BERLIN IN BERLIN 1993
Türk sinemasının 90'lı yıllardaki dönüşüm sancılarını ve yurt dışındaki gurbetçi kimliğini en cesur şekilde ele alan yapımlardan biri olan, Berlin in Berlin, hem gişe başarısı hem de yarattığı tartışmalarla önemli bir etki bırakmıştı.
KONU:
Berlin’de yaşayan mühendis Thomas, bir inşaat alanında fotoğraf çekerken kazara bir Türk işçisinin ölümüne sebep olur. Büyük bir vicdan azabı çeken Thomas, ölen adamın ailesinden özür dilemek ve yardım etmek amacıyla ailenin evine gider. Ancak kendisini bir anda kan davası, gelenekler ve modernite arasında sıkışmış bir “hapis” hayatının içinde bulur. Türk ailenin misafirperverlik geleneği gereği evden kovulamaz, ancak intikam ateşiyle yanıp tutuşan kardeşlerin varlığı nedeniyle evden çıkması da ölüm demektir. Küçük bir Berlin dairesinin içinde geçen bu klostrofobik hikâye, kültür çatışmasını bir oda hapsi üzerinden anlatır. Başrollerde Hülya Avşar, Cem Özer ve Armin Mueller-Stahl gibi güçlü isimler yer alırken, film imkansız bir aşkın ve bitmek bilmeyen bir yasın gölgesinde ilerler.
YORUM (Spoiler İçermez):
Berlin in Berlin, vizyona girdiği 1993 yılında Türk sineması için adeta bir “şok dalgası” etkisi yaratmıştır. Sinan Çetin, gurbetçi hikâyelerini o zamana kadar alışılagelmiş mağduriyet edebiyatından çıkarıp, gerilimi yüksek bir psikolojik dram ve sosyolojik bir deneye dönüştürmüştür. Filmin neredeyse tamamının tek bir dairede geçmesi, hikâyeye tiyatral bir güç katarken, dışarıdaki modern Berlin ile içerideki muhafazakâr Türk evi arasındaki uçurumu sinematografik bir başarıyla vurgular.
Filmin en çok konuşulan yönü, kuşkusuz Hülya Avşar’ın o dönem büyük sansasyon yaratan performansı ve cesur sahneleridir. Ancak magazinel tartışmaların ötesinde, Avşar’ın canlandırdığı Dilber karakteri, iki kültür arasında sıkışmış kadının sessiz çığlığını temsil eder. Cem Özer’in hırçın ve geleneklerine bağlı Mürtüz karakterindeki başarısı ise kariyerinin zirve noktalarından biridir. Teknik açıdan, sınırlı bir mekânda kamerayı bu kadar dinamik kullanmak, izleyiciyi o evin içine, o nefessiz atmosfere hapsetmeyi başarır. Film, sadece bir “yabancılaşma” hikâyesi değil, aynı zamanda hoşgörü ve intikam arasındaki o ince çizginin de anatomisidir. Türk sinemasının dünyaya açılma çabalarının önemli bir kilometre taşı olan yapım, bugün bakıldığında hâlâ taze kalan bir sosyolojik gözlem gücüne sahiptir.
Puanım: 7,0/10BONUS:
KÜNYE:
| Başlık | Detay |
| Yönetmen | Sinan Çetin |
| Yapımcı | Sinan Çetin |
| Senarist | Sinan Çetin, Ümit Ünal |
| Oyuncular | Hülya Avşar, Cem Özer, Armin Mueller-Stahl, Yavuz Bingöl |
| Müzik | Nezih Ünen |
| Görüntü Yönetmeni | Rebekka Haas |
| Kurgu | Mustafa Preşeva |
| Stüdyo | Plato Film |
| Yapım Yılı | 1993 |
| Tür | Dram, Psikolojik Gerilim |
| Süre | 99 Dakika |
| Ülke / Dil | Türkiye, Almanya / Türkçe, Almanca |