İçeriğe geç

İletişim Kavramı

James Carey Kültür Olarak İletişim  (Communication as Culture) adlı kitabında iletişimi, “.. gerçekliğin üretildiği, süreklileştirildiği, transfer edildiği ve yeniden kurulduğu sembolik bir süreç.” [1] olarak tanımlar. Bu tanım ‘kültür kavramını’ içerecek kadar geniştir. Carey tanımı açimlar; iletişim gerçekliği üretir, çünkü buna zorunludur. Öncelikle olayların, nesnelerin ve süreçlerin varolduğu bir gerçek hayatın (hakikatin) olduğu kesindir. Bununla… 

İdeoloji Kavramı ve Mannheim Paradoksu

İdeoloji üzerinde uzlaşılması güç bir kavram olmasının yanısıra, bizzat bilim adamının kendi konumunuda sorunsallaştırdığı için tehlikelidir de. Cliffard Geertz Kültürün Yorumları (The Interpretations of Culture) adlı kitabında ideoloji ve sosyal bilimler arasında ikilik (dilemma) olduğunu düşünür. Aydınlanma düşüncesi beraberinde insanın toplumsal davranışının akıl yoluyla açıklanmasını getirdi. Buna göre birey, siyasi ve sosyal hayatta yaptığı rasyonel… 

Medya Çalışmaları Üzerine…

Medya çalışmalarında Ekonomi-politik yaklaşım temel olarak madyanın kurumsal sahipliğini, ve bu kurumları endüstriyel bir ilişki ağı içinde birbirine bağlayan, diğer endüstrilerle, ekonomik yapıyla, ve sosyal elitle ilişkilerini kuran faktörleri inceler. Birleşme, farklılaşma, ticarileşme, ve uluslararasılaşma gibi olgular çerçevesinde medya pratiğinin ve içeriğinin nasıl belirlendiğini araştırır. Ekonomi politik medyanın konumlanışını ve işleyişini makro ölçekte bir toplumsal… 

Sanat Yapıtı Üzerine Adorno ve Benjamin Tartışması

Thedor W. Adorno ile Walter Benjamin 1923 yılında Frankfurt’ta tanışırlar. Daha sonra Benjamin’in Arkadlar projesi üzerine çalışmaya başlamasıyla birlikte (1928) , Adorno ile Benjamin arasında yoğun bir görüş alışverişi başlar. 1933 yılında Nazilerin iktidarı ele geçirmesiyle birlikte Adorno İngiltere’ye, Benjamin Paris’e yerleşir.  İkili arasındaki ilişki buluşmalarla ve mektuplarla sürer. Adorno, Benjamin’in yeni çalışmasıyla ilgili eleştirileri… 

Medya ve Simgesel İktidar

“İktidar her yerdedir” der Michel Foucault.  Foucaultcu düşüncenin temel taşlarından biri olan bu sav, tarih çalışmalarından sosyolojiye; siyaset biliminden kültür araştırmalarına ve elbette medya üzerine yapılan çalışmalarda etkili olmuştur. Hemen herkesin üzerinde anlaştığı konu Medyanın, ama özerk ama baskın bir kuvvetin aracı olarak bir iktidar kaynağı olduğudur. Üzerinde tatrtışılan Medyanın iktidarı kimin adına, ve ne… 

Kültürel Bir Sistem Olarak Televizyon ve Postmodernizm

Aydınlanma geleneği ile ivme kazanan, ‘kültür’ kavramının tarihte yolculuğu, ve günümüzdeki kavramsallaştırmaları her zaman sorunludur.  Kavram tarihsel olarak çok yeni olmakla beraber, geçirdiği evrim çok hızlı ve köklüdür. Kültür’ün anlamlarındaki değişim, kendisi ile aynı zamanlarda gelişen ‘toplum’, ‘ekonomi’ ve ‘uygarlık’ kavramlarıyla etkileşim içinde oldu. ‘Kültür’, bu süreç içinde eskiden kullanıldığı gibi hayvan ve bitki ürünlerinin… 

Bir Şirket Olarak Televizyon

  Kapitalist toplumdaki tüm diğer kurumlar gibi televizyon da varolan üretim tarzının yarattığı koşullar doğrultusunda belirlenir. Televizyon yayını yapan kuruluşların da amacı karını maksimize etmek ve sermaye birikimini sürekli arttırmaktır. Üreticiler ve çalışanlar toplam değerden en azı payı alan kesimdir ve sürekli yöneticilerinin baskısı altındadırlar. Bu anlamda televizyon tıpkı diğer ekonomik kuruluşlar gibi toplumda varolan… 

Televizyon ve Hegemonya

Televizyonun bir ideolojik aygıt olarak kavranması, her ne kadar televizyon pratikleri ve televizyonun bir toplumsal süreç içinde değerlendirilmesi çerçevesinde anlamlıda olsa, bir takım sınırlılıklar ve zayıflıklar gösterir. Bu zayıflıklardan en önemlisi ideolojinin tek yönlü, sınırlayıcı ve tümüyle maddi ilişkiler üzerinden değerlendirilmesi ile ilgilidir. Öncelikle televizyonda gerçekliğin kurulması, bir tercih değil bir zorunluluktur. Gerçeklik insana verili… 

Televizyon ve İdeoloji

“Bilinç hiçbir zaman bilinçli varoluşun ötesinde bir şey olamaz, insanın varoluşu insanın gerçek yaşam süreçleridir. İdeoloji de insanların ve insanların oluşturdukları olayların camera obscura’da olduğu gibi ters görünmesinin nedeni insanların tarihsel yaşam süreçleridir, aynı şekilde nesnelerin retina’da bütün bütüne ters görünmesinin nedeni de nesnelerin fiziksel yaşam süreçleridir.”[1] -Marx’ın karmaşık benzetmelerle tanımladığı ideoloji, bilincin de bir… 

Televizyon Temsil ve Söylem

İmgelerin ve görüntülerin toplumsal ilişkilerdeki belirleyici rolü çerçevesinde televizyon pozitivist bir çıkış noktasından eleştirilir. Taklitçi (mimetic) yaklaşım olarak adlandırılabilecek bu eleştiri doğrultusunda televizyon, kamera merceğini dünyaya açılan bir pencere olarak inşa eden bir saydamlık eğretilemesi üzerine temellendirilmiştir. Bu yaklaşım Plato’nun sanatı olumsuzlarken kullandığı ‘temsilin temsili’ düşüncesini televizyon üzerinden tekrar eder.  Nesnel bir gerçeklğin varlığını a… 

Televizyon ve Teknoloji

Teknoloji nedir? Teknoloji basitçe, yaşamı kolaylaştıran araçların üretimini kapsayan beşeri bir eylem midir? Öyle bile olsa yaşamı kolaylaştırmanın bedeli nedir? İnsan bu bedeli nasıl ödemiştir? Teknoloji bir ‘denetim’ ve ‘rasyonalite’ sorunsalıdır.[1] Ancak teknolojinin ardında yatan motivasyon, insanın yapamadıklarını yapabilme arzusunun bir ürünüdür. Bir şeye duyulan arzu, her zaman bir şeye rağmen duyulur. İnsanın duyduğu arzu,… 

Sosyal Medya, Siyasi Katılım ve Gençlik

Çoğulcu demokrasilerde, siyasetçiler üzerindeki en önemli güç vatandaşlardır, bu sebeple siyasetçi-vatandaş iletişimi önemlidir. Sosyal medya ile birlikte bu iletişimin güçlenmesine paralel olarak, siyasetçilerin icraatlarından dolayı hesap verme süreleri kısalırken, sorumlulukları da artmakta. Aslında, vatandaşa karşı sorumlu olma ve hesap verme gerekliliği demokratik ülkelerde her zaman mevcuttu fakat sosyal medya bu işi hem kolaylaştırıyor hem de… 

Sinema Lez: Yeni Eşcinsel Sinema

1980’li yıllardan önce ana akım sinemada lezbiyenliğin korku filmleri dışında yer bulamaması, sadece ideolojik koşullanma ile açıklanmamalıdır. Elbette sansür lezbiyenliğin perdeden yansımasını engelleyen önemli bir etkendi. Buna ek olarak içinde lezbiyen temsiller barındıran filmlerde vampirlik, nefret, kıskançlık, canilik, canavarlık gibi klişelere saplanıp kalmışlardır. Ancak seksenli yıllara kadar hiçbir büyük bütçeli Holywood filminde lezbiyenlik açıkça gösterilmemiştir.… 

