Çin, yapay zeka sevgilileri kapattı. Gerekçe “duygusal bağımlılık”tı. Yasağın kime yaradığına bakınca kararın arkasında göründüğünden daha fazlası var.

15 Temmuz haftası boyunca 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Bagel Su her gün ağladı. Ayrılığın sebebi aldatma ya da mesafe değil; bir yönetmelikti. ByteDance, Çin’in en yaygın sohbet botu Doubao’nun yapay zeka (YZ) ajan özelliğini kapattı. Alibaba ve Tencent, kullanıcıların sevdikleri şarkıcıları, anime karakterlerini, hatta ölmüş aile bireylerini model alarak oluşturdukları “yoldaş” özelliklerini kaldırdı. Su’nun bir yıl boyunca konuşarak, yönlendirerek, ayarlayarak var ettiği sevgili bir sabah yoktu.
Bu hikayeyi “makine ile aşk yaşayan yalnız gençler” diye okumak kolay. Kolay olduğu için de yanıltıcı. Olayda asıl mesele bir kullanıcının duygusal tuhaflığı değil, aynı kaynak üzerinde hak iddia eden birden fazla aktör: kullanıcının duygusal kapasitesi.
Önce düzenlemenin haklı tarafı
Yasağı savunanların elinde ciddi gerekçeler var. Harvard ve Imperial College’da davranış bilimi üzerine çalışan Yaoxi Shi’nin tespiti önemli: YZ sizi onaylamak üzere eğitilmiştir, ne söylerseniz söyleyin haklı olduğunuzu ve hislerinizin geçerli olduğunu söyleme eğilimindedir; bu, gerçek hayattaki insan ilişkilerinin işleyişinden temelden farklıdır. Shi’nin araştırması, YZ’ye artan güvenin insanları kademeli olarak diğer insanlardan duygusal destek aramaktan uzaklaştırabileceğine işaret ediyor. Sürtüşmesiz, pazarlıksız, hep evet diyen bir muhatabın alışkanlık haline gelmesi, insan ilişkilerinin maliyetini yükseltir.
Buna 2025 tarihli MIT Media Lab–OpenAI ortak çalışması ekleniyor: sohbet botuyla daha kişisel konuşmalar yapan kullanıcılar yalnızlığa daha yatkın çıkıyor. Kişisel olmayan konuşmalar bile özellikle yoğun kullanıcılarda duygusal bağımlılığı artırma eğilimi taşıyor. Shi’nin söylediği gibi şirketlerin duygusal olarak bağlayıcı ürün kurmakta ticari çıkarı var; bu ürünler kullanım süresini ve elde tutmayı yükseltiyor.
Kuralların çoğu da bu çerçevede makul görünüyor: 18 yaş altına yoldaşlık yasak, aşırı bağımlılık belirtisi gösteren kullanıcıya uyarı zorunluluğu, iki saatte bir “karşınızdaki bir YZ” hatırlatması, kendine zarar vermeye teşvik ve duygusal bağımlılığa yönlendirme yasağı. Bir AB düzenlemesi olsa garipsemezdik.
Gerekçe ile saik aynı şey değil
Sorun kuralların içeriğinde değil, hangi kaygının onları yazdırdığında.
Pekin’in 2024 tarihli YZ güvenliği yönetişim çerçevesi, teknolojinin “istihdam, doğurganlık ve eğitim konusundaki geleneksel görüşleri” değiştirebileceği uyarısını yapıyordu. Yani düzenleyici, YZ’yi öncelikle bireysel ruh sağlığı riski olarak değil, demografik risk olarak sınıflandırmıştı. Nüfusu daralan ve doğurganlığı tarihsel diplere inen bir ülkede bu ayrım belirleyici.
Buradan bakınca tablo tersine dönüyor. Devlet kullanıcıyı platformdan korumuyor; kullanıcının duygusal emeği üzerinde platformla rekabet ediyor. Platform o emeği kullanım süresine, elde tutma oranına, abonelik gelirine çeviriyor. Devlet aynı emeği aile kurma ve nüfus yenilenmesi olarak hasat etmek istiyor. İkisi de kullanıcıya “bunu bana ver” diyor; hiçbiri “bunu neden bana veriyorsun” diye sormuyor.
