İçeriğe geç
Anasayfa » BLOG » The Godfather ile İlgili 20 İlginç Detay

The Godfather ile İlgili 20 İlginç Detay

    Geçen haftalarda seyretiğim, hakkında bir de yazı da yazdığım The Offer dizisi, The Godfather (Baba) filmlerine olan ilgilimi ve merakımı tekrar canlandırdı. Dizi, 10 bölümde The Godfather filminin çok da bilinmeyen yapım sürecini anlatıyordu. Bu dizide öğrendiklerimden yola çıkarak kısa bir araştırma ile film hakkında daha önce hiç duymadığım şaşırtıcı şeyler öğrendim. Bu yazıda bunları paylaşmak isterim.

    1. The Godfather aynı hafta ABD çapında yüzlerce sinemada gösterime giren ilk film! The Godfather filminin sinemalarda gösterime girmesinin üzerinden 55 yıl geçti. Film, 24 Mart 1972’de ABD sinemalarında geniş çapta gösterime girmişti. Hatta bu strateji bile sinema tarihinde bir ilkti. Bugün bize ne kadar sıradan gelse de, daha önce hiçbir film, aynı hafta yüzlerce kopya ile ülke ya da dünya çapında sinemalarda aynı hafta gösterime girmemişti. Filmler 5-10 kopya ile, tıpkı turneye çıkmış gibi farklı eyaletlerde, farklı ülkelerde  farklı zamanlarda gösterime giriyor. Hatta yaşı yetenler bilir, 1990’lara kadar bir Hollywood filmi ABD’de gösterime girdikten bir hatta iki yıl sonra Türkiye’de gösterime giriyordu. 

    2. Marlon Brando yerine Orsol Welles düşünülüyordu! O dönem Marlon Brando, oyunculuğu ve popülerliği tartışmasız olsa da, problemli bir oyuncu olarak görülüyordu. Orson Welles ise Don Vito Corleone rolünü almak için çok istekliydi. Hatta rolü alabilmek için 20 kilo verebileceğini söyledi. Welles’in büyük bir hayranı olan Francis Ford Coppola ise en baştan beri Marlon Brando’nun peşindeydi. Ancak Paramount yöneticisi Robert Evans’ın şiddetli muhalefetiyle karşılaştı: Evans’ın o zamanlar “O deli. Ona ve bindiği ata lanet olsun” dediği söyleniyor. Deneme çekimlerindeki performansı sonucunda Stüdyo yöneticileri Brando’ya ikna oldu. Sony rolü için ise dönemin popüler oyuncularından Burt Reynolds düşünülüyordu. Ancak Marlon Brando, Reynolds’ın oyuncu olmadığını, TV yıldızı olduğunu düşünüyordu ve  “Burt varsa ben yokum” dedi. Robert De Niro, Warren Beatty, Jack Nicholson ve Dustin Hoffman da The Godfather filmindeki birçok rol için seçmelere katıldılar. Ancak seçilmediler.

    3. Filmde yer alan günlerin akışını gösteren piyano sahnesi (mattress sequence) George Lucas tarafından yapıldı! Filmde, Michael Corleone’nin Sollozzo ve polis şefi McCluskey’i öldürdüğü restoran sahnesini takip eden günlerin akışı montajını Star Wars filmlerinin yönetmeni George Lucas yaptı. Lucas, bu katkıyı American Graffiti filminin finansmanına yardımcı olduğu için Francis Ford Coppola’ya teşekkür etmek amacıyla hazırladı. Lucas kurguda gerçek suç mahallerinden fotoğraflar kullandı. Resimlerde görülen kişi Al Capone’un sağ kolu olan Frank Nitti’di. Sahne sırasında piyano çalan kişi ise Francis Ford Coppola’nın babası Carmine Coppola.

    4. Film setinde çıplak popo gösterme yarışı yapıldı. Bir mafya ailesinin filmi çekilse de sete oyuncular oldukça eğlendiler. Marlon Brando, James Caan ve Robert Duvall, çekim süreci boyunca birbirlerine popolarını gösterme yarışı yaptılar. Çocukça bir üstünlük kurma oyununda çıplak popolar sergilendi, ta ki Brando büyük düğün sahnesinin ortasında poposunu gösterene kadar. Diğerleri yenilgiyi kabul etti ve Brando’ya üzerinde “Yüce Ay Kralı” yazan bir kemer tokası hediye edildi.

    5. The Godfather genç bir tiyatro oyuncusu olan Al Pacino’nun ilk filmidir. Pacino filmde başrol oynaması karşılığında sadece 35.000 dolar kazandı. Al Pacino Paramount yöneticileri tarafından, kısa, karizmadan yoksun, tecrübesiz ve tanınmayan bir oyuncu olarak görülüyor ve istenmiyordu. Pacino’nun performansını “cansız ve mırıldanma gibi” buldukları için çekimlerin ikinci haftasında onu kovmaya karar verdiler. Yerine Robert Redford düşünülmüş ve sözleşmeler hazırlanmıştı. Coppola meşhur restoran sahnesinin çekimlerini öne alarak yapımcıları sete çağırdı. Paramount yöneticileri Pacino’nu sahneden performansından çok etkilendiler ve böylece Michael Corleone rolünü kesin olarak ona verdiler. The Godfather’dan sonra gişe rekorları kıran Scarecrow and Serpico filmlerini çeken Al Pacino, The Godfather Part 2 için 600.000 dolarlık bir ücretin yanı sıra filmin brüt gelirinin %10’luk payını almayı da başardı.

    6. Mario Puzo, roman için ‘The Godfather’ terimini icat etti. Bu terim aslında yoktu. Puzo’nun icat ettiği tek şey de bu değil. Francis Ford Coppola’ya göre, “Don Corleone” terimi aslında yanlıştır. İtalyancada birine “Don” diye hitap etmek, İngilizcede “Uncle” (amca) diye hitap etmekle aynı anlama gelir. Doğru kullanım “Don Michael” veya “Don Vito”dur. Coppola, İtalyanca konuşamayan Mario Puzo’nun, bir kişinin soyadıyla birlikte “Don” kullanma fikrini uydurduğunu söylüyor.

    7. Filmin açılış sahnesinde Vito’nun elinde tuttuğu kedi spontandı. Aslında orijinal senaryoda kedi yoktu. Marlon Brando, Paramount Stüdyoları’nda yürürken bir sokak kedisi buldu ve çekime kucağında kedi ile girdi. Coppola buu otantik bulduğu için itiraz etmedi. Ancak kedinin yüksek sesli mırıltıları, Brando’nun bazı repliklerini bastırdığı için, repliklerin daha sonra yeniden seslendirilmesi gerekti.

    8. Meşhur at kafası sahnesi oyuncular için de sürprizdi. Provalar sırasında yatağında sahte bir at kafası bulan aktör John Marley’in çığlıkları gerçekti. Kameralar çalışmaya başladığında, onun haberi olmadan, bir köpek maması fabrikasından alınmış gerçek bir at kafası kullanıldı. Çünkü Coppola bu sahne için yapılan sahte at kafalarından hiçbirini beğenmemişti.  Bu gerçek at kafasının mafya elemanları tarafından sağlandığı da söyleniyor. 

    9. Sonny Carlo’yu gerçekten dövdü. Filmin en meşhur sahnelerinden biri de Sonny’nin Carlo’yu sokak ortasında dövdüğü sahneydi. Bu sahnenin çekimi dört gün sürdü ve 700 figüran kullanıldı; bunların büyük çoğunluğu ekranda hiç görünmedi. Filmde Sonny’nin çöp kutusu kapağını ile Carlo’ya vurduğu anlar doğaçlamaydı. Çekimler sırasında Carlo’yu canlandıran Gianni Russo ciddi şekilde hırpalandı ve tıbbi tedavi görmez zorunda kaldı. Bu sahnedeki arabaların tahta tamponları inanılmaz bir detaycılığın örneğidir, çünkü o dönemdeki otomobil üreticileri savaş yüzünden metal tasarrufu sağlamak amacıyla alternatif malzemeler kullanıyordu.

