Teknoloji ve Toplum: Telgraf ve İnternet

telgraf

Teknoloji ile ekonomik ve sosyal yapılar arasındaki ilişkiler son yıllarda internet teknolojisi üzerinden tartışılıyor. İnternet’in ekonomik sistemleri, sosyal ilişkileri, milletler ve kültürler arası ilişkileri ve insan davranışlarını değiştiren etkileri ve gelecek kurguları bu tartışmaların aksını oluşturuyor. İnternetin etkisini tartışırken en önemli iletişim teknolojisindeki en önemli gelişmelerden biri olan telgrafın etkilerini tartışmak, geçmişten geleceğe teknoloji toplum etkileşimini anlamak açısından faydalı olabilir. Bu tartışma sonuçlarından internet teknolojilerinin geleceği üzerine varsayımlarda bulunmak ve/veya toplumlara olan etkisini gözlemlemek için bir zemin oluşturabiliriz.

Telgrafın icadı yeni sosyal etkileşimler, yeni bir kavramsal sistem, yeni bir dil, yeni ekonomi yapılar ve siyasi ilişkilerde yeni yapılanmalar üretmiştir. Telgraf iletişim önündeki sınırları genişletmiş, ve zamanın yeniden kavramsallaştırılmasına olanak tanımıştır. Telgrafın toplumsal hayat içindeki rolünü ortaya çıkarmak, tanımlamak ve kanıtlamak ancak tarihsel bir analiz ile mümkündür. Bu anlamda ABD’nin on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllardaki sosyo-ekonomik yapısını inceleyerek, telgrafın icadı ve sonrasındaki toplumsal koşulları daha iyi anlayabiliriz..

İlk olarak telgraf ilk büyük endüstri tekelinin, Batı Birliği’nin (Western Union) kurulmasına yol açtı. Bu büyük iletişim imparatorluğu kendinden sonra gelecek olan birçok tekelci yapıya örnek teşkil etti. İkinci olarak, Telgraf endüstride  elektrik enerjisinin kullanıldığı, mühendislik temelli  ilk ‘mal’ olarak tanımlanabilir. Son olarak telgraf zorunlu olarak kullandığı kendine özel alfabe ile dil yapılarında köklü değişikliklere neden oldu. [1]

Telgrafın iletişim çalışmaları için en önemli özelliği ‘iletişim’ ve ‘taşımacılık’ kavramları arasında kesin bir ayrıma sebep olmasıdır. Telgraf öncesi dönemde taşımacılık (trasportation) kavramı hem iletişim hem de ulaşım hem de taşımacılık anlamlarını kapsayacak şekilde kullanılıyordu. (Bugün bile örneğin Türkiye’de iletişim ve ulaşım işlerinin aynı bakanlık tarafından yürütülmesi bu anlayışın bir uzantısıdır. Türkiye’de, internet politikaları ile denizcilik politikaları aynı kurum tarafından belirlenmektedir.) Telgrafın kullanılmasıyla beraber, mesajlar nesnelerin fiziksel yer değiştirmelerinden bağımsız olarak hareket etme imkanına kavuştu. Hatta, telgraf bir iletişim teknolojisi olarak fiziksel hareketleri kontrol etme imkanı yarattı. Buna en iyi örnek telgraf sinyalleri ile rayların kontrol edilmesi ve trenlerin bu sayede yön değiştirebilmesidir.[2]

İlk olarak, telgraf yeni ve öncekilerden çok değişik bir üretim gücü yaratmıştır. Bu güç tekelci şirketlerin gelişimine uygun bir zemin hazırlayan yeni kanunlar, ekonomi teorileri, organizasyon yapıları ve bilimsel mantık yasaları gerektirmiştir. Sorun sosyal ilişkileri değiştirecek tüm bu yeni yapıları meşrulaştıracak bir anlayışın topluma kabul ettirilmesidir. Bu noktada ideoloji devreye girer. Telgrafın kullanımından önce, ekonomi yüz yüze iş ilişkileri üzerine kuruluydu. Bütün bu atomik ilişkilerin koordinasyonu ise bir ‘gizli el’ kavramsallaştırılmasıyla  açıklanıyordu. İletişim ve ulaşım teknolojisi ile birlikte (telgraf ve demiryolları), ekonomi, gayri şahsi ilişkiler üzerinden yeniden kurulmaya başlandı. Birbirini tanımayan insanlar arasında alış veriş düzenleyecek yönetim yapılarına ve organizasyonlara ihtiyaç duyuldu. Gizli elin yerini işletme mantığının ‘görünen eli’ almaya başladı.[3] Fiyat belirleme sistemlerinde köklü değişiklikler oldu. Bu anlamda telgrafın en önemli rolü mekan sınırlarını genişletmesi ve herkesin kendisini aynı pazar içinde düşünmesini sağlamak oldu. Yerel arz talep dengeleri bozuldu ve yerini ulusal ve uluslararası kuvvetlerin etkilerine bıraktı. Pazar dengesi somut malların dolaşımından çok, istatistiki verilerin dolaşımı ile elde edilen enformasyonlar üzerine yapılandı.

İkinci olarak, sosyal ilişkiler bu yeni ekonomik süreç içinde şekillendi. Demiryolları ve telgrafın kullanımı bu sürece yön verdi. Telgraf ile ideoloji arasındaki ilişki, endüstride elektriğin kullanımı üzerine geliştirilen düşünceler ışığında irdelenebilir. ‘Elektrik Özgürleştirir mi?’ yazımda etraflıca tartıştığım gibi, elektrik yeni ve güzel bir topluma doğru bir yol olarak tasarlanıyordu. Teknolojinin yüceleştirilmesi retoriği olarak adlandırılabilecek bu yaklaşım, sosyal olarak var olan değerlerin korunması; ekonomik olarak ‘gelişme’ ve ‘üretkenlik’ gibi kavramlar etrafında gelişiyordu.

Üçüncü ilişki ise daha çok teoloji içerikli tartışmalar ile Aydınlanmanın ideallerinden biri olan evrensel insan nosyonunun bir çeşit uzlaşımı etrafında şekilleniyordu. İletilişim kavramının teolojik içeriği, Tanrı’nın mesajının etkin olarak yeryüzüne yayılmasıydı. Telgraf bu tür bir misyona hizmet eden bir araç olarak görünürken, aynı zamanda Aydınlanma düşüncesinin evrensel ideallerini de yayan, dünya üzerinde birbirinden farklı kültürleri karşı karşıya getiren bir araç olarak da düşünülüyordu.[4]

Telgrafın kullanılmasını önemli bir etkisi de yazılı basın üzerinde oldu. Gazetelerde kullanılan dil, yerel şivelerden arınarak standart bir hal aldı. Haber üretimi  rasyonel modeller kullanılarak rutin ve hızlı bir biçime sokuldu. Haber, tıpkı bir mal gibi taşınabilir, ölçülebilir, ve indirgenebilir formlara dönüştürüldü. Yüz yüze ticaretin yerini bir takım organizasyon yapılarının koordinasyonu ile yapılan ticarete bıraktığı gibi, okuyucu ve yazar arasındaki bire bir ilişki yerini yine bir takım organizasyonların dolayımıyla kurulan ilişkiler bütününe bıraktı.  Gazeteler haber üreten  fabrikalara dönüşürken, okuyucu onları okumak için dilin standartlaşmasına ayak uydurmak zorunda kaldı. Bu yerel şivelerin gitgide zayıflaması, zamanla ölmesi demekti.[5]

Telgraf o güne kadar süre gelen sömürgeci hareketlerinde biçim değiştirmesinde etken oldu. Bir takım ülkelerin doğal zenginliklerinden ve iş gücünden faydalanmak için istilacı bir politika güden gelişmiş Avrupa ülkeleri, telgrafın icat edilmesiyle birlikte gelişen iletişim olanaklarını kullanarak istilaya gerek duymadan da çıkarlarını sürdürmeyi başardılar. Bu açıkça sömürgeciliğin, emperyalizme dönüşmesidir. Demiryollarının, buhar gücünün ve telgrafın geliştirilmesi, sömürge imparatorluklarının, geniş bir iletişim ağının üstüne yapılanmalarına sebep olmuştur. Bilginin ve ulaşımın kontrol edilmesi, merkezden on binlerce mil uzaktaki alanların kontrol edilmesine olanak tanımış, bu anlamda iletişim sistemleri askeri kuvvetlerden daha önemli bir rol oynamıştır.