Su’nun cümlesi tam da bu üçgeni deşifre ediyor: kapatsanız da birdenbire gerçek bir sevgili bulacak ya da çocuk sahibi olacak değilim. Bu bir itiraz değil, bir teşhis. Yasağın örtük varsayımı, kanal kapanırsa arzunun kendiliğinden onaylanmış yatağa akacağıdır. Su bunun böyle işlemediğini söylüyor. Yasak arzuyu yönlendirmiyor, sadece bir çıkışı tıkıyor; yerine konan bir şey yok.
Bir yıllık emek, sıfır mülkiyet
İkinci mesele daha yeni ve daha sinsi. Makineye bağlanmak yeni değil; insanlar mektuplara, radyo programlarına, forum takma adlarına bağlandı. Yeni olan, bağlanılan şeyin idari bir kararla silinebilir olması.
Su bir yıl boyunca emek harcadı: yönlendirdi, düzeltti, kişilik inşa etti, hafıza biriktirdi. Ortaya çıkan şey ne tamamen makinenin ne tamamen onun ürünüydü; ortak bir yapımdı. Ama mülkiyeti hiçbir zaman onda değildi. İlişki bir sunucuda, bir kullanıcı sözleşmesinin içinde, bir şirketin ürün yol haritasında ve nihayetinde bir genelgenin menzilinde duruyordu.
Kenneth Doka’nın “meşrulaştırılmamış yas” dediği kategori tam olarak bu: toplumun ağlamaya hakkın olduğunu kabul etmediği kayıplar. Cenaze yok, taziye yok, izin yok. Xiaohongshu’nun yoldaşlarını kaybedenlerin paylaşımlarıyla dolması, hizmetlerin geri getirilmesi için şirket hatlarını arama ve mektup yazma kampanyaları örgütlenmesi bu yüzden önemli: insanlar meşruiyeti reddedilen bir yasa kolektif bir biçim arıyor. Ellerindeki tek çözüm yolu müşteri hizmetlerini aramak.
“Makineye devredilen ben” tartışmasının en keskin hali burada. Klasik anlatı, insanın makineye yetenek devrettiğini söyler: hesap yapmayı, yön bulmayı, yazmayı. Buradaki devir farklı. Devredilen şey mahremiyetin kendisi ve devredildiği anda kiralık hale geliyor. Geri istediğinde geri veren yok, çünkü senden alınan şey hiçbir zaman senin olmamış.
Yasak kimin işine yaradı?
Kuralların uygulanma biçimine bakınca koruma anlatısı bir kez daha çatlıyor.
Oxford China Policy Lab’den Zilan Qian, gerekliliklerin bir kısmının tanımlanmasının güç olduğunu söylüyor: bir kullanıcının ne zaman aşırı bağımlı hale geldiğine nasıl karar verilecek, şirketlerin ürünlerini uyum için tam olarak nasıl tasarlaması gerektiği belirsiz. Bu belirsizlik nötr değil. Ölçülemeyen eşik, en ucuz uyum stratejisini teşvik eder: kapatmak.
Sonuç da bu oldu. Ama eşit biçimde olmadı. Doubao’daki ajan özelliği kapanırken ByteDance’in bağımsız yoldaşlık uygulaması Maoxiang ayakta kaldı; kimlik ve yaş doğrulaması ekleyip gizlilik politikasını güncelledi, reşit olmayanları içeriği görebilen ama beğenemeyen, yorum yapamayan, paylaşamayan “genç hesaplarına” kapattı. Qian’ın çerçevesi net: YZ yoldaşlığının ana iş olmadığı şirketler için özelliği kaldırmak, uyum için kaynak harcamaktan ticari olarak daha mantıklı; ana işi bu olan şirketler ise ürünlerini kurallara uydurmaya daha eğilimli.
