CARLITO’NUN YOLU (CARLITO’S WAY) 1993
Carlito’s Way, suç dünyasının parıltılı ama karanlık sokaklarında geçen hüzünlü bir "vazgeçiş" öyküsü.
KONU:
Carlito’s Way, beş yıllık hapis hayatının ardından avukatı David Kleinfeld’in (Sean Penn) yardımıyla erkenden özgürlüğüne kavuşan Carlito Brigante’nin (Al Pacino) hikayesini anlatıyor. Carlito, artık eski kirli dünyasından ve uyuşturucu ticaretinden tamamen uzaklaşmak, Bahamalar’da dürüst bir iş kurmak istemektedir. Ancak “sokaklar” onun bu emeklilik planına pek sıcak bakmaz. Eski dostluklar, ödenmemiş borçlar ve yükselmekte olan hırslı genç gangsterlerin yarattığı kaos, Carlito’yu adım adım geri çeker. Bir yanda eski aşkı Gail (Penelope Ann Miller) ile kurmak istediği yeni hayat, diğer yanda sadakat borcu hissettiği avukatının başını soktuğu bela arasında kalan Carlito, kaderinden kaçmanın ne kadar zor olduğunu acı bir şekilde öğrenir.
YORUM (Spoiler İçermez):
Carlito’s Way, sadece bir suç draması değil, aynı zamanda Yunan trajedilerini anımsatan bir “yazgı” filmidir. Brian De Palma, bu filmde türün klişelerini aşarak izleyiciye derinlikli bir karakter çalışması sunuyor. Scarface’teki Tony Montana’nın o patlamaya hazır, hırslı enerjisinin aksine, Carlito Brigante yorgun, bilgeleşmiş ve sadece huzur arayan bir adamdır. Bu tezat, Al Pacino’nun oyunculuk kariyerindeki en incelikli ve olgun performanslarından birini doğurmuştur.
Teknik açıdan film, De Palma’nın imza attığı uzun ve kesintisiz plan çekimleriyle (long take) bir görsel şölen sunar. Özellikle finaldeki Grand Central İstasyonu takibi, sinema tarihinin en gerilimli ve teknik ustalığı yüksek sekanslarından biri olarak kabul edilir. Filmin renk paleti, 70’lerin sonundaki o neon ışıklı gece kulübü atmosferini mükemmel bir şekilde yansıtırken, Patrick Doyle’un hüzünlü temaları Carlito’nun içsel yalnızlığını pekiştirir. Sean Penn ise tanınmayacak derecedeki fiziksel değişimi ve yozlaşmış avukat Kleinfeld karakterindeki itici ama büyüleyici performansıyla neredeyse Pacino’dan rol çalmaktadır. Film, suç dünyasının “onur” kavramını sorgularken, aslında hepimizin kaçmaya çalıştığı geçmişin ne kadar yapışkan olduğunu tokat gibi yüzümüze çarpar.
Puanım: 7,5/10
BONUS:
Film hakkında az bilinen en ilginç detaylardan biri, Sean Penn’in filmdeki peruk ve gözlük tercihidir. Penn, karakterinin yozlaşmış ve güvenilmez görüntüsünü pekiştirmek için o dönemin gerçek bir avukatından esinlenerek saçlarını önden kazıtmış ve kıvırcık bir peruk takmıştır. Al Pacino ise başlangıçta bu rolü oynamaya pek sıcak bakmamış, karakterin Scarface ile kıyaslanmasından çekinmiştir; ancak senaryodaki “emeklilik arayışı” teması onu ikna etmiştir.
Ödül tarafında ise film, gösterime girdiği yıl eleştirmenlerden geçer not alsa da Akademi tarafından (Oscar) şaşırtıcı bir şekilde görmezden gelinmiştir. Ancak zaman içinde “kült” statüsüne erişmiş ve pek çok otorite tarafından Brian De Palma’nın en iyi yapıtı olarak gösterilmeye başlanmıştır. Filmin uyarlandığı kitapların yazarı Edwin Torres, aslında gerçek hayatta New York Yüksek Mahkemesi’nde bir yargıçtı ve Carlito karakterini mahkeme salonunda gördüğü onlarca farklı suçlunun birleşiminden yaratmıştı.
KÜNYE:
| Başlık | Bilgi |
| Yönetmen | Brian De Palma |
| Yapımcı | Martin Bregman, Willi Bär, Michael S. Bregman |
| Senarist | David Koepp (Edwin Torres’in romanlarından) |
| Oyuncular | Al Pacino, Sean Penn, Penelope Ann Miller, John Leguizamo |
| Müzik | Patrick Doyle |
| Görüntü Yönetmeni | Stephen H. Burum |
| Kurgu | Bill Pankow, Kristina Boden |
| Stüdyo | Universal Pictures |
| Yapım Yılı | 1993 |
| Tür | Suç, Dram, Gerilim |
| Süre | 144 Dakika |
| Ülke / Dil | ABD / İngilizce, İspanyolca |
FRAGMAN: