İçeriğe geç

MAVİ SÜRGÜN 1993

Halikarnas Balıkçısı olarak tanıdığımız Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın aynı adlı otobiyografik eserinden Erden Kıral tarafından sinemaya uyarlanan Mavi Sürgün, bir sürgün hikâyesinden öte, bir ruhun yeniden doğuşunu anlatır.

  • 1993, Drama, Politik

KONU:

1925 yılında, yazdığı bir yazı nedeniyle İstiklal Mahkemeleri tarafından idama mahkûm edilen ancak cezası son anda Bodrum’a kalebentliğe (sürgün) çevrilen İstanbullu bir aydının, Cevat Şakir’in (Can Togay) hikâyesidir bu. İstanbul’un aristokratik ve sancılı ortamından koparılan Cevat Şakir, bir jandarma eşliğinde Anadolu’nun içlerinden geçerek henüz keşfedilmemiş, ücra bir balıkçı kasabası olan Bodrum’a getirilir. Başlangıçta bu sürgün bir ceza gibi görünse de, Ege’nin maviliği, toprağın bereketi ve yerel halkın samimiyeti Cevat’ı dönüştürmeye başlar. Film, bir insanın kendi iç dünyasındaki karanlıkla hesaplaşmasını ve doğayla kurduğu bağ sayesinde küllerinden yeniden doğarak “Halikarnas Balıkçısı”na dönüşme sürecini anlatır.

YORUM (Spoiler İçermez):

Mavi Sürgün, Erden Kıral sinemasının zirve noktalarından biri olarak kabul edilir. Film, klasik bir biyografi olmanın çok ötesine geçerek, izleyiciyi adeta bir rüya atmosferine davet eder. 1993 yılı Türk sineması için popülerleşme yılıyken, Kıral bu filmle estetik ve sanatsal çıtayı bambaşka bir yere koymuştur. Filmin en güçlü yanı, hikâyenin geçtiği coğrafyayı bir karakter gibi kullanmasıdır. Ege’nin ışığı, denizin hışırtısı ve zeytin ağaçlarının gölgesi, başrol oyuncusu Can Togay’ın o mağrur ve hüzünlü performansıyla bütünleşir.

Teknik açıdan film, Türk-Alman-Yunan ortak yapımı olmasının avantajlarını sonuna kadar kullanır. Görüntü yönetmeni Kenan Ormanlar, Bodrum’u bir kartpostal estetiğinden uzaklaştırıp, Cevat Şakir’in içsel huzuruna ev sahipliği yapan mistik bir mekâna dönüştürür. Müziklerde ise dünyaca ünlü Yunan besteci Stelios Vamvakaris’in imzası vardır; bu müzikler, Ege’nin her iki yakasının ortak ruhunu filme üfler. Mavi Sürgün, sadece bir “sürgün” filmi değil, aynı zamanda düşünce suçuna, ifade özgürlüğüne ve insanın her türlü baskı altında bile sanatı ve doğayı sığınak olarak seçebileceğine dair evrensel bir manifestodur. 1994’te Türkiye’nin Oscar adayı olarak seçilmiştir.

Puanım: 7,2/10

BONUS:

Film, prodüksiyon kalitesiyle o dönem Türk sineması standartlarını zorlamıştır. Çekimler Bodrum ve çevresinde oldukça zor şartlarda tamamlanmış, dönemin atmosferini yansıtmak için büyük bir titizlik gösterilmiştir. En dikkat çekici detaylardan biri, filmde Cevat Şakir’in babası Şakir Paşa’yı dünya sinemasının efsanevi ismi Hanna Schygulla’nın canlandırdığı karakterin babasıyla olan ilişkisi üzerinden okumaktır. Ayrıca, filmin kadrosunda Özay Fecht ve Tatiana Papamoschou gibi uluslararası oyuncuların yer alması, yapımın evrensel vizyonunu pekiştirmiştir. Mavi Sürgün, 1993 Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Film” ve “En İyi Yönetmen” ödüllerini alarak, yılın en dikkat çene filmi olmuştur.

KÜNYE:

Başlık Detay
Yönetmen Erden Kıral
Yapımcı Erden Kıral, Kenan Ormanlar
Senarist Erden Kıral, Kenan Ormanlar (Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın eserinden)
Oyuncular Can Togay, Özay Fecht, Hanna Schygulla, Ayşe Emel Mesci
Müzik Stelios Vamvakaris
Görüntü Yönetmeni Kenan Ormanlar
Kurgu Nilgün Resuloğlu
Stüdyo Sinevizyon, Kentel Film
Yapım Yılı 1993
Tür Dram, Biyografi, Tarihi
Süre 115 Dakika
Ülke / Dil Türkiye, Almanya, Yunanistan / Türkçe

FİLM:

 

DAHA FAZLASI:

IMDB, Sinemalar, Wikipedia