İçeriğe geç

Bedenimi Kaybettim: Kesik Bir Elin Tuhaf Yolculuğu

“Bedenimi Kaybettim” (J’ai perdu mon corps), 2019 yapımı bir Fransız animasyon filmi. Guillaume Laurant tarafından yazılan “Mutlu El” (Happy Hand) adlı romandan uyarlanan filmin. yönetmenliğini ve senaristliğini Jérémy Clapin yapmış. “Bedenimi Kaybettim” tam anlamıyla yetişkinliklere yönelik bir animasyon filmi. Dram, aşk, macera ve korku unsurlarını başarılı bir şekilde harmanlayan filmde, karmaşık temalar ve derinlikli karakterler,… 

Zerocalcare’den “Bu Dünya Beni Yıkamaz” ya da “Bana Hiçbir Şey Olmaz”

Netflix’in animasyon dizisi “This World Can’t Tear Me Down” mizah, politik eleştiri ve varoluşsal iç gözlemi muazzam bir şekilde harmanlıyor. İtalya’nın en popüler çizgi romancılarından Zerocalcare tarafından yaratılan dizi, onun aynı adlı çizgi romanlarından esinlenen yarı otobiyografik bir hikâye sunuyor. Zerocalcare, asıl adıyla Michele Rech, kendine has üslubu ve anlatım tarzıyla son on yılda İtalyan… 

Yapay Zeka Eğlence Sektörünü Nasıl Dönüştürüyor?

Dijital dönüşüm çağında teknolojinin yıkıcı gücünden etkilenmeyen bir sektör kalmadı. Yeni teknolojilere hızla adapte olabilen eğlence sektörü de bir istisna değil. Bugün eğlence sektörünü şekillendiren en önemli teknolojik gelişmelerden biri Yapay Zeka (YZ). YZ’nin eğlence sektöründeki etkisini, içerik oluşturmadan, içerik dağıtımına ve tüketim alışkanlıklarına kadar her aşamada görülebiliyor. YZ destekli platformlar izleyicilerin içeriklerle ilişkisini değiştirirken,… 

Covid-19 Propaganda Posterleri

Propaganda posterleri 20. yüzyılın en etkin siyasal iletişim araçlarından biriydi. Özellikle 2. Dünya Savaşı’ndan 1980’lerin sonuna kadar (Soğuk Savaş Dönemi) posterlerin insanların davranış ve düşüncelerini etkilemekte büyük etkisi oldu. Bugün ise posterler daha çok bir sanat nesnesi muamelesi görüyor. Siyasal ve sosyal konulardaki çeşitli propaganda poster tasarımlar kamusal alanlardan çok sanat galerilerinde yer buluyor. Los… 

Ay Polisi

Bilim kurgu denince genellikle akla dev binalar arasında dolaşan uçan otomobiller, yıkıcı silahlar, dev uzay gemileri, oradan oraya ışınlanan insanlar, zaman makineleri gelir. Tabi eğer medeniyetin sona erdiği bir distopyadan bahsetmiyorsak. Ay Polisi ise bunlardan hiçbiri değil. Hatta bir gelecek ütopyası ile distopyasının tam ortasında bir yerde durduğu bile söylenebilir. Şaşırtıcı derecede sade, durgun hatta… 

Hem İyi Hem Nazi

Diktatörlük rejimleri, baskı, biat ve gaddarlık doğurur. Ama en kötüsü, aptallığı yaygınlaştırmasıdır. Jorge Luis Borges John Halder (Viggo Mortensen) parlak bir edebiyat profesörü. Hitler’in iktidarının Alman toplumu üzerindeki baskısını arttırdığı 30’lu yılların sonlarında, bunamış (demans) annesi, nevrotik karısı ve sorunlu iki çocuğu ile birlikte yaşıyor. Annesinin bakımını tek başına üstleniyor, evini ve çocuklarını ihmal eden… 

Bir Steampunk Fantazisi: The League of Extraordinary Gentlemen

“What if”, “Peki ya böyle olsaydı?” diye çevirebileceğimiz bu söz, Anglosakson anlatısının en ilham verici sorularından biri. Bu sorudan yola çıkarak, edebiyat, çizgi roman, sinema hatta müzik eserleri ortaya çıkıyor. Bilim kurgu ve fantaziye keşfedilecek  yeni kıtaların kapıları açılıyor. Peki ya 2. Dünya Savaşı’nı Almanlar kazansaydı? Peki ya Amerika Kıtası’nı Japonlar keşfetseydi? Peki ya bebek… 

Hatasız Düşünme Sanatı – Rolf Dobelli

Rolf Dobelli’nin çoğunluğunu gazete yazılarından derlediği Hatasız Düşünme Sanatı, ilk bakışta bir kişisel gelişim kitabı gibi görünse de aslında sosyal psikoloji teorilerinin, gündelik hayatla ilişkilendirerek kolay anlaşılır hale getirildiği bir çalışma. Son zamanlarda okuduğum en kafa açıcı kitaplardan biri diyebilirim.  Kitabın tanıtım metni son derece açıklayıcı: “Beynimiz avcı ve toplayıcı bir yaşam için optimize edilmiş.… 

Medya Kültürü

Kültür üzerine herkesin üzerinde anlaşabileceği üç temel varsayımda bulunulabilir. Birincisi, insanların birarada yaşadığı yerde kültürden sözetmek mümkündür. İkincisi, farklı toplumlar farklı kültürlere sahiptirler. Son olarak, bireyin kişisel gelişimi ve diğer bireylerle olan ilişkileri kültür tarafından belirlenir. Ancak bu belirlenim parçalı ya da sosyal gerçekliğin bir kısmı olarak alınamaz, çünkü kültür kavramı tüm ekonomik siyasal ve… 

Medya ve Popüler Kültür

Kitle iletişim araçları ile kültür endüstirisi birbirinden ayrılamaz iki olgudur. Popüler kültür kavramının değişen anlamları ile kitle iletişim teknolojilerindeki değişim birbirine paralel gelişir. Kitle iletişim araçları, daha ‘popüler’ deyimle medya, bugün, toplumdaki anlamlandırma sürecini, neredeyse tekeline almış bir kurumdur. Medya kavramı, ne bir teknolojiyi, ne ideolojik bir aygıtı, ne egemen söylemi, ne kapitalist bir şirketi,… 

Popüler Kültür Kavramı

Birmingam Okulu ya da kültür çalışmaları, günümüz toplumu üzerine yaptıkları araştırmalarda ‘popüler kültür’ olgusunun başlıca çalışma nesnesi olarak almışlardır. Bu kavram aslında Frankfurt Okulunun ‘kitle kültürü’ kavramına karşı geliştirilmiş, ‘kitle’ kavramının sorunlarını aşmak, ve günümüz toplumsal gerçekliğini anlamak için bir çıkış noktası olarak kavramsallaştırılmıştır. Bununla birlikte ‘popüler’ kavramı ‘kitle’ kavramından daha az sorunlu değildir. Öncelikle… 

Kültür, İdeoloji ve Hegemonya

İkinci Dünya Savaşı sonrasında özellikle İngiltere’de kültür üzerine yapılan çalışmalarda, Frankfurt Okulunun geliştirildiği ‘kitle’ kavramı sorunlu bulunmuş, ve aşılmaya çalışılmıştır. Özellikle Richard Hoggard ve Raymond Williams, yaptıkları çalışmalarla, Marksist bir perspektiften kültür konusunu ele almış, ve homojen bir kitle tasarımına dayanmayan, toplumdaki etnik, cinsiyete dayanan ve ekonomik ayrışmaları göz önünde bulunduran bir kültür teorisi geliştirmeye… 

Frankfurt Okulu ve Kültür Endüstrisi

  Marksist literatür içinde kültür konusunu başlı başına somutlaştırarak bir inceleme alanı haline getiren ilk çalışmalar Frankfurt Okulu adıyla tanınan, Sosyal Araştırmalar Enstitüsü tarafından yapılmıştır. Bu aynı zamanda daha sonra kültürel çalışmalar adıyla bir sosyal bilimler disiplini haline gelecek olan çalışmaların da ilk adımı olarak görülebilir. Frankfurt Okulu’nun tarihi üç döneme ayrılabilir. İlk dönem, 1930… 

Yüksek Kültür, Aşağı Kültür, Kitle Kültürü

Sanayileşmenin gelişmesiyle birlikte toplumsal ilişkiler kalıtsal ayrıcalıklara dayanan tabakalaşma sisteminden biçimsel eşitlikçilik sisteme doğru dönüşür. Ernest Gellner’in altını çizdiği gibi sanayi toplumu meşru bir merkezi iktidara ihtiyaç duyar. Bu merkezi iktidar meşruluğunu laik ve rasyonel idealler olan, demokrasi, eşitlik ve maddi adalet dalayımıyla sağlamaya çalışır. Ancak bu değerlerin topluma yukarıdan dayatıldığı ya da egemen bir… 

Kültür Kavramı

‘Kültür’ kavramının tarihte yolculuğu, ve günümüzdeki kavramsallaştırmaları her zaman sorunlu olmuştur. Özellikle, İkinci Dünya Savaşı sonrasında akademik alanda ‘Kültür’ün bir çalışma alanı olarak belirlenmesi bu kavramsallaştırma sorununu daha da gün ışığına çıkarmış, ‘Kültür’ kavramsallaştırması kültür çalışmalarının hem çıkış noktası hem de çalışma alanının belirler hale gelmiştir. Kavram tarihsel olarak çok yeni olmakla beraber, geçirdiği evrim… 

Sanat Yapıtı Üzerine Adorno ve Benjamin Tartışması

Thedor W. Adorno ile Walter Benjamin 1923 yılında Frankfurt’ta tanışırlar. Daha sonra Benjamin’in Arkadlar projesi üzerine çalışmaya başlamasıyla birlikte (1928) , Adorno ile Benjamin arasında yoğun bir görüş alışverişi başlar. 1933 yılında Nazilerin iktidarı ele geçirmesiyle birlikte Adorno İngiltere’ye, Benjamin Paris’e yerleşir.  İkili arasındaki ilişki buluşmalarla ve mektuplarla sürer. Adorno, Benjamin’in yeni çalışmasıyla ilgili eleştirileri… 

Medya ve Simgesel İktidar

“İktidar her yerdedir” der Michel Foucault.  Foucaultcu düşüncenin temel taşlarından biri olan bu sav, tarih çalışmalarından sosyolojiye; siyaset biliminden kültür araştırmalarına ve elbette medya üzerine yapılan çalışmalarda etkili olmuştur. Hemen herkesin üzerinde anlaştığı konu Medyanın, ama özerk ama baskın bir kuvvetin aracı olarak bir iktidar kaynağı olduğudur. Üzerinde tatrtışılan Medyanın iktidarı kimin adına, ve ne… 

Osmanlı Taşrasında Bir Adalet Dağıtıcısı

Edebiyat uyarlamalarının ilgi görmesi, farklı türlerde üretilmiş birçok çizgi romanın dilimize çevrilmesine vesile oldu. Çizgi roman denilince akla ilk gelen ve hali hazırda düzenli olarak yayımlanan Amerika süper kahraman çizgi romanları, İtalyan fumettileri ve frankafonların yanına birçok farklı ülkeden yazar-çizerlerin ürettiği politik çizgi romanlar, biyografik çizgi romanlar, macera, korku, polisiye gibi popüler türlerde üretilmiş eserler… 

Peter Jackson: Bir Terfi Hikâyesi

Peter Jackson 1961 yılının cadılar bayramı gecesinde Yeni Zellanda’lı mütevazi bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Sıradan hayatı sekiz yaşında babasının hediye ettiği 8 mm’lik kamerayla birlikte değişti. Küçük Peter, ailesinin mutlu günlerini filme çekmesi için aldıkları bu hediye ile ilgili bambaşka planlar yapmaya başladı. MİDE BULANDIRAN FİLMLERDEN DEV PRODÜKSYONLARA BİR ‘TERFİ’ HİKAYESİ 12… 

Sinema Lez: Yeni Eşcinsel Sinema

1980’li yıllardan önce ana akım sinemada lezbiyenliğin korku filmleri dışında yer bulamaması, sadece ideolojik koşullanma ile açıklanmamalıdır. Elbette sansür lezbiyenliğin perdeden yansımasını engelleyen önemli bir etkendi. Buna ek olarak içinde lezbiyen temsiller barındıran filmlerde vampirlik, nefret, kıskançlık, canilik, canavarlık gibi klişelere saplanıp kalmışlardır. Ancak seksenli yıllara kadar hiçbir büyük bütçeli Holywood filminde lezbiyenlik açıkça gösterilmemiştir.…