Sinema Lez: Vampirler ve Sansür

Sinema bir çeşit dil olarak ve geçtiğimiz yüzyılda toplum üzerinde çok etkili olan bir kurum, bir sanat dalı olarak iktidar mücadelesinin en şiddetli yapıldığı alanlardan biridir. Egemen söylem eşcinselliği ve özelde lezbiyenlği daha en baştan sinemadan dışlamış, onu yok saymış, reddetmiş ve maskelemiştir. Lezbiyenliğin var olduğu sayılı filmlerde ise bu cinsel kimlik ayıplanmış ve aşağılanmıştır.… 

Sinema Lez: Holywood

1960’lı yıllardan 2000’li yıllara Holywood’un lezbiyenliğe yaklaşımında büyük bir değişim oldu. 1960’larda lezbiyenlik sadece bir iki filmde yer alabilmişti. 1970’li yıllar lezbiyen vampir filmlerinin çoğaldığı, bir korku filmleri alt türü haline geldiği yıllar oldu. 1980’li yıllarda ise vampir filmleri etkisini hâlâ sürdürüyordu. Bununla birlikte tek tük bağımsız lezbiyen filmleri çekiliyordu. 80’lerin sonuyla birlikte lezbiyen filmlerin… 

V İçin Film Eleştirisi

V for Vendetta (bundan sonra sadece V), sinema gündemini bir süre meşgul etti. Son zamanlardaki çizgi roman uyarlamaları furyasının bir parçası olmasının yanı sıra senaryo yazarlarının meşhur Wachowski kardeşler olması, film gelmeden önce bir “matrix şaşkınlığı” beklentisi yaratması filmi vizyona giren diğer filmlerden biraz daha fazla yazılıp konuşulmasına vesile oldu. Filmin oyuncularının performansları, uyarlandığı çizgi… 

Haklı Savaş Var mı?

Kemal Gökhan Gürses, bu kısır, dünyadan kopuk, kafayı aşk-meşkle bozmuş kültürel üretim alanında, her gün Ayşegül Savaşta adlı bir çizgi roman yapıyor. Radikal gazetesinin sayfalarında haftanın yedi günü (pazar günleri haftanın özeti) yayınlanan çizgi romanın ilk bölümü Irak Şahini geçtiğimiz aylarda kitap halinde yayınlandı. Kemal Gökhan çizgi romanında, bir savaş muhabirini, Ayşegül’ü, baş karakteri olarak… 

Jean Genet: Bir Kez Oğlancı İki Kez Filozof

Jean Genet’nin homoseksüelliğe karşı tavrı, hızlı hayatının birçok evresinde değişimlere uğradı. Bununla birlikte, içinde yaşadığı toplumdaki değişimler de onun fikirlerini derinden etkiledi. Romanlarında, ıslahevinde ve hapishane öğrendiği homoseksüel rolleri ve homoseksüelliğin sado-masoşistik biçimlerini sundu. Hapishanelerdeki şiddeti bahane ederek, erkek/mahkum dünyasında homoseksüelliğe karşı savaşan tüm muhafazakarlara karşı Genet, tek başına sistemi savundu. “Bana göre, ben seçilmiş… 

Dark City: I Don’t Like the Drugs But Drugs Like Me!

Hegemonya kavramı ilk olarak milletlerarası ilişkilerde siyasal yönetim ve egemenlik anlamında kullanılmaya başlandı. Neo-Marksist yaklaşımlar, kavramı toplumsal sınıflar arasındaki ilişkileri kapsayacak şekilde yeniden tanımladılar. Ve nihayet, Gramsci yönetim ve hegemoya kavramları arasında bir ayrım yaparak, toplumların bunalım dönemleri dışındaki olağan durumlarda toplumsal, siyasal ve kültürel güçler arasındaki iç içe geçmiş karmaşık ilişkileri hegemonya kavramı ile… 

Arap Baharı ve Sosyal Medya

Arap Baharı 18 Aralık 2010’da Tunus’ta başlayarak, Cezayir, Mısır, Libya, Bahreyn, Ürdün, Yemen ve Suriye’de büyük çapta; Moritanya, Suudi Arabistan, Umman, Irak, Lübnan ve Fas’ta küçük çapta olmak üzere tüm Arap Dünyası’nda baş gösteren mitingler, protesto gösterileri ve halk ayaklanmalıdır. Protestolar, Arap Dünyası’nda başta gelen sorunlardan olan işsizlik, enflasyon, siyasi yozlaşma, ifade özgürlüğü, usulsüzlükler ve…