İçeriğe geç

The Offer: The Godfather’ın Kaotik Çekim Hikayesi

The Offer”, sinema tarihinin kutsal kasesi sayılan The Godfather filminin çekim sürecini anlatan,”film içinde film” tadında 2022 yapımı bir mini dizi. The Offer, sinema tarihini sonsuza dek değiştiren The Godfather (Baba) filminin, prodüksiyon aşamasında karşılaştığı imkansızlıkları ve kaosu konu alıyor. Hikayenin merkezinde, kariyerini riske atarak bu sıra dışı projeyi hayata geçirmeye çalışan idealist yapımcı Albert… The Offer: The Godfather’ın Kaotik Çekim Hikayesi

Tekrar İzlemeye Cüret Edemediğim 10 Muhteşem Film

Benim için sinema, insan duygularını harekete geçiren, düşüncelerimizi derinlemesine sorgulamamıza sebep olan ve bazen de ruhumuzun en karanlık köşelerine ışık tutan güçlü bir sanat formu. Karanlık sinema salonlarından, evimin rahat köşesine kadar, filmler benim için bir kaçış, bir öğrenme deneyimi, hatta zaman zaman bir terapi seansı.  Ancak, bazı filmler vardır ki, onlar sadece insan hikayelerini… Tekrar İzlemeye Cüret Edemediğim 10 Muhteşem Film

Hem İyi Hem Nazi

Diktatörlük rejimleri, baskı, biat ve gaddarlık doğurur. Ama en kötüsü, aptallığı yaygınlaştırmasıdır. Jorge Luis Borges John Halder (Viggo Mortensen) parlak bir edebiyat profesörü. Hitler’in iktidarının Alman toplumu üzerindeki baskısını arttırdığı 30’lu yılların sonlarında, bunamış (demans) annesi, nevrotik karısı ve sorunlu iki çocuğu ile birlikte yaşıyor. Annesinin bakımını tek başına üstleniyor, evini ve çocuklarını ihmal eden… Hem İyi Hem Nazi

Bir Steampunk Fantazisi: The League of Extraordinary Gentlemen

“What if”, “Peki ya böyle olsaydı?” diye çevirebileceğimiz bu söz, Anglosakson anlatısının en ilham verici sorularından biri. Bu sorudan yola çıkarak, edebiyat, çizgi roman, sinema hatta müzik eserleri ortaya çıkıyor. Bilim kurgu ve fantaziye keşfedilecek  yeni kıtaların kapıları açılıyor. Peki ya 2. Dünya Savaşı’nı Almanlar kazansaydı? Peki ya Amerika Kıtası’nı Japonlar keşfetseydi? Peki ya bebek… Bir Steampunk Fantazisi: The League of Extraordinary Gentlemen

Sinema Lez: Yeni Eşcinsel Sinema

1980’li yıllardan önce ana akım sinemada lezbiyenliğin korku filmleri dışında yer bulamaması, sadece ideolojik koşullanma ile açıklanmamalıdır. Elbette sansür lezbiyenliğin perdeden yansımasını engelleyen önemli bir etkendi. Buna ek olarak içinde lezbiyen temsiller barındıran filmlerde vampirlik, nefret, kıskançlık, canilik, canavarlık gibi klişelere saplanıp kalmışlardır. Ancak seksenli yıllara kadar hiçbir büyük bütçeli Holywood filminde lezbiyenlik açıkça gösterilmemiştir.… Sinema Lez: Yeni Eşcinsel Sinema

Sinema Lez: Vampirler ve Sansür

Sinema bir çeşit dil olarak ve geçtiğimiz yüzyılda toplum üzerinde çok etkili olan bir kurum, bir sanat dalı olarak iktidar mücadelesinin en şiddetli yapıldığı alanlardan biridir. Egemen söylem eşcinselliği ve özelde lezbiyenlği daha en baştan sinemadan dışlamış, onu yok saymış, reddetmiş ve maskelemiştir. Lezbiyenliğin var olduğu sayılı filmlerde ise bu cinsel kimlik ayıplanmış ve aşağılanmıştır.… Sinema Lez: Vampirler ve Sansür

Sinema Lez: Holywood

1960’lı yıllardan 2000’li yıllara Holywood’un lezbiyenliğe yaklaşımında büyük bir değişim oldu. 1960’larda lezbiyenlik sadece bir iki filmde yer alabilmişti. 1970’li yıllar lezbiyen vampir filmlerinin çoğaldığı, bir korku filmleri alt türü haline geldiği yıllar oldu. 1980’li yıllarda ise vampir filmleri etkisini hâlâ sürdürüyordu. Bununla birlikte tek tük bağımsız lezbiyen filmleri çekiliyordu. 80’lerin sonuyla birlikte lezbiyen filmlerin… Sinema Lez: Holywood

V İçin Film Eleştirisi

V for Vendetta (bundan sonra sadece V), sinema gündemini bir süre meşgul etti. Son zamanlardaki çizgi roman uyarlamaları furyasının bir parçası olmasının yanı sıra senaryo yazarlarının meşhur Wachowski kardeşler olması, film gelmeden önce bir “matrix şaşkınlığı” beklentisi yaratması filmi vizyona giren diğer filmlerden biraz daha fazla yazılıp konuşulmasına vesile oldu. Filmin oyuncularının performansları, uyarlandığı çizgi… V İçin Film Eleştirisi

Kıç Tekmeleyen Kadınlar 2

Quentine Tarantino iki filmle ‘Taratinovari’ olarak adlandırılan kendine has bir tarz oluşturarak, 90’lı yıllarda Holywood sinemasına değişik bir soluk getirdi. Rezervuar Köpekleri (Reservoir Dogs, 1992) ve Ucuz Roman (Pulp Fiction,1994) ile Amerikan Sinema tarihinde müstesna bir yer edinirken, kendinden sonraki birçok filmi etkileyen, özgünlüğünü taklitten alan yeni bir sinema estetiği belirledi. Bu estetik kısaca (1)… Kıç Tekmeleyen Kadınlar 2

Kıç Tekmeleyen Kadınlar 1

Uma Thurman Kill Bill Vol 1 filmi gösterime girdikten sonra verdiği röportajların birinde şöyle bir beyanatta bulunmuş: “Bu film bildik bir konuya dayanıyor. Bir kişi kendisine yapılan haksızlığın acısıyla ölümden hayata dönüyor, intikamını almak için daha güçlü daha gözükara bir ruh haliyle korkusuzca savaşmaya başlıyor. Tek fark ise bu kişinin ‘sizin’ tipik erkeklerinizden biri değil,… Kıç Tekmeleyen Kadınlar 1

Dark City: I Don’t Like the Drugs But Drugs Like Me!

Hegemonya kavramı ilk olarak milletlerarası ilişkilerde siyasal yönetim ve egemenlik anlamında kullanılmaya başlandı. Neo-Marksist yaklaşımlar, kavramı toplumsal sınıflar arasındaki ilişkileri kapsayacak şekilde yeniden tanımladılar. Ve nihayet, Gramsci yönetim ve hegemoya kavramları arasında bir ayrım yaparak, toplumların bunalım dönemleri dışındaki olağan durumlarda toplumsal, siyasal ve kültürel güçler arasındaki iç içe geçmiş karmaşık ilişkileri hegemonya kavramı ile… Dark City: I Don’t Like the Drugs But Drugs Like Me!

Button 3 Slumdog 8

Yıl 1995, Oscar ödül töreninde iki film kapışıyordu. Bunlardan biri gösterime girmesiyle birlikte Holywood sinemasında devrim etkisi yaratmış; dokuz milyon dolar gibi Holywood standartlarına göre mütavazi bütçesine rağmen sağlam oyuncuları biraraya toplamış; yaptığı gişe hasılatı ile gelmiş geçmiş en çok kazandıran filmlerden biri olmuş; özel efekt, makyaj teknikleri, yeni nesil kameralar gibi sinemayı teknolojiye indirgeyen… Button 3 Slumdog 8

Frost/ Nixon ve Bush ve Çiller

Ron Howard, Apollo 13 (1995), Akıl Oyunları (A Beautiful Mind, 2001), Cindrella Man (2005) gibi Akademi üyelerinin sevdiği filmler ile Ransom (1996), Grinch (How the Grinch Stole Christmas, 2000) Da Vinci’nin Şifresi (The Da Vinci Code, 2006) gibi gişe canavarı filmleriyle tanınan, tiyatro (Broadway) kökenli bir yönetmen. Frost/Nixon filmiyle de bu özelliklerini harmanlamış ve ortaya… Frost/ Nixon ve Bush ve Çiller

Yoksa Ben Lanet Bir Kod muyum?

Önce, modern çağın düzenlemelerinin bir yaratımı olan insanın, bu düzenlemelerin çökmesiyle birlikte, denizin kıyısında kuma çizilmiş bir yüz gibi silinip gideceği öne sürüldü. Bütün hayallerin tüketildiği, tüm ütopyaların gerçekleştiği, tüm göstergelerin, biçimlerin ve arzuların kullanıldığı bir noktaya geldiğimizde, hala varolabilmek için tutunacak bir dal, inanacak bir ‘şey’, üzerinde durabileceğimiz bir zemin aramaya başladık. Bu karanlık,… Yoksa Ben Lanet Bir Kod muyum?

Westworld: Batı Dünyasında Yeni Bir Şey Var!

Yul Brynner çocukluğumda beni en çok etkileyen yabancı oyunculardan biriydi. Bir kere her zaman dazlaktı (Daha sonraları saçlı hallerini de gördüm tabi). Ancak asıl etki gözlerindeydi. Tuhaf hatta korkutucu bakıyordu. Fakat bir taraftan da, özellikle güldüğü zamanlar sempatik görünüyordu. Sanki gözlerinden kimi zaman kara kimi zaman beyaz bulutlar geçiyor, zaman zaman da şimşekler çakıyordu. Yakışıklı… Westworld: Batı Dünyasında Yeni Bir Şey Var!

Her Şey Aydınlandı!

Amerika Birleşik Devletleri’ni “süper” güç olma dışında diğer bütün ülkelerden farklılaştıran bir başka özelliği daha var, ABD bir göç ülkesi. Neredeyse tüm vatandaşlarının kökleri başka kıtalarda bulunuyor. Kökleri Amerika’da olan Kızılderililerin ise numune olarak sağ bırakılan ve itinayla asimile edilen birkaç bini dışında yok edildiklerini biliyoruz. Kurulduğu günden beri hatta kurulmadan önce bile Dünya’nın neredeyse… Her Şey Aydınlandı!

Kendi Halinde Bir Adamdı…

Sıradan Bir Gündü (He Was A Quite Man, 2007), American Yakuza (1993) ve No Way Back (1995) gibi iki sıradan aksiyon filmi yapmış, Constantine (2005) gibi başarısız bir çizgi roman uyarlamasının senaryo ekibinde yer almış Frank A. Cappello’nun çektiği bağımsız bir film. Yönetmenin yaptıklarına bakıldığında senaryosunu da kendi yazdığı bu film, filmografisinde ayrıksı bir yere… Kendi Halinde Bir Adamdı…