İçeriğe geç

Medya ve Popüler Kültür

Kitle iletişim araçları ile kültür endüstirisi birbirinden ayrılamaz iki olgudur. Popüler kültür kavramının değişen anlamları ile kitle iletişim teknolojilerindeki değişim birbirine paralel gelişir. Kitle iletişim araçları, daha ‘popüler’ deyimle medya, bugün, toplumdaki anlamlandırma sürecini, neredeyse tekeline almış bir kurumdur. Medya kavramı, ne bir teknolojiyi, ne ideolojik bir aygıtı, ne egemen söylemi, ne kapitalist bir şirketi,… 

Popüler Kültür Kavramı

Birmingam Okulu ya da kültür çalışmaları, günümüz toplumu üzerine yaptıkları araştırmalarda ‘popüler kültür’ olgusunun başlıca çalışma nesnesi olarak almışlardır. Bu kavram aslında Frankfurt Okulunun ‘kitle kültürü’ kavramına karşı geliştirilmiş, ‘kitle’ kavramının sorunlarını aşmak, ve günümüz toplumsal gerçekliğini anlamak için bir çıkış noktası olarak kavramsallaştırılmıştır. Bununla birlikte ‘popüler’ kavramı ‘kitle’ kavramından daha az sorunlu değildir. Öncelikle… 

Kültür, İdeoloji ve Hegemonya

İkinci Dünya Savaşı sonrasında özellikle İngiltere’de kültür üzerine yapılan çalışmalarda, Frankfurt Okulunun geliştirildiği ‘kitle’ kavramı sorunlu bulunmuş, ve aşılmaya çalışılmıştır. Özellikle Richard Hoggard ve Raymond Williams, yaptıkları çalışmalarla, Marksist bir perspektiften kültür konusunu ele almış, ve homojen bir kitle tasarımına dayanmayan, toplumdaki etnik, cinsiyete dayanan ve ekonomik ayrışmaları göz önünde bulunduran bir kültür teorisi geliştirmeye… 

Frankfurt Okulu ve Kültür Endüstrisi

  Marksist literatür içinde kültür konusunu başlı başına somutlaştırarak bir inceleme alanı haline getiren ilk çalışmalar Frankfurt Okulu adıyla tanınan, Sosyal Araştırmalar Enstitüsü tarafından yapılmıştır. Bu aynı zamanda daha sonra kültürel çalışmalar adıyla bir sosyal bilimler disiplini haline gelecek olan çalışmaların da ilk adımı olarak görülebilir. Frankfurt Okulu’nun tarihi üç döneme ayrılabilir. İlk dönem, 1930… 

Yüksek Kültür, Aşağı Kültür, Kitle Kültürü

Sanayileşmenin gelişmesiyle birlikte toplumsal ilişkiler kalıtsal ayrıcalıklara dayanan tabakalaşma sisteminden biçimsel eşitlikçilik sisteme doğru dönüşür. Ernest Gellner’in altını çizdiği gibi sanayi toplumu meşru bir merkezi iktidara ihtiyaç duyar. Bu merkezi iktidar meşruluğunu laik ve rasyonel idealler olan, demokrasi, eşitlik ve maddi adalet dalayımıyla sağlamaya çalışır. Ancak bu değerlerin topluma yukarıdan dayatıldığı ya da egemen bir… 

Dini Cemaat, Modern Toplum ve İletişim

Benedict Anderson, Ernest Gellner’in aksine milliyetçiliği ve ulus-devlet olgusunu sanayileşmenin zorunlu bir sonucu gibi görmez. Kapitalizm, yazılı kültürün yaygınlaşması, nüfusunun artması, kentleşme, kitle iletişim araçlarının gelişmesi ve milliyetçilik aynı zamanlı gelişmelerdir. Bununla birlikte, milliyetçilik ile bunlar arasında doğrudan nedensel bağlılıklar yoktur.[1] Anderson milliyetçiliğin ulusların kendi öz-bilinçlerinin uyanma süreci değil, ulusların olmadığı yerde onları icat eden… 

Sanayileşme, Milliyetçilik ve Kültür

Ernest Gellner, milliyetçiliğin ortaya çıkışının sebeblerini incelerken, toplumun tarihsel gelişimini üç ana döneme ayırır: (1) Avcılık toplayıcılık dönemi, (2) Tarım dönemi, (3) Sanayi dönemi. [1] Gellner’e göre, ‘millet’ nosyonunun gelişebilmesi için devletin, meşruiyetini garanti altına alması zorunluluğu vardır. Bu anlamda tarım öncesi avcılık ve toplayıcılık döneminde milletten ya da milliyetçilikten söz edilemez. Tarım döneminde ise… 

İletişim Kavramı

James Carey Kültür Olarak İletişim  (Communication as Culture) adlı kitabında iletişimi, “.. gerçekliğin üretildiği, süreklileştirildiği, transfer edildiği ve yeniden kurulduğu sembolik bir süreç.” [1] olarak tanımlar. Bu tanım ‘kültür kavramını’ içerecek kadar geniştir. Carey tanımı açimlar; iletişim gerçekliği üretir, çünkü buna zorunludur. Öncelikle olayların, nesnelerin ve süreçlerin varolduğu bir gerçek hayatın (hakikatin) olduğu kesindir. Bununla… 

İdeoloji Kavramı ve Mannheim Paradoksu

İdeoloji üzerinde uzlaşılması güç bir kavram olmasının yanısıra, bizzat bilim adamının kendi konumunuda sorunsallaştırdığı için tehlikelidir de. Cliffard Geertz Kültürün Yorumları (The Interpretations of Culture) adlı kitabında ideoloji ve sosyal bilimler arasında ikilik (dilemma) olduğunu düşünür. Aydınlanma düşüncesi beraberinde insanın toplumsal davranışının akıl yoluyla açıklanmasını getirdi. Buna göre birey, siyasi ve sosyal hayatta yaptığı rasyonel… 

Kültür Kavramı

‘Kültür’ kavramının tarihte yolculuğu, ve günümüzdeki kavramsallaştırmaları her zaman sorunlu olmuştur. Özellikle, İkinci Dünya Savaşı sonrasında akademik alanda ‘Kültür’ün bir çalışma alanı olarak belirlenmesi bu kavramsallaştırma sorununu daha da gün ışığına çıkarmış, ‘Kültür’ kavramsallaştırması kültür çalışmalarının hem çıkış noktası hem de çalışma alanının belirler hale gelmiştir. Kavram tarihsel olarak çok yeni olmakla beraber, geçirdiği evrim… 

SYRIZA’nın Başarısında Dijital Medya Etkisi

“Onların televizyonları vardı, Biz İnternet’te büyüdük.” SYRIZA’nın günlük gazetesi Avgi’nin (Şafak) internet sayfası yöneticilerinden Matthew Tsimitaki, SYRIZA’nın başarılı seçim kampanyasını bu sözlerle özetliyor. * Elbette 1930’lardan beri Avrupa kıtasında ilk kez bir sosyalist partinin seçim kazanmasının altında yatan en önemli sebep; Yunanistan’da son beş yıldır uygulanan kemer sıkma politikaları ve bunun sonucu ortaya çıkan yaygın… 

Medya Çalışmaları Üzerine…

Medya çalışmalarında Ekonomi-politik yaklaşım temel olarak madyanın kurumsal sahipliğini, ve bu kurumları endüstriyel bir ilişki ağı içinde birbirine bağlayan, diğer endüstrilerle, ekonomik yapıyla, ve sosyal elitle ilişkilerini kuran faktörleri inceler. Birleşme, farklılaşma, ticarileşme, ve uluslararasılaşma gibi olgular çerçevesinde medya pratiğinin ve içeriğinin nasıl belirlendiğini araştırır. Ekonomi politik medyanın konumlanışını ve işleyişini makro ölçekte bir toplumsal… 

Sanat Yapıtı Üzerine Adorno ve Benjamin Tartışması

Thedor W. Adorno ile Walter Benjamin 1923 yılında Frankfurt’ta tanışırlar. Daha sonra Benjamin’in Arkadlar projesi üzerine çalışmaya başlamasıyla birlikte (1928) , Adorno ile Benjamin arasında yoğun bir görüş alışverişi başlar. 1933 yılında Nazilerin iktidarı ele geçirmesiyle birlikte Adorno İngiltere’ye, Benjamin Paris’e yerleşir.  İkili arasındaki ilişki buluşmalarla ve mektuplarla sürer. Adorno, Benjamin’in yeni çalışmasıyla ilgili eleştirileri… 

Medya ve Simgesel İktidar

“İktidar her yerdedir” der Michel Foucault.  Foucaultcu düşüncenin temel taşlarından biri olan bu sav, tarih çalışmalarından sosyolojiye; siyaset biliminden kültür araştırmalarına ve elbette medya üzerine yapılan çalışmalarda etkili olmuştur. Hemen herkesin üzerinde anlaştığı konu Medyanın, ama özerk ama baskın bir kuvvetin aracı olarak bir iktidar kaynağı olduğudur. Üzerinde tatrtışılan Medyanın iktidarı kimin adına, ve ne… 

Kültürel Bir Sistem Olarak Televizyon ve Postmodernizm

Aydınlanma geleneği ile ivme kazanan, ‘kültür’ kavramının tarihte yolculuğu, ve günümüzdeki kavramsallaştırmaları her zaman sorunludur.  Kavram tarihsel olarak çok yeni olmakla beraber, geçirdiği evrim çok hızlı ve köklüdür. Kültür’ün anlamlarındaki değişim, kendisi ile aynı zamanlarda gelişen ‘toplum’, ‘ekonomi’ ve ‘uygarlık’ kavramlarıyla etkileşim içinde oldu. ‘Kültür’, bu süreç içinde eskiden kullanıldığı gibi hayvan ve bitki ürünlerinin… 

Bir Şirket Olarak Televizyon

  Kapitalist toplumdaki tüm diğer kurumlar gibi televizyon da varolan üretim tarzının yarattığı koşullar doğrultusunda belirlenir. Televizyon yayını yapan kuruluşların da amacı karını maksimize etmek ve sermaye birikimini sürekli arttırmaktır. Üreticiler ve çalışanlar toplam değerden en azı payı alan kesimdir ve sürekli yöneticilerinin baskısı altındadırlar. Bu anlamda televizyon tıpkı diğer ekonomik kuruluşlar gibi toplumda varolan… 

Televizyon ve Hegemonya

Televizyonun bir ideolojik aygıt olarak kavranması, her ne kadar televizyon pratikleri ve televizyonun bir toplumsal süreç içinde değerlendirilmesi çerçevesinde anlamlıda olsa, bir takım sınırlılıklar ve zayıflıklar gösterir. Bu zayıflıklardan en önemlisi ideolojinin tek yönlü, sınırlayıcı ve tümüyle maddi ilişkiler üzerinden değerlendirilmesi ile ilgilidir. Öncelikle televizyonda gerçekliğin kurulması, bir tercih değil bir zorunluluktur. Gerçeklik insana verili… 

Televizyon ve İdeoloji

“Bilinç hiçbir zaman bilinçli varoluşun ötesinde bir şey olamaz, insanın varoluşu insanın gerçek yaşam süreçleridir. İdeoloji de insanların ve insanların oluşturdukları olayların camera obscura’da olduğu gibi ters görünmesinin nedeni insanların tarihsel yaşam süreçleridir, aynı şekilde nesnelerin retina’da bütün bütüne ters görünmesinin nedeni de nesnelerin fiziksel yaşam süreçleridir.”[1] -Marx’ın karmaşık benzetmelerle tanımladığı ideoloji, bilincin de bir… 

Televizyon Temsil ve Söylem

İmgelerin ve görüntülerin toplumsal ilişkilerdeki belirleyici rolü çerçevesinde televizyon pozitivist bir çıkış noktasından eleştirilir. Taklitçi (mimetic) yaklaşım olarak adlandırılabilecek bu eleştiri doğrultusunda televizyon, kamera merceğini dünyaya açılan bir pencere olarak inşa eden bir saydamlık eğretilemesi üzerine temellendirilmiştir. Bu yaklaşım Plato’nun sanatı olumsuzlarken kullandığı ‘temsilin temsili’ düşüncesini televizyon üzerinden tekrar eder.  Nesnel bir gerçeklğin varlığını a… 

Televizyon ve Teknoloji

Teknoloji nedir? Teknoloji basitçe, yaşamı kolaylaştıran araçların üretimini kapsayan beşeri bir eylem midir? Öyle bile olsa yaşamı kolaylaştırmanın bedeli nedir? İnsan bu bedeli nasıl ödemiştir? Teknoloji bir ‘denetim’ ve ‘rasyonalite’ sorunsalıdır.[1] Ancak teknolojinin ardında yatan motivasyon, insanın yapamadıklarını yapabilme arzusunun bir ürünüdür. Bir şeye duyulan arzu, her zaman bir şeye rağmen duyulur. İnsanın duyduğu arzu,…