    10. Marlon Brando, Don Corleone’nin “bir bulldog gibi” görünmesini istediği için seçmelerde yanaklarını pamukla doldurdu. Gerçek çekimler için ise bir diş hekimi tarafından yapılmış bir ağızlık taktı; bu aparat New York, Queens’teki Amerikan Hareketli Görüntü Müzesi’nde sergileniyor. Brando, alt dişlerinin altına ve önüne yerleştirilen, her iki ucunda da reçine dolguları (”dolgunlaştırıcılar” olarak bilinir) bulunan çelik çubuklu protezlerle her gün üç saat makyajda vakit geçirdi ve bu sayede o heybetli çene hattını elde etti. Ağızlık sadece Marlon Brando için kullanılmadı. James Caan, Sonny Corleone rolü için diş protezi kullandı. Daha hayvansı görünmesi için yeni dişleri hızlı kuruyan akrilik kullanılarak yapıldı.

    11. Mafya filmin çekimine engel olmak için harekete geçti. Mafya, yayınlandıktan kısa bir süre sonra en çok satanlar arasına giren kitaptan hiç hoşlanmamış, Mario Puzo’yu hain ilan etmişti. Onlara göre, The Godfather kitabı ABD’de yaşayan İtalyanları potansiyel suçlu gibi gösteriyordu. Film çekimleri başladığında da Mafya filmin çekimini engellemek için harekete geçti. Filme karşı muhalefetin öncülüğünü, New York’taki Madison Square Garden’da düzenlenen ve yapımı durdurmak için 500.000 dolar toplanan bir miting de dahil olmak üzere barışçıl protestolarla başlayan İtalyan-Amerikan Sivil Haklar Birliği üstlendi. Ancak işler kısa sürede bir yıldırma kampanyasına dönüştü. Birliğin başında gerçek hayatta bir mafya üyesi ve eski kiralık katil olan Joseph Colombo bulunuyordu. (Get Offer dizisinin ana hikayelerinden biri The Godfather’ın yapımcısıyla Mafya arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Diziden yola çıkarak şunu söyleyebiliriz ki, Mafyanın örtük izni olmasaydı bu film çekilemezdi.)

    12. Mafya üyesi Joseph Colombo filmin çekimlerini iptal ettirmek için, yapımcı Al Ruddy’nin aracını kurşunlattı; filmin setinden bir milyon dolar değerinde ekipmanı çaldırttı; Ancak asıl korku Paramount yöneticisi Robert Evans, Hollywood oyuncusu eşi Ali McGraw ve henüz bebek olan oğulları Joshua’nın New York’taki otellerinde gizemli bir telefon aldıkları zaman yaşandı. Telefondaki kişi, “Güzel suratınızı dağıtmak, yeni doğmuş bebeğinize zarar vermek istemiyoruz,” diye hırıltılı bir sesle konuştu: “Aile hakkında film çekmeyin ve bu şehirden defolun! Anladınız mı?”

    13. Filmin yapılabilmesi için Mafya ile gizli bir anlaşma yapıldı. Diziden öğrendiğimize göre, Yapımcı Al Ruddy, filmin yapımını durdurmaya çalışan İtalyan-Amerikan Sivil Haklar Birliği’nin başkanı ve mafya üyesi Joe Colombo’yu, bir anlaşma sağlamak amacıyla Doğu Yakası’ndaki ofisine davet etti. Colombo ve ekibi, Ruddy’den senaryodaki “mafya” ve “Cosa Nostra” kelimelerinin geçtiği tüm yerlerin silinmesini talep etti, ancak senaryoyu okumaya zahmet etmediler. Bu yüzden Paramount kabul etti ve Colombo senaryoda sadece bir kez “mafya” kelimesi kullanılmış olmasına rağmen, büyük bir zafer kazandığını düşündü. Gerçekten de bu kelimeler kaldırıldı. 

    14. Mafya üyeleri de filmin yapımında yer aldı. Yapımcı Al Ruddy filmi çekebilmek için mafya üyesi Joe Colombo ile yaptığı anlaşmalar sadece senaryo ile sınırlı kalmadı.  Şartlardan biri de, filmde çalışacak bazı kişilerin ve figüranların Colombo’nun göndereceği adamlardan seçilmeseydi. Örneğin, meşhur düğün sahnesinde yer alan figüranların bir kısmı gerçek mafya üyesiydi. Filmde önemli bir rolü olan Luca Brasi (Lenny Montana karakteri) eski bir mafya koruması ve kundakçıydı. 

    15. Filmin ilk gösterimi özel bir salonda mafya üyelerine yapıldı! Filmle ilgili çokaz bilinen bir sır bu. Bu gösterimin mafya ile yapılan anlaşmanın bir parçası olduğu düşünülüyor. Paramount böyle bir özel gösterim yapıldığını reddediyor ancak tanıklıklara göre The Godfather’ın herkesten önce mafya tarafından seyredildiğini doğruluyor. 

    16. Moe Greene’in gözünden vurulması sahnesinde, gangster Bugsy Siegel’in gerçek hayattaki ölümünden esinlenildi. Özel efekt uzmanları, oyuncu Alex Rocco’nun gözlüklerinin çerçevesine iki gizli tüp yerleştirdiler. Birinde sahte kan, diğerinde ise bir BB mermisi ve basınçlı hava vardı. Vurulduğunda, basınçlı hava BB mermisini gözlüklerin içinden fırlatarak onları içeriden parçaladı. Ardından diğer tüpten sahte kan çıktı.

    17. Frank Sinatra da filmi engellemeye çalıştı. Efsaneye göre Mario Puzo kitaptaki Johnny Fontane karakterini yaratırken Frank Sinatra’yı düşünmüştü. Bunu bilen Sinatra filmin çekilmesine engel olmak istiyordu. Dizide Sinatra’nın rolün teklif edildiği oyuncularıu aradığı ve onları vazgeçirmeye çalıştığı da anlatılıyor. Bu konu da Mafya aracılığı ile çözüldü. Filmde Johnny Fontane karakterini rolü azaltılarak Sinatra ikna edildi. 

    18. Özel efektler açısından en karmaşık sahne, Jones Beach Causeway gişesinde Sonny Corleone’nin ölümüydü. James Caan’ın kostümü, patlayan 127 adet sahte kan torbasıyla donatılmıştı. James Caan ölüm sahnesinde gerçekçilik adına dublör kullanmamış, patlayıcıların etkisiyle iki kaburgasını kırmıştı. McCluskey’nin vurulması ise, aktör Sterling Hayden’e sahte bir alın yapılarak gerçekleştirildi. Ortasına bir boşluk açıldı, sahte kanla dolduruldu ve protez etle kapatıldı. Tıkaç, olta ipiyle çekilerek aniden bir delik oluşması sağlandı.

    19. Coppola, çekimler boyunca kıyafetlerinin altına üzerinde “Paranoia” (Paranoya) yazan bir tişört giydi. Bu, stüdyonun onu her an kovabileceğine dair hissettiği baskıya karşı bir savunma mekanizmasıydı. Paramount, filmin 1940’larda değil modern zamanda geçmesini ve daha fazla aksiyon içermesini istiyordu. Coppola ise bunun bir aile destanı olması gerektiğinde ısrar ederek dönemin estetiğini ve kültürel derinliğini korudu.

    20. Filmin bir saatlik kısmı gösterime giremedi. Filmin ilk kurgusu 4 saat uzunluğundaydı. Coppola, birçok karakter gelişim sahnesini ve Brando’nun bazı önemli anlarını süreyi makul bir seviyeye indirmek için feda etmek zorunda kaldı. Son olarak filmi 3 saate indirebildi. Ancak Paramount filmin 2 saatin altına inmesi için ısrarcıydı. Çünkü film bu haliyle sinemalardaki matine düzenine uymuyordu. Michael’ın kutsal yeminleri ile infaz sahnelerinin iç içe geçtiği ünlü “Vaftiz Montajı”, stüdyo tarafından “anlaşılmaz ve iddialı” bulunarak neredeyse filmden atılıyordu. Uzun pazarlıklar sonucunda filmin 3 saatlik versiyonu gösterime girdi. 

    Yorum Yapın...

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.