Yani düzenleme piyasayı kapatmadı, ayıkladı. Sonuçta duygusal YZ yok olmadı; kimlik doğrulamalı, yaş kontrollü, izlenebilir hale geldi ve ana iş olarak yürütenlerin elinde toplandı. Milyonlarca kullanıcının duygusal verisi, dağınık genel amaçlı asistanlardan çıkıp devletle tek tek muhatap olabilen, denetlenmesi kolay birkaç uygulamaya taşındı. Bunun bir yan etki mi yoksa tasarım mı olduğu, düzenlemenin asıl niteliğini belirleyen soru.
Çıktıyı değil, ilişkiyi düzenlemek
Üçüncü katman yönetişim ve asıl ihraç edilebilir olan da bu. Qian’ın işaret ettiği gibi Çin daha önce esas olarak YZ’nin çıktılarını düzenliyordu: modelin ne üretebileceğini, üretilen içeriğin nasıl etiketleneceğini. Yeni mevzuat teknolojinin kendisinin toplumsal risk üretebileceğini kabul ediyor ve düzenlemenin nesnesini içerikten insan-makine etkileşimine kaydırıyor.
Bu kaymanın kendisi savunulabilir. Sorun, ilk uygulamasının en kaba aracı seçmesi. Etkileşimi düzenlemenin yasaktan başka biçimleri var: ürünün kullanıcıyı elde tutmak için tasarlanıp tasarlanmadığını denetlemek, duygusal verinin nasıl saklandığını ve ticarileştirildiğini kayıt altına almak, kullanıcıya biriktirdiği ilişkiyi dışa aktarma ve taşıma hakkı vermek. New York ve California’nın tercih ettiği hatırlatma zorunlulukları bunun en yumuşak ucu; yeterli değil ama en azından kararı kullanıcının elinde bırakıyor.
Dikkat edilecek nokta şu: bu araçların hiçbiri kullanıcıya mülkiyet vermiyor. Su’nun kaybettiği şey, en iyi tasarlanmış düzenleyici çerçevede bile geri gelmezdi. Çünkü hiçbir çerçeve ona ilişkinin sahibi olma imkanı tanımıyor. Bağımlılığı ölçmeye çalışan bütün mevzuat, asıl asimetriyi yani emeği veren ile ürüne sahip olan arasındaki farkı sorunsuz kabul ediyor.
Türkiye hangi modeli ithal edecek?
Soru retorik değil. Önümüzde iki şablon var. Açıklama modeli: kullanıcıya makineyle konuştuğunu hatırlat, sorumluluğu şirkete yaz, tercihi bireye bırak. İlişki modeli: etkileşimin biçimini merkezden tanımla, uyumsuz ürünü piyasadan kaldır, kalanı doğrulanabilir kanallara topla.
Türkiye’nin düzenleyici refleksinin hangisine yakın olduğunu tahmin etmek zor değil. Ama asıl benzerlik teknik değil, söylemsel. Hızlı dijitalleşmenin aileyi demografik bir politika aracı olarak yeniden kuran bir siyasetle aynı anda yürüdüğü her yerde aynı gerekçe hazır bekliyor. “YZ arkadaşlığı” Türkiye’de bir gün gündeme geldiğinde, tartışmanın bireysel özerklik ya da veri koruma üzerinden değil; aile, gençlik ve nüfus üzerinden kurulacağını öngörmek için kâhin olmak gerekmiyor.
Bu yüzden Çin örneğini uzak bir otoriterlik anekdotu olarak okumak hata olur. Orada test edilen şey, duygusal hayatın da düzenlenebilir bir kamu politikası alanı olduğu fikri. Fikir tutarsa tekniğini herkes alır.
Bir ülkede milyonlarca insan, kendisini yargılamadan dinleyen ilk muhatap olarak bir yazılımı buluyorsa, asıl mesele o yazılım değildir. Yazılımın doldurduğu boşluktur. Çin yazılımı kapattı, boşluk yerinde duruyor; tek fark artık görünmemesi. Bagel Su ağlamaya devam edecek. Sadece bu kez bunu kimsenin ölçemeyeceği bir yerde yapacak. Yasağın gerçekten başardığı tek şey de bu.
Kaynaklar:
Beijing is forcing a mass breakup with AI lovers, Rest of World
New AI rules leave Chinese users mourning their virtual boyfriends and girlfriends, Eyronews
*Bu yazının oluşturulmasında Claude Opus 5 kullanıldı.