İçeriğe geç

Modern Kahinler ve Gelecek

Modernite öncesi toplumlarda, kahinler ve astrologlar, yıldızlardan ya da doğaya ait başka parametrelerden hareketle geleceğe yönelik bir takım varsayımlarda bulunuyorlardı. Bu insanlar çoğunlukla dini ya da siyasi otoritenin kontrolü altındaydılar. Bu durumdan dolayı yaptıkları varsayımlar, tahminler ve kehanetler bu kurumların çıkarları doğrultusunda belirleniyor, gelecek siyasi ve dini otoritenin isteğine göre şekillendiriliyordu. Bilimsel ilerleme ve sekülerleşme… Modern Kahinler ve Gelecek

Teknoloji ve Toplum: Telgraf ve İnternet

Teknoloji ile ekonomik ve sosyal yapılar arasındaki ilişkiler son yıllarda internet teknolojisi üzerinden tartışılıyor. İnternet’in ekonomik sistemleri, sosyal ilişkileri, milletler ve kültürler arası ilişkileri ve insan davranışlarını değiştiren etkileri ve gelecek kurguları bu tartışmaların aksını oluşturuyor. İnternetin etkisini tartışırken en önemli iletişim teknolojisindeki en önemli gelişmelerden biri olan telgrafın etkilerini tartışmak, geçmişten geleceğe teknoloji toplum… Teknoloji ve Toplum: Telgraf ve İnternet

Harold Innis: Zaman, Mekan ve İletişim

Şikago Ekolünün kurulması Amerikan İletişim çalışmalarında bir dönüm noktası oldu. John Dewey, George Herbert Mead, Robert Park, Charles Cooley ve Franklin Ford’un Şikago Üniversitesi’nde biraraya gelmesiyle oluşan bu ekol, daha sonraki çalışmaları önemli ölçüde etkiledi. O dönemin çoğu entellektüelleri gibi, onlarda Herbert Spencer’ın toplumu organik bir bütün gibi gören teorisinden etkilenmişlerdi. İletişimi ve ulaşımı, toplumun… Harold Innis: Zaman, Mekan ve İletişim

Elektrik Özgürleştirir mi?

Son yıllarda İnternet ve demokrasi ilişkisi hakkında büyük bir tartışma var. Birçok toplumsal olayda İnternet’in ve İnternet teknolojisi üzerinden gelişen sosyal medyanın rolü üzerinde duruluyor. İnternet, özgürlük, demokrasi kavramları birbiriyle ilişkilendiriliyor. Bir görüş, İnternet’in insanların düşünce ve duygularını diğer insanlarla paylaşmasını kolaylaştırıcı etkisini ve siyasi organizasyonların kitlelere ulaşma kapasitesini arttırarak özgürlük ve demokrasiye katkı sağladığını… Elektrik Özgürleştirir mi?

Medya Kültürü

Kültür üzerine herkesin üzerinde anlaşabileceği üç temel varsayımda bulunulabilir. Birincisi, insanların birarada yaşadığı yerde kültürden sözetmek mümkündür. İkincisi, farklı toplumlar farklı kültürlere sahiptirler. Son olarak, bireyin kişisel gelişimi ve diğer bireylerle olan ilişkileri kültür tarafından belirlenir. Ancak bu belirlenim parçalı ya da sosyal gerçekliğin bir kısmı olarak alınamaz, çünkü kültür kavramı tüm ekonomik siyasal ve… Medya Kültürü

Medya ve Popüler Kültür

Kitle iletişim araçları ile kültür endüstirisi birbirinden ayrılamaz iki olgudur. Popüler kültür kavramının değişen anlamları ile kitle iletişim teknolojilerindeki değişim birbirine paralel gelişir. Kitle iletişim araçları, daha ‘popüler’ deyimle medya, bugün, toplumdaki anlamlandırma sürecini, neredeyse tekeline almış bir kurumdur. Medya kavramı, ne bir teknolojiyi, ne ideolojik bir aygıtı, ne egemen söylemi, ne kapitalist bir şirketi,… Medya ve Popüler Kültür

Popüler Kültür Kavramı

Birmingam Okulu ya da kültür çalışmaları, günümüz toplumu üzerine yaptıkları araştırmalarda ‘popüler kültür’ olgusunun başlıca çalışma nesnesi olarak almışlardır. Bu kavram aslında Frankfurt Okulunun ‘kitle kültürü’ kavramına karşı geliştirilmiş, ‘kitle’ kavramının sorunlarını aşmak, ve günümüz toplumsal gerçekliğini anlamak için bir çıkış noktası olarak kavramsallaştırılmıştır. Bununla birlikte ‘popüler’ kavramı ‘kitle’ kavramından daha az sorunlu değildir. Öncelikle… Popüler Kültür Kavramı

Kültür, İdeoloji ve Hegemonya

İkinci Dünya Savaşı sonrasında özellikle İngiltere’de kültür üzerine yapılan çalışmalarda, Frankfurt Okulunun geliştirildiği ‘kitle’ kavramı sorunlu bulunmuş, ve aşılmaya çalışılmıştır. Özellikle Richard Hoggard ve Raymond Williams, yaptıkları çalışmalarla, Marksist bir perspektiften kültür konusunu ele almış, ve homojen bir kitle tasarımına dayanmayan, toplumdaki etnik, cinsiyete dayanan ve ekonomik ayrışmaları göz önünde bulunduran bir kültür teorisi geliştirmeye… Kültür, İdeoloji ve Hegemonya

Frankfurt Okulu ve Kültür Endüstrisi

  Marksist literatür içinde kültür konusunu başlı başına somutlaştırarak bir inceleme alanı haline getiren ilk çalışmalar Frankfurt Okulu adıyla tanınan, Sosyal Araştırmalar Enstitüsü tarafından yapılmıştır. Bu aynı zamanda daha sonra kültürel çalışmalar adıyla bir sosyal bilimler disiplini haline gelecek olan çalışmaların da ilk adımı olarak görülebilir. Frankfurt Okulu’nun tarihi üç döneme ayrılabilir. İlk dönem, 1930… Frankfurt Okulu ve Kültür Endüstrisi

Yüksek Kültür, Aşağı Kültür, Kitle Kültürü

Sanayileşmenin gelişmesiyle birlikte toplumsal ilişkiler kalıtsal ayrıcalıklara dayanan tabakalaşma sisteminden biçimsel eşitlikçilik sisteme doğru dönüşür. Ernest Gellner’in altını çizdiği gibi sanayi toplumu meşru bir merkezi iktidara ihtiyaç duyar. Bu merkezi iktidar meşruluğunu laik ve rasyonel idealler olan, demokrasi, eşitlik ve maddi adalet dalayımıyla sağlamaya çalışır. Ancak bu değerlerin topluma yukarıdan dayatıldığı ya da egemen bir… Yüksek Kültür, Aşağı Kültür, Kitle Kültürü

Dini Cemaat, Modern Toplum ve İletişim

Benedict Anderson, Ernest Gellner’in aksine milliyetçiliği ve ulus-devlet olgusunu sanayileşmenin zorunlu bir sonucu gibi görmez. Kapitalizm, yazılı kültürün yaygınlaşması, nüfusunun artması, kentleşme, kitle iletişim araçlarının gelişmesi ve milliyetçilik aynı zamanlı gelişmelerdir. Bununla birlikte, milliyetçilik ile bunlar arasında doğrudan nedensel bağlılıklar yoktur.[1] Anderson milliyetçiliğin ulusların kendi öz-bilinçlerinin uyanma süreci değil, ulusların olmadığı yerde onları icat eden… Dini Cemaat, Modern Toplum ve İletişim

Sanayileşme, Milliyetçilik ve Kültür

Ernest Gellner, milliyetçiliğin ortaya çıkışının sebeblerini incelerken, toplumun tarihsel gelişimini üç ana döneme ayırır: (1) Avcılık toplayıcılık dönemi, (2) Tarım dönemi, (3) Sanayi dönemi. [1] Gellner’e göre, ‘millet’ nosyonunun gelişebilmesi için devletin, meşruiyetini garanti altına alması zorunluluğu vardır. Bu anlamda tarım öncesi avcılık ve toplayıcılık döneminde milletten ya da milliyetçilikten söz edilemez. Tarım döneminde ise… Sanayileşme, Milliyetçilik ve Kültür

İletişim Kavramı

James Carey Kültür Olarak İletişim  (Communication as Culture) adlı kitabında iletişimi, “.. gerçekliğin üretildiği, süreklileştirildiği, transfer edildiği ve yeniden kurulduğu sembolik bir süreç.” [1] olarak tanımlar. Bu tanım ‘kültür kavramını’ içerecek kadar geniştir. Carey tanımı açimlar; iletişim gerçekliği üretir, çünkü buna zorunludur. Öncelikle olayların, nesnelerin ve süreçlerin varolduğu bir gerçek hayatın (hakikatin) olduğu kesindir. Bununla… İletişim Kavramı

İdeoloji Kavramı ve Mannheim Paradoksu

İdeoloji üzerinde uzlaşılması güç bir kavram olmasının yanısıra, bizzat bilim adamının kendi konumunuda sorunsallaştırdığı için tehlikelidir de. Cliffard Geertz Kültürün Yorumları (The Interpretations of Culture) adlı kitabında ideoloji ve sosyal bilimler arasında ikilik (dilemma) olduğunu düşünür. Aydınlanma düşüncesi beraberinde insanın toplumsal davranışının akıl yoluyla açıklanmasını getirdi. Buna göre birey, siyasi ve sosyal hayatta yaptığı rasyonel… İdeoloji Kavramı ve Mannheim Paradoksu

Medya Çalışmaları Üzerine…

Medya çalışmalarında Ekonomi-politik yaklaşım temel olarak madyanın kurumsal sahipliğini, ve bu kurumları endüstriyel bir ilişki ağı içinde birbirine bağlayan, diğer endüstrilerle, ekonomik yapıyla, ve sosyal elitle ilişkilerini kuran faktörleri inceler. Birleşme, farklılaşma, ticarileşme, ve uluslararasılaşma gibi olgular çerçevesinde medya pratiğinin ve içeriğinin nasıl belirlendiğini araştırır. Ekonomi politik medyanın konumlanışını ve işleyişini makro ölçekte bir toplumsal… Medya Çalışmaları Üzerine…

Sanat Yapıtı Üzerine Adorno ve Benjamin Tartışması

Thedor W. Adorno ile Walter Benjamin 1923 yılında Frankfurt’ta tanışırlar. Daha sonra Benjamin’in Arkadlar projesi üzerine çalışmaya başlamasıyla birlikte (1928) , Adorno ile Benjamin arasında yoğun bir görüş alışverişi başlar. 1933 yılında Nazilerin iktidarı ele geçirmesiyle birlikte Adorno İngiltere’ye, Benjamin Paris’e yerleşir.  İkili arasındaki ilişki buluşmalarla ve mektuplarla sürer. Adorno, Benjamin’in yeni çalışmasıyla ilgili eleştirileri… Sanat Yapıtı Üzerine Adorno ve Benjamin Tartışması

Medya ve Simgesel İktidar

“İktidar her yerdedir” der Michel Foucault.  Foucaultcu düşüncenin temel taşlarından biri olan bu sav, tarih çalışmalarından sosyolojiye; siyaset biliminden kültür araştırmalarına ve elbette medya üzerine yapılan çalışmalarda etkili olmuştur. Hemen herkesin üzerinde anlaştığı konu Medyanın, ama özerk ama baskın bir kuvvetin aracı olarak bir iktidar kaynağı olduğudur. Üzerinde tatrtışılan Medyanın iktidarı kimin adına, ve ne… Medya ve Simgesel İktidar

Kültürel Bir Sistem Olarak Televizyon ve Postmodernizm

Aydınlanma geleneği ile ivme kazanan, ‘kültür’ kavramının tarihte yolculuğu, ve günümüzdeki kavramsallaştırmaları her zaman sorunludur.  Kavram tarihsel olarak çok yeni olmakla beraber, geçirdiği evrim çok hızlı ve köklüdür. Kültür’ün anlamlarındaki değişim, kendisi ile aynı zamanlarda gelişen ‘toplum’, ‘ekonomi’ ve ‘uygarlık’ kavramlarıyla etkileşim içinde oldu. ‘Kültür’, bu süreç içinde eskiden kullanıldığı gibi hayvan ve bitki ürünlerinin… Kültürel Bir Sistem Olarak Televizyon ve Postmodernizm

Bir Şirket Olarak Televizyon

  Kapitalist toplumdaki tüm diğer kurumlar gibi televizyon da varolan üretim tarzının yarattığı koşullar doğrultusunda belirlenir. Televizyon yayını yapan kuruluşların da amacı karını maksimize etmek ve sermaye birikimini sürekli arttırmaktır. Üreticiler ve çalışanlar toplam değerden en azı payı alan kesimdir ve sürekli yöneticilerinin baskısı altındadırlar. Bu anlamda televizyon tıpkı diğer ekonomik kuruluşlar gibi toplumda varolan… Bir Şirket Olarak Televizyon

Televizyon ve Hegemonya

Televizyonun bir ideolojik aygıt olarak kavranması, her ne kadar televizyon pratikleri ve televizyonun bir toplumsal süreç içinde değerlendirilmesi çerçevesinde anlamlıda olsa, bir takım sınırlılıklar ve zayıflıklar gösterir. Bu zayıflıklardan en önemlisi ideolojinin tek yönlü, sınırlayıcı ve tümüyle maddi ilişkiler üzerinden değerlendirilmesi ile ilgilidir. Öncelikle televizyonda gerçekliğin kurulması, bir tercih değil bir zorunluluktur. Gerçeklik insana verili… Televizyon ve Hegemonya