Sonuç olarak, telgrafın kullanılmaya başlanması, demiryollarının ve su yollarının gelişmesiyle beraber toplumsal hayatta köklü gelişmelere vesile oldu. Ekonomik yapıdaki köklü değişim, dilde ve yazılı basındaki değişimler ve standart zaman anlayışının yaygınlaşması o zamana kadar ki dünya görüşünü değiştirdi. Yüz yüze iletişim ve sözlü kültür büyük ölçüde yerini yeni bir dil kavramsallaştırmasına ve pazar anlayışına bıraktı. On dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında ekonomiyi tahakküm altına alan şehir merkezli devlet kapitalizmi kırılarak, ulusal tüccar bir orta sınıfın ortaya çıktı. Bu yeni sınıf beraberinde ortaya çıkan yeni sosyo-politik yapıları meşrulaştıracak yeni düşünceler ve teoriler getirdi. Bununla beraber merkezileşmiş tekelci şirketler ekonomiye ağırlıklarını koymaya başladılar. Makro ölçekte, endüstrileşmiş ülkelerin diğer ülkeler üzerindeki emellerine daha öncekilerden farklı bir şekilde, iletişim ve ulaşım sistemlerini kontrol ederek ulaşmaya başladılar. Sömürgecilik anlayışı yerine emperyalizme bıraktı.[6]

Batı toplumlarındaki bütün bu köklü değişimleri telgrafın icadı ile ilişkilendirmek, ideoloji ile teknolojik gelişim arasında doğrudan bir bağ kurar. Altı çizilmesi gereken nokta, telgrafın belli bir ekonomi anlayışın ya da var olan bir ideolojinin gereksinimleri doğrultusunda ortaya çıkmadığıdır. Telgraf diğer birçok teknolojik buluş gibi tamamen farklı bir amaç için kullanılmıştır. Aynı mekanda olmayan iki kişinin satranç oynayabilmesi için geliştirilen bu teknoloji, daha sonraları ekonomik ve politik anlamda iletişim için kullanılmıştır.  Bu çerçevede internet teknolojisinin ortaya çıktığı koşullar ve bu koşullar altında  sosyo-ekonomik yapılara dönüştürücü etkisini incelemek için 3 soru öne çıkıyor:

1- İnternet var olan ekonomik ilişkileri ne yönde değiştirmektedir? Üretimde, mal ve hizmet değişiminde yarattığı farklılaşma nedir? Ulusal ve uluslar arası şirketler internet teknolojilerinden ne yönde kullanmaktadır?

2- Internet teknolojisinin ortaya koyduğu iletişim ve bilgi alış verişi potansiyelinin siyasal sistemler üzerindeki dönüştürücü etkisi nedir? Demokrasi, özgürlük, eşitlik gibi modern kavramların gelecekteki tartışma zeminlerine İnternet teknolojilerinin etkisi ne olacaktır?

3- İnsan davranışları ve kültürler arası ilişkilerde internet teknolojileri nasıl bir değişime sebep olacaktır?

 

Bu temel sorular teknoloji ve ideoloji bağlamında cevaplanabildiği ölçüde gelecek ideallerine teknoloji yardımıyla nasıl ulaşabileceğimizin yolları da kendini gösterecektir.

[1] Carey, W. James, Technology and Ideology: The Case of Telgraph adıyla, Prospects: The Annual of the American Studies Association, Vol: 8, (Cambridge: Cambridge University Press, 1983.)., syf: 201-202

[2] A.g.y., syf: 203

[3] A.g.y., syf: 205

[4] A.g.y., syf: 208-209

[5] A.g.y., syf:211

[6] A.g.y., syf: 214

paylaşmak ne güzel:)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir