
KONU:
Türk sinemasının “kadın yönetmeni” olarak anılan usta isim Atıf Yılmaz’ın imzasını taşıyan Düş Gezginleri, toplumsal normların dışına taşan iki kadının kesişen yollarını merkezine alıyor. Çocukluk arkadaşı olan Nilgün ve Anjel, yıllar sonra farklı hayatlar sürerken yeniden bir araya gelirler. Şehirli, modern bir doktor olan Nilgün ile daha marjinal ve hayatın sillesini yemiş Anjel arasındaki bu karşılaşma, zamanla derin ve tutkulu bir bağa dönüşür. Film, bu iki kadının hem çevre baskısına karşı verdikleri mücadeleyi hem de kendi iç dünyalarındaki keşiflerini anlatıyor. Başrollerde Lale Mansur ve Meral Oğuz’un sergilediği cesur ve doğal oyunculuklar, hikayenin samimiyetini güçlendirirken, yan rollerdeki karakter tiplemeleriyle de 90’lar Türkiye’sinin sosyal panoraması başarıyla çiziliyor.
YORUM (Spoiler İçermez):
Düş Gezginleri, vizyona girdiği 1992 yılında Türk sineması için gerçek bir devrim niteliğindeydi. Atıf Yılmaz, sinemamızda tabuları yıkmayı seven bir yönetmen olarak, bu kez eşcinselliği ve kadın dayanışmasını son derece nahif ama bir o kadar da dürüst bir dille beyazperdeye taşıdı. Film, sadece bir “yasak aşk” hikayesi değil; aynı zamanda sınıfsal farklılıkların, taşra ve şehir ikileminin ve kadının toplumdaki “çizilmiş” rolüne başkaldırışın bir manifestosudur. Sinematografik açıdan bakıldığında, filmin atmosferi karakterlerin duygusal gelgitlerini yansıtacak şekilde kurgulanmış. Işık kullanımı ve mekan seçimleri, Nilgün’ün steril dünyası ile Anjel’in kaotik yaşamı arasındaki zıtlığı harika vurguluyor. Meral Oğuz’un enerjik ve hüzünlü Anjel performansı ile Lale Mansur’un kontrollü ama içten Nilgün karakteri arasındaki kimya, filmin duygusal yükünü başarıyla sırtlıyor. Müziklerin hikayeye eşlik eden melankolik yapısı ise seyirciyi filmin içine çeken önemli bir unsur. Sinema tarihimizde kadın cinselliğinin bu denli estetik ve politik bir dille işlendiği nadir yapımlardan biri olması, onu bugün bile üzerine konuşulması gereken bir kült eser haline getiriyor. Sosyal etkisi bakımından, o dönemde marjinalleştirilen hayatlara bir ses vermiş ve sinemada temsil gücünü artırmıştır.
Puanım: 7,8/10
BONUS:
Film, vizyona girdiği dönemde büyük yankı uyandırmış ve pek çok tartışmayı beraberinde getirmiştir. En önemli başarılarından biri, Lale Mansur’un bu filmdeki performansıyla 29. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü kazanmasıdır.
Filmin senaryo aşamasında Atıf Yılmaz’ın, kadın ruhunu daha iyi yansıtabilmek adına senaryo ekibiyle uzun soluklu psikolojik gözlemler yapmıştır. Ayrıca Meral Oğuz, Anjel rolü için fiziksel ve ruhsal olarak o kadar derin bir hazırlık süreci geçirmiştir ki, karakterin o kendine has “aykırı” duruşu hala oyunculuk derslerinde örnek gösterilir. Film, muhafazakar kesimden tepki almasına rağmen, sinema çevrelerinden sanatsal cesareti nedeniyle tam not almıştır.
KÜNYE:
| Özellik | Bilgi |
| Yönetmen | Atıf Yılmaz |
| Yapımcı | Atıf Yılmaz, Cengiz Ergun |
| Senarist | Atıf Yılmaz, Nilgün Öneş |
| Oyuncular | Lale Mansur, Meral Oğuz, Yaman Okay, Deniz Türkali, Selçuk Yöntem |
| Müzik | Münir Akalın |
| Görüntü Yönetmeni | Erdal Kahraman |
| Kurgu | Mevlüt Koçak |
| Stüdyo | Yeşilçam Filmcilik |
| Yapım Yılı | 1992 |
| Tür | Dram, Romantik |
| Süre | 90 Dakika |
| Ülke / Dil | Türkiye / Türkçe |
FİLM:
