İçeriğe geç

Frost/ Nixon ve Bush ve Çiller

Ron Howard, Apollo 13 (1995), Akıl Oyunları (A Beautiful Mind, 2001), Cindrella Man (2005) gibi Akademi üyelerinin sevdiği filmler ile Ransom (1996), Grinch (How the Grinch Stole Christmas, 2000) Da Vinci’nin Şifresi (The Da Vinci Code, 2006) gibi gişe canavarı filmleriyle tanınan, tiyatro (Broadway) kökenli bir yönetmen. Frost/Nixon filmiyle de bu özelliklerini harmanlamış ve ortaya… 

Namaste!

Bütün bu boyalı dünyada, görüntülerin birbiri ardına akıp gittiği, hafızanın gittikçe sınırlandığı, zayıfladığı bir dönemde insanların canı sanki daha fazla sıkılıyor. Artık herşeyden çabuk bıkıyoruz, hemen yenisi gelsin istiyoruz, bizi eğlendirecek yeni bir şey arayışımız bir türlü sona ermiyor. Belki de bütün suçu televizyona atmak lazım. Şu an ismini hatırlayamadığım eski bir bilim-kurgu filminde görmüştüm.… 

Truman Show

Truman Show, Truman Burbank isimli orta yaşlı bir adamın küçük yaştan itibaren bir film şirketinin himayesine girmesi, (ya da şirket tarafından sahiplenilmesi) ve hayatının tümünün, kurmaca bir mekan içinde 24 saatlik bir televizyon şovuna dönüştürülmesi üzerine kurulu, medyanın toplumu manipüle etmesi ve özgür seçim üzerine birtakım temalar üzerinde gelişen bir film. Bu şovda, Truman büyük… 

Tank Girl

1980’lerin ortalarında, Helen Slater’ın oynadığı Super Girl filmi vizyondaydı. Philip Bond ve Alan Martin adlı iki İngiliz veledi Universiy Smalls adını verdikleri guruplarıyla, Rocket Girl adlı new wave klasiğini çalıyorlardı. Bu ‘girl’ mevzusu televizyondan pop şarkılarına, filmlerden çizgi romanlara kadar her yere sıçramıştı. Material Girl, Girl Riots, Hannibalistic Girls, Girls,Girls, Girls… Bond, Martin’i kendisi gibi… 

Gıda Lmt. ya da Bırakınız Yapsınlar…

9. AFM Bağımsız Filmler Festivalin’de gösterilen Gıda Ltd (Food Inc.) adlı belgesel ne yediğimiz ve gelecekte neler yemek durumunda kalacağımız konusunda tekrar düşünmeme sebep oldu. Belgesel, ABD’deki gıda sektörünün geldiği durumu önümüze seriyor. ‘Gelişmekte olan’ kapitalist bir ülkede yaşayanlar olarak ABD’deki durumlar bizi yakından ilgilendirmeli. Ne de olsa politikacısıyla, bürokratıyla yöneticilerimizin model aldığı neoliberal bir… 

Yoksa Ben Lanet Bir Kod muyum?

Önce, modern çağın düzenlemelerinin bir yaratımı olan insanın, bu düzenlemelerin çökmesiyle birlikte, denizin kıyısında kuma çizilmiş bir yüz gibi silinip gideceği öne sürüldü. Bütün hayallerin tüketildiği, tüm ütopyaların gerçekleştiği, tüm göstergelerin, biçimlerin ve arzuların kullanıldığı bir noktaya geldiğimizde, hala varolabilmek için tutunacak bir dal, inanacak bir ‘şey’, üzerinde durabileceğimiz bir zemin aramaya başladık. Bu karanlık,… 

Cehennemden Gelen Kız

Hell Girl ya da Japonca orjinal isminin (Jigoku Shōjo) tam çevirisiyle Cehennemden Gelen Kız Japonya TV’lerinde 2006-2008 tarihleri arasında gösterilen bir anime (japon çizgi filmi) serisi. Her bölüm tek bir hikayeden oluşuyor. Animelerin genel eğilimine uygun olarak çoğunlukla 13-14 yaşındaki öğrencilerin başından geçen, okul içinde ve çevresinde gelişen olayları konu alıyor. Her bölümün başında bölüm… 

Westworld: Batı Dünyasında Yeni Bir Şey Var!

Yul Brynner çocukluğumda beni en çok etkileyen yabancı oyunculardan biriydi. Bir kere her zaman dazlaktı (Daha sonraları saçlı hallerini de gördüm tabi). Ancak asıl etki gözlerindeydi. Tuhaf hatta korkutucu bakıyordu. Fakat bir taraftan da, özellikle güldüğü zamanlar sempatik görünüyordu. Sanki gözlerinden kimi zaman kara kimi zaman beyaz bulutlar geçiyor, zaman zaman da şimşekler çakıyordu. Yakışıklı… 

Delirant Isti Romani*

“Milatan önce 50 yılı. Galya tamamen Romalıların işgali altındadır. Hemen hemen… Yenilmez Galyalıların yaşadığı küçük bir köy, işgalcilere hâlâ kafa tutmaktadır…” Yarım yüzyıl önce Asteriks’in ilk macerası bir Galya haritası üzerine yazılmış bu satırlarla başladı. Haritada bir bölge büyüteç altına alınmıştı. Bu bölge, yenilmez Galyalıların yaşadığı, etrafı tahta çitlerle çevrilmiş deniz kıyısında küçük bir köyü,… 

Her Şey Aydınlandı!

Amerika Birleşik Devletleri’ni “süper” güç olma dışında diğer bütün ülkelerden farklılaştıran bir başka özelliği daha var, ABD bir göç ülkesi. Neredeyse tüm vatandaşlarının kökleri başka kıtalarda bulunuyor. Kökleri Amerika’da olan Kızılderililerin ise numune olarak sağ bırakılan ve itinayla asimile edilen birkaç bini dışında yok edildiklerini biliyoruz. Kurulduğu günden beri hatta kurulmadan önce bile Dünya’nın neredeyse… 

Kendi Halinde Bir Adamdı…

Sıradan Bir Gündü (He Was A Quite Man, 2007), American Yakuza (1993) ve No Way Back (1995) gibi iki sıradan aksiyon filmi yapmış, Constantine (2005) gibi başarısız bir çizgi roman uyarlamasının senaryo ekibinde yer almış Frank A. Cappello’nun çektiği bağımsız bir film. Yönetmenin yaptıklarına bakıldığında senaryosunu da kendi yazdığı bu film, filmografisinde ayrıksı bir yere… 

Bad Taste

Peter Jackson 1983 yılında, elindeki iki üç sayfalık senaryo ile ilk uzun metrajlı filmini çekmeye karar verdiğinde, ne kadar zorlu bir yolculuğa çıktığını herhalde tahmin edemezdi.. Yerel bir gazetede muhabirlik yaparak kazandığı parayla, dört sene boyunca her hafta sonu bölük pörçük çektiği sahneleri birleştirdiğinde henüz filmin yarısı bile tamamlanmamıştı. Yeni Zellanda Film Komisyonu’na ilettiği yardım… 

Buñuel’in Altın Çağı’ı

İzleyiciye vermek istediğim en temel düşünce şudur: Hiçbir zaman mümkün olan dünyaların en iyisinde yaşadığımız inancına kapılınmamalıdır, çünkü böyle değildir.   Luis Buñuel HARCI DIŞKI OLAN BİR MEDENİYETİN MAHKUMİYETİ Buñuel ilk filmi Endülüs Köpeği’nin (Un Chien Andalou, 1929) başarısından cesaret alarak yeni bir film yapmak için kolları sıvar. Bu kez Gerçeküstücü teknikleri ve temaları kullanma konusunda… 

Buñuel’in Endülüs Köpeği

Neden rüya gören bir insanın rüyasını ben de göremiyorum? Neden onun rüyasına girip onu değiştiremiyorum? Can sıkıcı bir durum bu. Ben sinema yaparak böyle bir engeli ortadan kaldırıyorum.     Luis Buñuel ANATOMİ MASASINDA ŞEMSİYE VE DİKİŞ MAKİNESİNİN KARŞILAŞMASI Buñuel’in sinema macerası o zamanlar yakın arkadaşı olan Salvador Dali’nin düşlerden yola çıkarak bir film yapma önerisini kabul… 

Buñuel Sinemasının O Gizemli Çekiciliği

Buñuel’e söylemediklerini bırakmadılar; -hain, anarşist, sapık, kirletici, put kırıcı. Ama çılgın demeye dilleri varmadı. Gerçi filmlerinde betimlediği çılgınlık, ama bu çılgınlık onun eseri değil, onbin yıllık uygarlığın sonunda insanlığın vardığı nokta. Henry Miller Buñuel sinemasının özellikleri onun sosyal yaşantısı ve entellektüel geçmişi göz önünde alınarak incelendiğinde, hayatının ilk 17 senesinde içinde yaşadığı geleneksel değerlere bağlı,… 

Paranormal Activity

Paranormal Activity (2007), daha önce hiç sinema deneyimi olmayan Oral Peli’nin ilk yönetmenlik denemesi. Hayaletlerden korkan Peli uykudayken evde neler olup bittiğini merak etmiş ve evini kameralarla donatmış. Daha sonra bundan iyi bir film çıkar diyerek işe koyulmuş. Uzun bir süre evinin dekorasyonunu değiştirmekle uğraştıktan sonra yedi gün içinde senaryosuz bir şekilde arkadaşlarıyla birlikte bu… 

Devrilen Vagonlar…

Devrilen vagonların çevresinde panik halinde oradan oraya koşuşturan insanlar. Panik, vahşet, parçalanan insan bedenleri. Hız yapmak için tasarlanmış vagonlar, sanki bir daha yerlerinden kımıldamayacakmış gibi duruyorlar. 20. Yüzyılın dinozor fosillerini andırıyorlar. İnsan neden hıza ihtiyaç duyuyor? Bir yerden bir yere daha çabuk ulaşmak niçin bu kadar önemli? Öyle ya, vaktin nakitten bile önemli olduğu bir…