de Akademi ödül adaylığı kazanan İngiliz yönetmen Sally Potter’ın bu üçüncü uzun metrajlı filmi otobiyografik ögelere dayanan, tam anlamıyla bir art-house örneği. Siyah beyaz çekimleri, yetkin gölge kullanımları ve dünyaca ünlü Arjantinli dansçı Pablo Veron’un muhteşem koreografısi ile Tango Dersleri, iddiasız ama bir o kadar da göz kamaştıran görüntülerle bezeli, ne hüzünlendiren ne de güldüren, izlerken yüzünüzden hafif bir tebessümü eksik etmediğiniz filmler sınıfına giriyor.

Tango Dersleri, moda endüstrisi ile ilgili Rage adlı bir filmin senaryosu üzerinde çalışan orta yaşlı bir yönetmen olan Sally’nin (Sally Potter) Paris sokaklarında ilham ararken tesadüfen girdiği bir müzikholde seyrettiği tango performansından etkilenerek, bu dansı öğrenmeye karar vermesi ile başlıyor. Ünlü bir tangocu olan Pablo’dan (Pablo Veron) aldığı dersler ilerledikçe, öğretmeniyle arasındaki ilişki giderek tutkulu bir aşka dönüşüyor. Yazdığı senaryonun yapımcılar tarafından reddedilmesiyle birlikte Sally, tango üzerine bir film çekmeye karar veriyor ve her zaman bir film yıldızı olmayı hayal eden Veron’a başrolü öneriyor. İşte bu noktadan sonra film, kurmaca ile gerçekliğin birbirine karıştığı, seyirciyi Potter’ın gerçek hayatı ile filmi arasındaki ilişki üzerine zihin egzersizleri yapmaya yönelten bir seyir izlemeye başlıyor. Sally ile Pablo’nun birlikte dansettikleri gösteriden sonra ilişkilerinde yaşadıkları dalgalanma, Sally’e Tango üzerine en önemli dersi veriyor: Tango, erkekle kadının tam anlamıyla birleştiği, sınırlamalara ve bireyselliğe tahammülü olmayan bir aşktır. Sally’nin iyi dans etme sevdasıyla, farkında olmadan da olsa Pablo’nun hareketlerini kısıtlaması, bireyselliği en uç noktada yaşamaya alışmış bu iki sanatçının ilişkilerinde büyük çapta bir depreme yol açıyor. Çünkü Sally, tangoda da tıpkı aşkta olduğu gibi adımlarını son derece özenli ve sakınarak atması gerektiğini yeni yeni öğreniyor. Tango üzerine çekecekleri film söz konusu olduğunda da bu sefer Pablo burnunu sokmaması gereken alanlara müdahale ediyor ve ilişki tekrar sarsılıyor. Neyse ki sorunlar tatlıya bağlanıyor ve film Sally’nin Sen Nehri kıyısında dansederek, You are me and I am you (Sen bensin, ben senim) şarkısını söylemesiyle son buluyor. .

tango02

Tango Dersleri zekice işlenen konusu ve giderek görsel bir şölene dönüşen dans koreografileriyle keyifle izlenen bir film. Özellikle ikinci yarısında gerçek hayatla kurmaca arasında gidip gelmesi ve bunun ince esprilerle vurgulanması filme farklı bir lezzet katıyor. Örneğin Sally’nin filmde kullanmak istediği bir sahneye Pablo’nun şiddetle karşı çıkmasını izlemeden çok önce, biz o sahneyi görüyor ve bu tartışmanın sonunda Sally’nin istediğinin olacağını biliyoruz. Bununla birlikte Potter, tango ile aşk arasındaki paralleliği, seyircinin gözüne sokmadan, özenle göstermeyi başarmış. Paris’in yağmurla yıkanan, sise bulanmış sokakları, Madrit’in etrafa neşe saçan dans salonları film için mukemmel bir fon oluşturmuş. Neredeyse filmin tüm sahnelerinde görünen Potter ve Veron bu ilk oyunculuk denemelerinde filmin otobiyografik olmasından olsa gerek doğallığı zorlanmadan yakalamışlar. Bununla beraber Potter’ın yaşıyla ve fiziği ile ilgili komplekslerini Straisantvari bir tavırla Sally karakterine yansıttığı söylenebilir.

Tango Dersleri belki, kendisiyle aynı dönemde gösterime giren Carlos Saura’nın Tango’su kadar şaşalı ve parlak değil ama tangoyu sevenlerin, aşk ve hayat hakkında birşeyler öğrenmek isteyenlerin keyifle izleyebilecekleri bir seyirlik.

Yazan: Özgür Kurtuluş
Aralık 1999, Radikal Cumartesi

paylaşmak ne güzel:)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir