İçeriğe geç

Kültürel Bir Sistem Olarak Televizyon ve Postmodernizm

Aydınlanma geleneği ile ivme kazanan, ‘kültür’ kavramının tarihte yolculuğu, ve günümüzdeki kavramsallaştırmaları her zaman sorunludur.  Kavram tarihsel olarak çok yeni olmakla beraber, geçirdiği evrim çok hızlı ve köklüdür. Kültür’ün anlamlarındaki değişim, kendisi ile aynı zamanlarda gelişen ‘toplum’, ‘ekonomi’ ve ‘uygarlık’ kavramlarıyla etkileşim içinde oldu. ‘Kültür’, bu süreç içinde eskiden kullanıldığı gibi hayvan ve bitki ürünlerinin… 

Bir Şirket Olarak Televizyon

  Kapitalist toplumdaki tüm diğer kurumlar gibi televizyon da varolan üretim tarzının yarattığı koşullar doğrultusunda belirlenir. Televizyon yayını yapan kuruluşların da amacı karını maksimize etmek ve sermaye birikimini sürekli arttırmaktır. Üreticiler ve çalışanlar toplam değerden en azı payı alan kesimdir ve sürekli yöneticilerinin baskısı altındadırlar. Bu anlamda televizyon tıpkı diğer ekonomik kuruluşlar gibi toplumda varolan… 

Televizyon ve Hegemonya

Televizyonun bir ideolojik aygıt olarak kavranması, her ne kadar televizyon pratikleri ve televizyonun bir toplumsal süreç içinde değerlendirilmesi çerçevesinde anlamlıda olsa, bir takım sınırlılıklar ve zayıflıklar gösterir. Bu zayıflıklardan en önemlisi ideolojinin tek yönlü, sınırlayıcı ve tümüyle maddi ilişkiler üzerinden değerlendirilmesi ile ilgilidir. Öncelikle televizyonda gerçekliğin kurulması, bir tercih değil bir zorunluluktur. Gerçeklik insana verili… 

Televizyon ve İdeoloji

“Bilinç hiçbir zaman bilinçli varoluşun ötesinde bir şey olamaz, insanın varoluşu insanın gerçek yaşam süreçleridir. İdeoloji de insanların ve insanların oluşturdukları olayların camera obscura’da olduğu gibi ters görünmesinin nedeni insanların tarihsel yaşam süreçleridir, aynı şekilde nesnelerin retina’da bütün bütüne ters görünmesinin nedeni de nesnelerin fiziksel yaşam süreçleridir.”[1] -Marx’ın karmaşık benzetmelerle tanımladığı ideoloji, bilincin de bir… 

Televizyon Temsil ve Söylem

İmgelerin ve görüntülerin toplumsal ilişkilerdeki belirleyici rolü çerçevesinde televizyon pozitivist bir çıkış noktasından eleştirilir. Taklitçi (mimetic) yaklaşım olarak adlandırılabilecek bu eleştiri doğrultusunda televizyon, kamera merceğini dünyaya açılan bir pencere olarak inşa eden bir saydamlık eğretilemesi üzerine temellendirilmiştir. Bu yaklaşım Plato’nun sanatı olumsuzlarken kullandığı ‘temsilin temsili’ düşüncesini televizyon üzerinden tekrar eder.  Nesnel bir gerçeklğin varlığını a… 

Televizyon ve Teknoloji

Teknoloji nedir? Teknoloji basitçe, yaşamı kolaylaştıran araçların üretimini kapsayan beşeri bir eylem midir? Öyle bile olsa yaşamı kolaylaştırmanın bedeli nedir? İnsan bu bedeli nasıl ödemiştir? Teknoloji bir ‘denetim’ ve ‘rasyonalite’ sorunsalıdır.[1] Ancak teknolojinin ardında yatan motivasyon, insanın yapamadıklarını yapabilme arzusunun bir ürünüdür. Bir şeye duyulan arzu, her zaman bir şeye rağmen duyulur. İnsanın duyduğu arzu,… 

Sosyal Medya ve Siyaset

Etkileşimli iletişim kurulabilmesi, siyasetçinin kısa sürede daha geniş kitleye hitap edebilmesi ve onların tepkisini daha rahat ölçebilmesi sosyal medyayı güçlü bir siyasal iletişim aracı haline getirdi. Vatandaşlar sosyal medya araçlarını kullanarak görüşlerini daha rahat ifade edebiliyor ve siyasetçilerin söylemlerini yorumluyor ve cevaplayabiliyorlar. Günümüzde, Türkiye’de dahil olmak üzere tüm dünyada birçok siyasetçi, bakan ve başkan sosyal… 

Sinema Lez: Yeni Eşcinsel Sinema

1980’li yıllardan önce ana akım sinemada lezbiyenliğin korku filmleri dışında yer bulamaması, sadece ideolojik koşullanma ile açıklanmamalıdır. Elbette sansür lezbiyenliğin perdeden yansımasını engelleyen önemli bir etkendi. Buna ek olarak içinde lezbiyen temsiller barındıran filmlerde vampirlik, nefret, kıskançlık, canilik, canavarlık gibi klişelere saplanıp kalmışlardır. Ancak seksenli yıllara kadar hiçbir büyük bütçeli Holywood filminde lezbiyenlik açıkça gösterilmemiştir.… 

Sinema Lez: Vampirler ve Sansür

Sinema bir çeşit dil olarak ve geçtiğimiz yüzyılda toplum üzerinde çok etkili olan bir kurum, bir sanat dalı olarak iktidar mücadelesinin en şiddetli yapıldığı alanlardan biridir. Egemen söylem eşcinselliği ve özelde lezbiyenlği daha en baştan sinemadan dışlamış, onu yok saymış, reddetmiş ve maskelemiştir. Lezbiyenliğin var olduğu sayılı filmlerde ise bu cinsel kimlik ayıplanmış ve aşağılanmıştır.… 

Sinema Lez: Holywood

1960’lı yıllardan 2000’li yıllara Holywood’un lezbiyenliğe yaklaşımında büyük bir değişim oldu. 1960’larda lezbiyenlik sadece bir iki filmde yer alabilmişti. 1970’li yıllar lezbiyen vampir filmlerinin çoğaldığı, bir korku filmleri alt türü haline geldiği yıllar oldu. 1980’li yıllarda ise vampir filmleri etkisini hâlâ sürdürüyordu. Bununla birlikte tek tük bağımsız lezbiyen filmleri çekiliyordu. 80’lerin sonuyla birlikte lezbiyen filmlerin… 

Obama’nın Sosyal Medya Odaklı Seçim Kampanyası

2008 ABD Başkanlık Seçimleri sürecinde Barack Obama seçim kampanyasını gençler üzerine kurgulamış ve gençlere ulaşmanın en iyi yolu olarak gördüğü sosyal medyayı kampanyasının odak noktası haline getirmiştir. Barack Obama bu sürecin sonunda dünyanın en büyük sosyal medya başarısına imza atarak ABD Başkanı seçilmiştir. Barack Obama’nın 4 Kasım 2008 seçim kampanyasının sosyal medya ayağını Facebook’un kurucularından… 

Haklı Savaş Var mı?

Kemal Gökhan Gürses, bu kısır, dünyadan kopuk, kafayı aşk-meşkle bozmuş kültürel üretim alanında, her gün Ayşegül Savaşta adlı bir çizgi roman yapıyor. Radikal gazetesinin sayfalarında haftanın yedi günü (pazar günleri haftanın özeti) yayınlanan çizgi romanın ilk bölümü Irak Şahini geçtiğimiz aylarda kitap halinde yayınlandı. Kemal Gökhan çizgi romanında, bir savaş muhabirini, Ayşegül’ü, baş karakteri olarak… 

Jean Genet: Bir Kez Oğlancı İki Kez Filozof

Jean Genet’nin homoseksüelliğe karşı tavrı, hızlı hayatının birçok evresinde değişimlere uğradı. Bununla birlikte, içinde yaşadığı toplumdaki değişimler de onun fikirlerini derinden etkiledi. Romanlarında, ıslahevinde ve hapishane öğrendiği homoseksüel rolleri ve homoseksüelliğin sado-masoşistik biçimlerini sundu. Hapishanelerdeki şiddeti bahane ederek, erkek/mahkum dünyasında homoseksüelliğe karşı savaşan tüm muhafazakarlara karşı Genet, tek başına sistemi savundu. “Bana göre, ben seçilmiş… 

Dark City: I Don’t Like the Drugs But Drugs Like Me!

Hegemonya kavramı ilk olarak milletlerarası ilişkilerde siyasal yönetim ve egemenlik anlamında kullanılmaya başlandı. Neo-Marksist yaklaşımlar, kavramı toplumsal sınıflar arasındaki ilişkileri kapsayacak şekilde yeniden tanımladılar. Ve nihayet, Gramsci yönetim ve hegemoya kavramları arasında bir ayrım yaparak, toplumların bunalım dönemleri dışındaki olağan durumlarda toplumsal, siyasal ve kültürel güçler arasındaki iç içe geçmiş karmaşık ilişkileri hegemonya kavramı ile… 

Arap Baharı ve Sosyal Medya

Arap Baharı 18 Aralık 2010’da Tunus’ta başlayarak, Cezayir, Mısır, Libya, Bahreyn, Ürdün, Yemen ve Suriye’de büyük çapta; Moritanya, Suudi Arabistan, Umman, Irak, Lübnan ve Fas’ta küçük çapta olmak üzere tüm Arap Dünyası’nda baş gösteren mitingler, protesto gösterileri ve halk ayaklanmalıdır. Protestolar, Arap Dünyası’nda başta gelen sorunlardan olan işsizlik, enflasyon, siyasi yozlaşma, ifade özgürlüğü, usulsüzlükler ve… 

Frost/ Nixon ve Bush ve Çiller

Ron Howard, Apollo 13 (1995), Akıl Oyunları (A Beautiful Mind, 2001), Cindrella Man (2005) gibi Akademi üyelerinin sevdiği filmler ile Ransom (1996), Grinch (How the Grinch Stole Christmas, 2000) Da Vinci’nin Şifresi (The Da Vinci Code, 2006) gibi gişe canavarı filmleriyle tanınan, tiyatro (Broadway) kökenli bir yönetmen. Frost/Nixon filmiyle de bu özelliklerini harmanlamış ve ortaya… 

Gıda Lmt. ya da Bırakınız Yapsınlar…

9. AFM Bağımsız Filmler Festivalin’de gösterilen Gıda Ltd (Food Inc.) adlı belgesel ne yediğimiz ve gelecekte neler yemek durumunda kalacağımız konusunda tekrar düşünmeme sebep oldu. Belgesel, ABD’deki gıda sektörünün geldiği durumu önümüze seriyor. ‘Gelişmekte olan’ kapitalist bir ülkede yaşayanlar olarak ABD’deki durumlar bizi yakından ilgilendirmeli. Ne de olsa politikacısıyla, bürokratıyla yöneticilerimizin model aldığı neoliberal bir… 

Marshall McLuhan

Herbert Marshall McLuhan 1928’de mühendis olma amacıyla girdiği Wisconsin Üniversitesinden 1934’de mezun oldu. Aynı üniversitede İngiliz edebiyatı üzerine yüksek lisans yaptı. 1936-37 arasında Wisconsin Üniversitesi’nde, 1937-1944 yılları arasında ise St. Louis Universitesi’nde dersler verdi. Dersleri genellikle Amerikan popüler kültürünü çözümlemeye yönelikti. Cambridge Üniversitesi’nde 1939’da ikinci yüksek lisansını tamamladı. İngiliz satirist Thomas Nashe üzerine yazdığı doktora… 

Buñuel’in Altın Çağı’ı

İzleyiciye vermek istediğim en temel düşünce şudur: Hiçbir zaman mümkün olan dünyaların en iyisinde yaşadığımız inancına kapılınmamalıdır, çünkü böyle değildir.   Luis Buñuel HARCI DIŞKI OLAN BİR MEDENİYETİN MAHKUMİYETİ Buñuel ilk filmi Endülüs Köpeği’nin (Un Chien Andalou, 1929) başarısından cesaret alarak yeni bir film yapmak için kolları sıvar. Bu kez Gerçeküstücü teknikleri ve temaları kullanma konusunda… 

Küresel Isınma Versus Mantar Tıpa

Bu sene yurdun batı bölgelerinde kış biraz hafif geçti ya, küresel ısınma medyamızın gündemine oturuverdi. Aslında gazete ve televizyonların gündemini her daim bir takım trendler belirliyor. Mesela geçen sene okulda şiddet başlığı altında bolca kavga eden öğrenci, yaralanan öğretmen haberleri sundular bize. Sanki daha önce böyle bir şey yokmuş da, birden öğrenciler galeyana gelip birbirlerine,…