İçeriğe geç

Sosyal Medya, Hipermodülasyon ve Ludovico Tekniği

Sosyal medyanın birey ve toplum üzerindeki etkileri üzerine çok şey yazılıp çiziliyor. Ancak yazılanların çok azı bu yeni medya tüketim tarzının birey psikolojisi üzerine ‘farklı’ etkilerine odaklanmış durumda. Sosyal medyayı bir kitle iletişim aracı olarak değerlendiren, dolayısıyla toplumsal algının nasıl oluştuğuna odaklanan geleneksel sayılabilecek yaklaşımların ötesinde, bireyin medya tüketimindeki psikolojik dalgalanmalarına odaklanmak önemli olabilir. Geleneksel… Sosyal Medya, Hipermodülasyon ve Ludovico Tekniği

Kültürel Bir Sistem Olarak Televizyon ve Postmodernizm

Aydınlanma geleneği ile ivme kazanan, ‘kültür’ kavramının tarihte yolculuğu, ve günümüzdeki kavramsallaştırmaları her zaman sorunludur.  Kavram tarihsel olarak çok yeni olmakla beraber, geçirdiği evrim çok hızlı ve köklüdür. Kültür’ün anlamlarındaki değişim, kendisi ile aynı zamanlarda gelişen ‘toplum’, ‘ekonomi’ ve ‘uygarlık’ kavramlarıyla etkileşim içinde oldu. ‘Kültür’, bu süreç içinde eskiden kullanıldığı gibi hayvan ve bitki ürünlerinin… Kültürel Bir Sistem Olarak Televizyon ve Postmodernizm

Bir Şirket Olarak Televizyon

  Kapitalist toplumdaki tüm diğer kurumlar gibi televizyon da varolan üretim tarzının yarattığı koşullar doğrultusunda belirlenir. Televizyon yayını yapan kuruluşların da amacı karını maksimize etmek ve sermaye birikimini sürekli arttırmaktır. Üreticiler ve çalışanlar toplam değerden en azı payı alan kesimdir ve sürekli yöneticilerinin baskısı altındadırlar. Bu anlamda televizyon tıpkı diğer ekonomik kuruluşlar gibi toplumda varolan… Bir Şirket Olarak Televizyon

Televizyon ve Hegemonya

Televizyonun bir ideolojik aygıt olarak kavranması, her ne kadar televizyon pratikleri ve televizyonun bir toplumsal süreç içinde değerlendirilmesi çerçevesinde anlamlıda olsa, bir takım sınırlılıklar ve zayıflıklar gösterir. Bu zayıflıklardan en önemlisi ideolojinin tek yönlü, sınırlayıcı ve tümüyle maddi ilişkiler üzerinden değerlendirilmesi ile ilgilidir. Öncelikle televizyonda gerçekliğin kurulması, bir tercih değil bir zorunluluktur. Gerçeklik insana verili… Televizyon ve Hegemonya

Televizyon ve İdeoloji

“Bilinç hiçbir zaman bilinçli varoluşun ötesinde bir şey olamaz, insanın varoluşu insanın gerçek yaşam süreçleridir. İdeoloji de insanların ve insanların oluşturdukları olayların camera obscura’da olduğu gibi ters görünmesinin nedeni insanların tarihsel yaşam süreçleridir, aynı şekilde nesnelerin retina’da bütün bütüne ters görünmesinin nedeni de nesnelerin fiziksel yaşam süreçleridir.”[1] -Marx’ın karmaşık benzetmelerle tanımladığı ideoloji, bilincin de bir… Televizyon ve İdeoloji

Televizyon Temsil ve Söylem

İmgelerin ve görüntülerin toplumsal ilişkilerdeki belirleyici rolü çerçevesinde televizyon pozitivist bir çıkış noktasından eleştirilir. Taklitçi (mimetic) yaklaşım olarak adlandırılabilecek bu eleştiri doğrultusunda televizyon, kamera merceğini dünyaya açılan bir pencere olarak inşa eden bir saydamlık eğretilemesi üzerine temellendirilmiştir. Bu yaklaşım Plato’nun sanatı olumsuzlarken kullandığı ‘temsilin temsili’ düşüncesini televizyon üzerinden tekrar eder.  Nesnel bir gerçeklğin varlığını a… Televizyon Temsil ve Söylem

Televizyon ve Teknoloji

Teknoloji nedir? Teknoloji basitçe, yaşamı kolaylaştıran araçların üretimini kapsayan beşeri bir eylem midir? Öyle bile olsa yaşamı kolaylaştırmanın bedeli nedir? İnsan bu bedeli nasıl ödemiştir? Teknoloji bir ‘denetim’ ve ‘rasyonalite’ sorunsalıdır.[1] Ancak teknolojinin ardında yatan motivasyon, insanın yapamadıklarını yapabilme arzusunun bir ürünüdür. Bir şeye duyulan arzu, her zaman bir şeye rağmen duyulur. İnsanın duyduğu arzu,… Televizyon ve Teknoloji

Kıç Tekmeleyen Kadınlar 1

Uma Thurman Kill Bill Vol 1 filmi gösterime girdikten sonra verdiği röportajların birinde şöyle bir beyanatta bulunmuş: “Bu film bildik bir konuya dayanıyor. Bir kişi kendisine yapılan haksızlığın acısıyla ölümden hayata dönüyor, intikamını almak için daha güçlü daha gözükara bir ruh haliyle korkusuzca savaşmaya başlıyor. Tek fark ise bu kişinin ‘sizin’ tipik erkeklerinizden biri değil,… Kıç Tekmeleyen Kadınlar 1

Namaste!

Bütün bu boyalı dünyada, görüntülerin birbiri ardına akıp gittiği, hafızanın gittikçe sınırlandığı, zayıfladığı bir dönemde insanların canı sanki daha fazla sıkılıyor. Artık herşeyden çabuk bıkıyoruz, hemen yenisi gelsin istiyoruz, bizi eğlendirecek yeni bir şey arayışımız bir türlü sona ermiyor. Belki de bütün suçu televizyona atmak lazım. Şu an ismini hatırlayamadığım eski bir bilim-kurgu filminde görmüştüm.… Namaste!

Cehennemden Gelen Kız

Hell Girl ya da Japonca orjinal isminin (Jigoku Shōjo) tam çevirisiyle Cehennemden Gelen Kız Japonya TV’lerinde 2006-2008 tarihleri arasında gösterilen bir anime (japon çizgi filmi) serisi. Her bölüm tek bir hikayeden oluşuyor. Animelerin genel eğilimine uygun olarak çoğunlukla 13-14 yaşındaki öğrencilerin başından geçen, okul içinde ve çevresinde gelişen olayları konu alıyor. Her bölümün başında bölüm… Cehennemden Gelen Kız

Marshall McLuhan

Herbert Marshall McLuhan 1928’de mühendis olma amacıyla girdiği Wisconsin Üniversitesinden 1934’de mezun oldu. Aynı üniversitede İngiliz edebiyatı üzerine yüksek lisans yaptı. 1936-37 arasında Wisconsin Üniversitesi’nde, 1937-1944 yılları arasında ise St. Louis Universitesi’nde dersler verdi. Dersleri genellikle Amerikan popüler kültürünü çözümlemeye yönelikti. Cambridge Üniversitesi’nde 1939’da ikinci yüksek lisansını tamamladı. İngiliz satirist Thomas Nashe üzerine yazdığı doktora… Marshall McLuhan

Kendi Halinde Bir Adamdı…

Sıradan Bir Gündü (He Was A Quite Man, 2007), American Yakuza (1993) ve No Way Back (1995) gibi iki sıradan aksiyon filmi yapmış, Constantine (2005) gibi başarısız bir çizgi roman uyarlamasının senaryo ekibinde yer almış Frank A. Cappello’nun çektiği bağımsız bir film. Yönetmenin yaptıklarına bakıldığında senaryosunu da kendi yazdığı bu film, filmografisinde ayrıksı bir yere… Kendi Halinde Bir Adamdı…

Buñuel’in Altın Çağı’ı

İzleyiciye vermek istediğim en temel düşünce şudur: Hiçbir zaman mümkün olan dünyaların en iyisinde yaşadığımız inancına kapılınmamalıdır, çünkü böyle değildir.   Luis Buñuel HARCI DIŞKI OLAN BİR MEDENİYETİN MAHKUMİYETİ Buñuel ilk filmi Endülüs Köpeği’nin (Un Chien Andalou, 1929) başarısından cesaret alarak yeni bir film yapmak için kolları sıvar. Bu kez Gerçeküstücü teknikleri ve temaları kullanma konusunda… Buñuel’in Altın Çağı’ı