GÜNDEN KALANLAR (REMAINS OF THE DAY) 1993
Sükunetin, bastırılmış duyguların ve "keşke"lerin zarifçe işlendiği Günden Kalanlar (The Remains of the Day), filmine geçiyoruz. Kazuo Ishiguro’nun Booker ödüllü romanından uyarlanmış.
KONU:
İkinci Dünya Savaşı öncesinin fırtınalı Avrupa atmosferinde, Darlington Malikanesi’nin baş uşağı James Stevens (Anthony Hopkins), hayatını “görev ve sadakat” kavramları üzerine inşa etmiş bir adamdır. Stevens için profesyonellik, her türlü insani duygunun ve kişisel fikrin üzerindedir. Ancak malikaneye yeni gelen dirayetli kahya Bayan Kenton (Emma Thompson) ile aralarında gelişen örtük bağ, Stevens’ın bu aşılmaz duvarlarını sarsmaya başlar. Yıllar sonra, artık yaşlanmış olan Stevens, geçmişe dönüp bakarken hem kaybettiği aşkı hem de sadakatle hizmet ettiği efendisi Lord Darlington’ın Nazi sempatizanlığına göz yumarak yaptığı trajik hatayı sorgulamak zorunda kalacaktır. James Ivory’nin yönettiği film, bir adamın “mükemmel hizmet” uğruna kendi hayatını nasıl ıskaladığının hüzünlü bir portresidir.
YORUM (Spoiler İçermez):
Günden Kalanlar, sinema tarihinde “sessizliğin sesi” olarak adlandırılabilecek nadir filmlerdendir. James Ivory, büyük patlamalar veya dramatik çığlıklar yerine, bir bakışın, titreyen bir elin veya yarım kalmış bir cümlenin yarattığı devasa duygusal enkazı beyazperdeye taşır. Anthony Hopkins, kariyerinin en rafine performanslarından birini sergilerken, sadece gözleriyle ve vücut diliyle koca bir iç dünyayı, bastırılmış bir tutkuyu ve pişmanlığı anlatmayı başarır. Emma Thompson ile aralarındaki kimya ise o kadar ince işlenmiştir ki, izleyici olarak karakterlerin birbirine söyleyemediği her kelimeyi kalbinizde hissedersiniz.
Teknik açıdan film, dönem atmosferini yansıtmakta kusursuzdur. Tony Pierce-Roberts’ın sinematografisi, malikanenin geniş koridorlarını ve uçsuz bucaksız İngiliz taşrasını hem görkemli hem de karakterlerin hapsolduğu altın bir kafes gibi soğuk göstermeyi bilir. Richard Robbins’in müzikleri, o aristokratik ciddiyetin altındaki hüznü sürekli diri tutar. Film, sadece bir dönem draması değil; aynı zamanda körü körüne sadakatin tehlikelerini ve insanın kendi duygularına karşı dürüst olmamasının bedelini anlatan evrensel bir hikâyedir. Sinema tarihindeki en iyi edebiyat uyarlamalarından biri kabul edilen bu yapım, izleyicinin ruhunda “günden kalan” derin bir tortu bırakır.
Puanım: 7,5/10BONUS:
Filmle ilgili en etkileyici detaylardan biri, Anthony Hopkins’in rolüne hazırlanma sürecidir. Hopkins, baş uşak (butler) karakterini doğru yansıtabilmek için gerçek bir emekli saray uşağıyla çalışmış ve bir uşağın “odada yokmuş gibi davranma” sanatını, yani görünmezlik disiplinini öğrenmiştir.
Filmdeki malikane sahneleri için tek bir mekan kullanılmamış; dört farklı tarihi İngiliz evi (Dyrham Park, Badminton House, Powderham Castle ve Corsham Court) birleştirilerek hayali “Darlington Hall” yaratılmıştır. Film, 8 dalda Oscar’a aday gösterilmesine rağmen, o yıl Schindler’in Listesi gibi devasa bir rakiple yarıştığı için hiçbir ödül kazanamamıştır; ancak zaman onu ödüllerin ötesinde bir klasiğe dönüştürmüştür.
KÜNYE:
| Başlık | Detay |
| Yönetmen | James Ivory |
| Yapımcı | Ismail Merchant, Mike Nichols, John Calley |
| Senarist | Ruth Prawer Jhabvala (Kazuo Ishiguro’nun romanından) |
| Oyuncular | Anthony Hopkins, Emma Thompson, James Fox, Christopher Reeve |
| Müzik | Richard Robbins |
| Görüntü Yönetmeni | Tony Pierce-Roberts |
| Kurgu | Andrew Marcus |
| Stüdyo | Columbia Pictures, Merchant Ivory Productions |
| Yapım Yılı | 1993 |
| Tür | Dram, Romantik, Dönem |
| Süre | 134 Dakika |
| Ülke / Dil | Birleşik Krallık, ABD / İngilizce |