İçeriğe geç

Zerocalcare’den “Bu Dünya Beni Yıkamaz” ya da “Bana Hiçbir Şey Olmaz”

Netflix’in animasyon dizisi “This World Can’t Tear Me Down” mizah, politik eleştiri ve varoluşsal iç gözlemi muazzam bir şekilde harmanlıyor. İtalya’nın en popüler çizgi romancılarından Zerocalcare tarafından yaratılan dizi, onun aynı adlı çizgi romanlarından esinlenen yarı otobiyografik bir hikâye sunuyor. Zerocalcare, asıl adıyla Michele Rech, kendine has üslubu ve anlatım tarzıyla son on yılda İtalyan… Zerocalcare’den “Bu Dünya Beni Yıkamaz” ya da “Bana Hiçbir Şey Olmaz”

Yapay Zeka Eğlence Sektörünü Nasıl Dönüştürüyor?

Dijital dönüşüm çağında teknolojinin yıkıcı gücünden etkilenmeyen bir sektör kalmadı. Yeni teknolojilere hızla adapte olabilen eğlence sektörü de bir istisna değil. Bugün eğlence sektörünü şekillendiren en önemli teknolojik gelişmelerden biri Yapay Zeka (YZ). YZ’nin eğlence sektöründeki etkisini, içerik oluşturmadan, içerik dağıtımına ve tüketim alışkanlıklarına kadar her aşamada görülebiliyor. YZ destekli platformlar izleyicilerin içeriklerle ilişkisini değiştirirken,… Yapay Zeka Eğlence Sektörünü Nasıl Dönüştürüyor?

Hem İyi Hem Nazi

Diktatörlük rejimleri, baskı, biat ve gaddarlık doğurur. Ama en kötüsü, aptallığı yaygınlaştırmasıdır. Jorge Luis Borges John Halder (Viggo Mortensen) parlak bir edebiyat profesörü. Hitler’in iktidarının Alman toplumu üzerindeki baskısını arttırdığı 30’lu yılların sonlarında, bunamış (demans) annesi, nevrotik karısı ve sorunlu iki çocuğu ile birlikte yaşıyor. Annesinin bakımını tek başına üstleniyor, evini ve çocuklarını ihmal eden… Hem İyi Hem Nazi

Bir Steampunk Fantazisi: The League of Extraordinary Gentlemen

“What if”, “Peki ya böyle olsaydı?” diye çevirebileceğimiz bu söz, Anglosakson anlatısının en ilham verici sorularından biri. Bu sorudan yola çıkarak, edebiyat, çizgi roman, sinema hatta müzik eserleri ortaya çıkıyor. Bilim kurgu ve fantaziye keşfedilecek  yeni kıtaların kapıları açılıyor. Peki ya 2. Dünya Savaşı’nı Almanlar kazansaydı? Peki ya Amerika Kıtası’nı Japonlar keşfetseydi? Peki ya bebek… Bir Steampunk Fantazisi: The League of Extraordinary Gentlemen

Peter Jackson: Bir Terfi Hikâyesi

Peter Jackson 1961 yılının cadılar bayramı gecesinde Yeni Zellanda’lı mütevazi bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Sıradan hayatı sekiz yaşında babasının hediye ettiği 8 mm’lik kamerayla birlikte değişti. Küçük Peter, ailesinin mutlu günlerini filme çekmesi için aldıkları bu hediye ile ilgili bambaşka planlar yapmaya başladı. MİDE BULANDIRAN FİLMLERDEN DEV PRODÜKSYONLARA BİR ‘TERFİ’ HİKAYESİ 12… Peter Jackson: Bir Terfi Hikâyesi

Sinema Lez: Yeni Eşcinsel Sinema

1980’li yıllardan önce ana akım sinemada lezbiyenliğin korku filmleri dışında yer bulamaması, sadece ideolojik koşullanma ile açıklanmamalıdır. Elbette sansür lezbiyenliğin perdeden yansımasını engelleyen önemli bir etkendi. Buna ek olarak içinde lezbiyen temsiller barındıran filmlerde vampirlik, nefret, kıskançlık, canilik, canavarlık gibi klişelere saplanıp kalmışlardır. Ancak seksenli yıllara kadar hiçbir büyük bütçeli Holywood filminde lezbiyenlik açıkça gösterilmemiştir.… Sinema Lez: Yeni Eşcinsel Sinema

Sinema Lez: Vampirler ve Sansür

Sinema bir çeşit dil olarak ve geçtiğimiz yüzyılda toplum üzerinde çok etkili olan bir kurum, bir sanat dalı olarak iktidar mücadelesinin en şiddetli yapıldığı alanlardan biridir. Egemen söylem eşcinselliği ve özelde lezbiyenlği daha en baştan sinemadan dışlamış, onu yok saymış, reddetmiş ve maskelemiştir. Lezbiyenliğin var olduğu sayılı filmlerde ise bu cinsel kimlik ayıplanmış ve aşağılanmıştır.… Sinema Lez: Vampirler ve Sansür

Sinema Lez: Holywood

1960’lı yıllardan 2000’li yıllara Holywood’un lezbiyenliğe yaklaşımında büyük bir değişim oldu. 1960’larda lezbiyenlik sadece bir iki filmde yer alabilmişti. 1970’li yıllar lezbiyen vampir filmlerinin çoğaldığı, bir korku filmleri alt türü haline geldiği yıllar oldu. 1980’li yıllarda ise vampir filmleri etkisini hâlâ sürdürüyordu. Bununla birlikte tek tük bağımsız lezbiyen filmleri çekiliyordu. 80’lerin sonuyla birlikte lezbiyen filmlerin… Sinema Lez: Holywood

V İçin Film Eleştirisi

V for Vendetta (bundan sonra sadece V), sinema gündemini bir süre meşgul etti. Son zamanlardaki çizgi roman uyarlamaları furyasının bir parçası olmasının yanı sıra senaryo yazarlarının meşhur Wachowski kardeşler olması, film gelmeden önce bir “matrix şaşkınlığı” beklentisi yaratması filmi vizyona giren diğer filmlerden biraz daha fazla yazılıp konuşulmasına vesile oldu. Filmin oyuncularının performansları, uyarlandığı çizgi… V İçin Film Eleştirisi

Tango Dersleri

Tango Dersleri, 1999 yılında başrolleri özel efektlerin paylaşığı aksiyon ve bilimkurgu filimlerinin, sulu esprilerle bezenmiş romantik komedilerin arasından sıyrılarak, gösterim imkanı bulan, hayata dair sayılı filimlerden birisi oldu. Adını özgün bir Virginia Wolf uyarlaması olan Orlando (1992) ile duyuran ve bu filmle iki de Akademi ödül adaylığı kazanan İngiliz yönetmen Sally Potter’ın bu üçüncü uzun… Tango Dersleri

Aynamaske

Bir zamanlar, insanlar hayatları kötüye gittiğinde, günlerin monotonluğu dayanılmaz hale geldiğinde başlarını alır gider, gezici sirklere katılırlarmış. Gündelik hayatın gerçeklerinden uzak, fantastik, kaygısız, renkli insanların yaşadığı yerlermiş sirkler. Tam da kaçılacak yerlermiş yani. AynaMaske (MirrorMask) de ise bu fantezinin tam tersine çevrilmiş bir haliyle karşı karşıyayız. On altısına basmak üzere olan Helena, Campbell Aile Sirki’nin… Aynamaske

Kıç Tekmeleyen Kadınlar 2

Quentine Tarantino iki filmle ‘Taratinovari’ olarak adlandırılan kendine has bir tarz oluşturarak, 90’lı yıllarda Holywood sinemasına değişik bir soluk getirdi. Rezervuar Köpekleri (Reservoir Dogs, 1992) ve Ucuz Roman (Pulp Fiction,1994) ile Amerikan Sinema tarihinde müstesna bir yer edinirken, kendinden sonraki birçok filmi etkileyen, özgünlüğünü taklitten alan yeni bir sinema estetiği belirledi. Bu estetik kısaca (1)… Kıç Tekmeleyen Kadınlar 2

Kıç Tekmeleyen Kadınlar 1

Uma Thurman Kill Bill Vol 1 filmi gösterime girdikten sonra verdiği röportajların birinde şöyle bir beyanatta bulunmuş: “Bu film bildik bir konuya dayanıyor. Bir kişi kendisine yapılan haksızlığın acısıyla ölümden hayata dönüyor, intikamını almak için daha güçlü daha gözükara bir ruh haliyle korkusuzca savaşmaya başlıyor. Tek fark ise bu kişinin ‘sizin’ tipik erkeklerinizden biri değil,… Kıç Tekmeleyen Kadınlar 1

Dark City: I Don’t Like the Drugs But Drugs Like Me!

Hegemonya kavramı ilk olarak milletlerarası ilişkilerde siyasal yönetim ve egemenlik anlamında kullanılmaya başlandı. Neo-Marksist yaklaşımlar, kavramı toplumsal sınıflar arasındaki ilişkileri kapsayacak şekilde yeniden tanımladılar. Ve nihayet, Gramsci yönetim ve hegemoya kavramları arasında bir ayrım yaparak, toplumların bunalım dönemleri dışındaki olağan durumlarda toplumsal, siyasal ve kültürel güçler arasındaki iç içe geçmiş karmaşık ilişkileri hegemonya kavramı ile… Dark City: I Don’t Like the Drugs But Drugs Like Me!

Günah Şehri’nin Azizeleri

Son yıllarda hikaye sıkıntısı çeken Hollywood yapımcıları, tabir-i caizse maden bulmuş gibi çizgi romanlara yöneliyorlar. Büyük bütçeler özellikle Marvel’in süper kahramanlarını konu alan filmlere akıtılmaya başladı. Örümcek Adam, Fantastik Dörtlü, X-Men, Daredevil gibi filmler, çizgi roman severleri pek tatmin etmese de gişede büyük başarılar kazanıyor. Ancak bu uyarlamalardan biri var ki, sadece bir çizgi roman… Günah Şehri’nin Azizeleri

Button 3 Slumdog 8

Yıl 1995, Oscar ödül töreninde iki film kapışıyordu. Bunlardan biri gösterime girmesiyle birlikte Holywood sinemasında devrim etkisi yaratmış; dokuz milyon dolar gibi Holywood standartlarına göre mütavazi bütçesine rağmen sağlam oyuncuları biraraya toplamış; yaptığı gişe hasılatı ile gelmiş geçmiş en çok kazandıran filmlerden biri olmuş; özel efekt, makyaj teknikleri, yeni nesil kameralar gibi sinemayı teknolojiye indirgeyen… Button 3 Slumdog 8

Frost/ Nixon ve Bush ve Çiller

Ron Howard, Apollo 13 (1995), Akıl Oyunları (A Beautiful Mind, 2001), Cindrella Man (2005) gibi Akademi üyelerinin sevdiği filmler ile Ransom (1996), Grinch (How the Grinch Stole Christmas, 2000) Da Vinci’nin Şifresi (The Da Vinci Code, 2006) gibi gişe canavarı filmleriyle tanınan, tiyatro (Broadway) kökenli bir yönetmen. Frost/Nixon filmiyle de bu özelliklerini harmanlamış ve ortaya… Frost/ Nixon ve Bush ve Çiller

Namaste!

Bütün bu boyalı dünyada, görüntülerin birbiri ardına akıp gittiği, hafızanın gittikçe sınırlandığı, zayıfladığı bir dönemde insanların canı sanki daha fazla sıkılıyor. Artık herşeyden çabuk bıkıyoruz, hemen yenisi gelsin istiyoruz, bizi eğlendirecek yeni bir şey arayışımız bir türlü sona ermiyor. Belki de bütün suçu televizyona atmak lazım. Şu an ismini hatırlayamadığım eski bir bilim-kurgu filminde görmüştüm.… Namaste!

Truman Show

Truman Show, Truman Burbank isimli orta yaşlı bir adamın küçük yaştan itibaren bir film şirketinin himayesine girmesi, (ya da şirket tarafından sahiplenilmesi) ve hayatının tümünün, kurmaca bir mekan içinde 24 saatlik bir televizyon şovuna dönüştürülmesi üzerine kurulu, medyanın toplumu manipüle etmesi ve özgür seçim üzerine birtakım temalar üzerinde gelişen bir film. Bu şovda, Truman büyük… Truman Show

Tank Girl

1980’lerin ortalarında, Helen Slater’ın oynadığı Super Girl filmi vizyondaydı. Philip Bond ve Alan Martin adlı iki İngiliz veledi Universiy Smalls adını verdikleri guruplarıyla, Rocket Girl adlı new wave klasiğini çalıyorlardı. Bu ‘girl’ mevzusu televizyondan pop şarkılarına, filmlerden çizgi romanlara kadar her yere sıçramıştı. Material Girl, Girl Riots, Hannibalistic Girls, Girls,Girls, Girls… Bond, Martin’i kendisi gibi… Tank Girl